Ziyaret
6326
Güncellenme Tarihi: 2011/07/14
Soru Özeti
Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
Soru
Gaybî varlıkların varlık felsefesi hakkında açıklamada bulunur musunuz? Veya herhangi bir site veya kitap önerebilir misiniz?
Kısa Cevap

Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî cevherleriyse, bu hususta birçok delilin böyle varlıkların varlık gerekliliğini açıkladığını belirtmemiz gerekir. Mesela: İlahi kemallerin sonsuz olması böyle bir âlemin yaratılmasını gerekli kılar; zira Yüce Allah tüm kemallere sahiptir ve kemal sahibi varlığın izharda bulunması (gaybî varlıklar ve gayb âlemi) da kemallerden biridir. Bu yüzden böyle bir âlemin Allah tarafından yaratılması zorunludur. Artı, bu varlıklar bu evrenin özne ve nedenler dizisinde yer alırlar.

Ayrıntılı Cevap

Bu soruyu anlamak için birkaç noktaya işaret etmemiz gerekmektedir:

A. Gaybin tanımı hakkında şu açıklamalar yapılmaktadır:

1. Gayb insanın duyu ve idrakine sığmayan şeyden ibarettir. Mesela Yüce Allah, O’nun yüce ayetleri ve vahiy gibi şeyler tümüyle bizim duyularımız dışındadır.[1]  

2. Gayb gizli, saklı ve bizim bilgimiz dışında olan şeye denir.[2]

3. Bazı felsefeciler gaybin hissedilmeyen ve işaret edilmeyen şeye dendiğini belirtmişlerdir.[3]

4. Bazı tanımlarda da gayb âleminin soyutların aklî cevherler âlemi olduğu ifade edilmiştir.[4]

Netice itibariyle şunlara ifade edilebilir: Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur:

1. Mekânsal Gayb

Kur’an Hz. Yusuf (a.s) kıssasında buna benzer olarak şöyle buyuruyor: “Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın.”[5] Yani onu öldürmeyin, kuyunun derin/gaybî bir noktasına atın denilmektedir.

2. Zahirî Duyular Ötesindeki Gayb

Kur’an Hz. Süleyman (a.s) kıssasında şöyle buyuruyor:

“Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”[6] Burada Hüdhüd’ün kaybolmasından kasıt, onun göz ve duyulardan ötede olması ve kaybolmasıdır.

3. Fikir Ve İlim Ötesindeki Gayb

Kur’an gaybin bu mertebesi hakkında şöyle buyuruyor:

"وَ یَقُولُونَ خَمْسَةٌ سادِسُهُمْ کَلْبُهُمْ رَجْماً بِالْغَیْبِ .... قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِما لَبِثُوا لَهُ غَیْبُ السَّماواتِ وَ الْأَرْضِ"[7]

“Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.”

4. Marifet Ve Basiret Ötesindeki Gayb

Kur’an bu mertebe hususunda şöyle buyuruyor:

“O, gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.”[8]

5. Gayb Ve İlahî İlim

Yüce Allah’ın sonsuz ilmi olması nedeniyle kendisi için gaybî ve gizli bir husus yoktur ve O başkalarının bilmediği şeyleri bilmektedir. Kur’an gaybın bu mertebesi hakkında şöyle buyurmaktadır: “Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.”[9]

Bundan dolayı gayb âleminin bir takım mertebeleri olduğu ve bir şeyin bir şahıs için gayb ve kayıp ama bir başka şahıs için ise bulunur ve var olabileceği söylenebilir. Gaybın nispî olması insanların mertebelerdeki ihtilafından ve taşıdıkları var olma gücünden kaynaklanır. Bir şahıs melekûtta var olma gücü taşıyabilir ve melekût âlemi bu şahsın yanında hazır olabilir. Böyle bir durumda melekût âlemi bu şahıs için gayb olmaz. Ama bu melekût âlemi böyle bir aşamaya gelmemiş başka bir kimse için ise gayb olur. Bununla birlikte biz gaybın manasını şahısların hallerini temel alarak tanımlamıyoruz ve fertlerin genel durumunu göz önünde bulunduruyoruz. Her halükarda eğer sizin gayb âlemindeki varlıklardan kastettiğiniz soyutların aklî cevherleriyse, bu hususta birçok delilin böyle varlıkların varlık gerekliliğini açıkladığını belirtmemiz gerekir. Aşağıda bu delillerin bazılarına değineceğiz.

1. Gayb Âleminin Gerekliliğine Dair Aklî Delil

 Yüce Allah tüm kemallere sahiptir ve kemal sahibi varlığın izharda bulunması (gaybî varlıklar ve gayb âlemi) da kemallerden biridir. Bu yüzden böyle bir âlemin Allah tarafından yaratılması zorunludur. Bu delilin anlaşılması için bir takım noktalara dikkat etmek meseleyi daha iyi kavramaya neden olacaktır:

Birinci Nokta:

Yerinde ispatlandığı üzere Allah hiçbir ihtiyacı olmayan bir varlıktır ve bu yüzden tüm kemal mertebelerini taşımaktadır. Bunu kabul etmediğimiz takdirde Yüce Allah taşımadığı her kemal oranınca muhtaç olacak ve muhtaç bir varlık da Tanrı olamayacaktır. Aynı şekilde şöyle de söylenmektedir: Tüm kemal mertebelerini taşıyan bir varlık hakkında farz edilen her kemal derecesi kesinlikle kendisinde tahakkuk etmiştir; yani o tüm mümkün kemalleri taşımaktadır.[10]

İkinci Nokta: Gayb âlemi madde âleminin taşımadığı bir takım kemallere sahiptir. Had, sınır ve tanım hakkındaki ihtilaflar bir yana, bu âlem bir takım özelliklere sahiptir ve bu özellikler bu âlemin madde âleminden üstün olmasına neden olmuştur. Mesela:

1. Bu âlem madde ve istidattan yoksundur. Bundan dolayı soyutlar âleminde bulunan her şey bilfiil ve sabittir, değişmezdir ve zamandan uzaktır. (Burada bulunan) şeylerin tüm hakikati ortadadır ve tedricilik mevcut değildir. Sürekli değişim halinde bulunan madde âleminin tersinedir. Bunun için madde âlemi elle tutulur değildir. Çünkü her anda sadece eşyanın hali mevcuttur, geçmiş ve gelecek kayıptır. Madde âleminde her şey geçicidir.[11]

2. Madde mekân, zaman, hacim ve üç boyutla sınırlıdır. Oysaki soyut varlıklar mekân, zaman, hacim ve dış boyutlarla sınırlı değildir ve her zaman ve mekânda var olabilirler. Bu meziyet ve üstünlük madde âlemindeki birçok çelişki, şer ve sınırlılığın soyutlar âleminde olmamasına neden teşkil etmektedir.[12]

3. Madde duyusal olarak işaret edilme, şekil, renk, bölünme, birleşme ve bir sürü çokluk kabiliyetine sahiptir. Bu çokluklar madde âleminin sınırlılığını artırmaktadır. Hâlbuki bu sınırlılıklar soyutlar âleminde mevcut değildir ve gayb âlemindeki varlıkların sınırsız olmaları da gayb âlemi için büyük bir meziyettir ve bu âlemin çok güçlü olduğunun ve de varlıksal olarak daha çok kemallere sahip bulunduğunun göstergesidir. Elbette bu manaları olduğu gibi idrak etmek çalışmak, çabalamak, tevessül etmek, varlığın kaynağına yönelmek ve değişik ilimleri öğrenmek ile hâsıl olur. Bu kavramlarla sadece hafif ve bu manalardan uzak bir koku alınabilir.[13]

Üçüncü Nokta: Kemalin zuhuru ve ortaya çıkartılması, diğer kemallere ek olarak ayrı bir kemaldir. Yerinde ispatlandığı üzere kemal sahibinin varlığını izhar etmesi de kemallerden biridir ve belirttiğimiz gibi O’nun için genel bir imkânla mümkün olan her şey, kendisi için farzdır. Bu yüzden böyle bir âlemin (gaybî varlıklar ve gayb âlemi) Allah tarafından yaratılması zorunludur; yani böyle bir âlemi yaratmamak bir kemale sahip olmamak demektir. Bu da Allah’ın ilahi özelliğiyle ve O’nun sonsuzluğuyla çelişmektedir.

Belirtilenlerden elde edilen netice şudur: Soyutlar âlemi bu âlemde olmayan bir takım kemal ve hususiyetlere sahiptir ve bu da soyutlar âleminin mutlak kâmil varlık tarafından yaratılmasını zorunlu kılmaktadır (çok açık olduğu üzere bu zorunluluk zata dayatılmaktan değil, bizzat mutlak kâmil zattan kaynaklanmaktadır). Çünkü Allah’ın kemallerinin sonsuz zuhuru, soyut ve maddî varlıklarda bulunan tüm kemallerin zuhuruna bağlıdır.

2. Soyutlar Âlemi Bu Âlemin İcat Nedeni Ve İlahî Feyzin Vasıtasıdır

Hikmette ispat olduğu üzere soyutlar âlemi bu âlemin icat nedeni ve ilahî feyzin vasıtasıdır. O olmaksızın bu âlemin tahakkuk etmesi mümkün değildir.[14] Elbette bu konuların tümü, Allah’ı bu âlemden dışarı bilmemiz farzına bağlıdır. Eğer Allah da soyut ve veya gayb sıfatı altında değerlendirilecek olur ve zatının künhü tüm varlıklar için bilinmez olduğundan Allah da gaybtır ve hatta gaybu’l-guyubdur[15] denirse, bu durumda asla bu soruya yer kalmaz; zira O’nun yokluğu tüm evrenin yok olmasına neden olacaktır.

3. Gayb Âlemindeki Varlıkların Gayb Olduğuna İlişkin Estetik Delil

Gizli ve aşikar olmak güzelliği artırır: Madde âleminin güzelliklerinden birisi bazı şeylerin gizli ve bazı şeylerin de aşikar olmasıdır. Birçok şey aşikâr olmaması kaydıyla güzel sayılmaktadır ve zahir olması durumunda madde âleminin güzellik ve kemaline halel getirecektir. Mesela insan bedeninin tüm uzuvları aşikâr olsaydı, insanın çehresi oldukça çirkin ve tahammül edilemez olurdu ve zahirî güzellikleri yok olurdu. Oysaki insan bedenindeki sindirim, kan dolaşımı ve görme sistemlerinin varlığı güzel sayılmakla birlikte zorunlu da addedilmektedir. Ama onların güzelliği gizli olmalarındadır. Aşikâr olmaları durumunda güzelliğe halel getirirler. Elbette bu gizli olma sadece bizim için bir örneklik teşkil eder, yoksa bedenin içi kavramsal olarak gayb sayılmaz. Aynı şekilde yaratılış âleminde de varlığı zorunlu olan ama zahir olmaları ya mümkün olmayan ya da kemalleri açısından gizli kalmaları gereken bir takım varlıklar mevcuttur.

Özet olarak söylemek gerekirse gaybî varlıkların varlıksal felsefesinin bir kısmı şunlardan ibarettir:

1. Bu varlıklar, ilahî mutlak kemallerin zuhurunun gereğidir.

2. Madde âleminin tahakkuk etmesinde vasıtanın bulunması zorunludur.

3. Evrendeki bazı varlıkların gayb ve gizli olması onların güzelliklerini artırmaktadır.


[1] Tabatabai, Seyid Muhammed Hüseyin, Tefsirü’l-Mizan, Mütercim: Musevi Hemedani ve Seyid Muhammed Bakır, c. 1, s. 73, Defter-i İntişarat-ı İslamî Camia-i Müderrisin-i Havza-ı İlmiye-i Kum, Kum, çap-ı pencom, 1374 ş.

[2] Kur’an’da şöyle buyrulmuştur: " إِنِّی أَعْلَمُ غَیْبَ السَّماواتِ وَ الْأَرْضِ" (Göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim). Ve

"تِلْکَ مِنْ أَنْباءِ الْغَیْبِ نُوحِیها إِلَیْکَ " (İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir).

[3] Ferheng-ı Istılahat-ı Asar-ı Şeyh İşrak, 271, Gayb: …s. 271.

[4] Fususu’l-Hikem Ve Şerhuhu, eş-Şerh, s. 71, هو عالم الغیب المقابل لعالم الشهادة و هو عالم الجواهر العقلیة من المجرّدات

[5] Yusuf, 10.

[6] Neml, 20.

[7] Kehf, 22.

[8] Cin, 26.

[9] En’am, 59.

[10] Tercüme-i Tefsirü’l-Mizan, c. 17, s. 580.

[11] Şerh-u Fususi’l-Hikem, metin, s. 176, (14) (ilk ilim vahdaniydi, ikinci ilim ise kesretti) Şerh-u Fususi’l-Hikem, metin, s. 208, (16) (sonsuz yaratılış aleminde imkansızdır, emir aleminde ise farzdır) Fususu’l-Hikem Ve Şerhuhu, eş-Şerh, s. 126, (32) فص فی ماهیة الملائکة و کیفیة استفادة النبی منها s. 126.

[12] Şerh-u Fususi’l-Hikem, metin, s. 276 (30) (Ceberut aleminin şekilsiz, geleceği gören ve rol alan ruhu).

[13] el-Hikmetü’l-Mütealiye Fi’l-Esfari’l-Akliyeti’l-Erbaa, c. 7, s. 227, الرابع أن کون وحدة الصادر الأول عددیة s. 226.

[14] Şerh-u Fususi’l-Hikem, metin, s. 221 (17) (Rububi alem, emir alemi, yaratılış alemi, ve alemlerin aşkın mebdee dönüşü); el-Hikmetü’l-Mütealiye Fi’l-Esfari’l-Akliyeti’l-Erbaa, c. 6, s. 99, el-Fasl (8)

 فی أن واجب الوجود لا شریک له فی الإلهیة و أن إله العالم واحد ...”, s. 92; Fususu’l-Hikem Ve Şerhuhu, eş-Şerh, s. 126, (32)

فص فی ماهیة الملائکة و کیفیة استفادة النبی منها ..., s. 126; Şerh-u Fususi’l-Hikem, metin, s. 311 (45) (Vehim ve his mananın karışık ve fiili içeriğini idrar eder).

[15] (İrfan ıstılahı) Hz. Hüviyet-i Gayb, zatın dışarıdakilerin koşullamasından arı olarak ve O’nun dışındakilerden sarf-ı nazar edilerek mülahaza edilmesinden ibarettir. Buna Hz. Gaybu’l-Guyub, Butunu’l-Bevatin ve Hüviyet-i Mutlaka da denir.

Ferheng-i Maarif-i İslamî, c. 3, s. 740.

 Ferheng-i Maarif-i İslamî, c. 2, s. 1382.

-(İrfan ıstılahı) Ahadiyet-i Cem mertebesi Gaybu’l-Guyub, Gaybu’l-Meknun ve Gaybu’l-Masun olarak adlandırılır. (Istılahat-ı Şah Nimetullah, s. 70).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Acaba Şia mezhebinden Sünni mezhebine geçmek caiz mi?
    360 Diğer Konular 2018/12/08
    Esasen din ve inanç insanın akıl ve mantık yoluyla hakikati araştırması ve araması sonucu kendi seçimiyledir. İnsan temel inançlarında araştırma yapmalı ve hakikate ulaştıktan sonra onu seçmelidir. Din ve mezhep insana büyüklerinden miras kalmaz. Buna binaen dinin temel inançlarında taklit caiz değildir.[1] Zira din, ...
  • Kız ve oğlan elçilik ve nişanlılık aşamasından sonra ve nikahtan önceki ilişkileri nasıl olmalıdır?
    7972 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/03/07
    Hikmet sahibi Allah kadın ve erkeği birbiri için yaratmıştır. İslam’a göre kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar; zira birbirlerine sükunet vermekte, cinsel, ruhsal ve duygusal ihtiyaçlarını gidermekteler. İslam, her iki tarafında ...
  • Namaz kılındığında büyük sureleri okumak için bilgisayardan faydalanılabilir mi?
    3310 Kıraat 2010/07/17
    Ayakta namaz kılamıyorsanız ve sandalyede oturarak namaz kılmak zorundaysanız, bilgisayar masasının üzerinde diğer şartlarada riayet etmek kaydıyla namaz kılmanın sakıncası yoktur. Namazda Kur’an’ın uzun surelerini monitörden okumak ise caizdir. ...
  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    4945 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Kur'an'ın tafsili ile tefsiri arasındaki fark nedir?
    5192 Kur’anî İlimler 2011/06/12
    "Fasallana" lügatte bir şeyi bölümlere ayırmaya ve düzenlemeye denir. Buna göre A'raf suresinin 52. ayetinde yer alan "Fassalna" cümlesinden maksadın Kur'an'ın tedrici olarak indirilişidir. Kur'an toplu halde Kadir gecesinde nazil olduktan sonra tedrici olarak tekrar indirilmiştir.Ama tefsir, Kur'an ayetlerinin manalarını açıklamak ve ayetlerden maksadı belirlemek anlamındadır. Buna göre ayetlerin ...
  • İslamla Hıristiyanlığın maneviyatları arasındaki farklılıklar nedir?
    6784 Yeni Kelam İlmi 2010/07/17
    Her dinin maneviyatının değer ve itibarı, o dinin kendisinin değer ve itibarıyla direkt olarak ilgilidir. Hıristiyanların kendi itiraflarına görede onların dini akla yatkın olmayan öğretilerle doludur. Dolayısıyla bu gibi kaynaklardan gelen menaviyatta doğal olarak bir sürü yanlışlıklarla dolu olacaktır. İslamın maneviyatıyla Hıristiyanlığın maneviyatı arasındaki temel fark işte buradadır; ...
  • İslami düzende orta derecede yer alan idareciler de velayet ve geniş alanda yetkilere sahip midir? Bunlara muhalefet etmek de şeriatın karşısında yer almak sayılır mı?
    3937 نهادهای حکومت دینی 2012/06/11
    Şia fıkhının ilkeleri esasınca toplumun idaresi ilk planda masum liderlerin sorumluluğundadır ve ikinci planda masumun genel ya da özel iznine sahip olan ve toplumu idare etme liyakati olan kimselerin sorumluluğundadır. Her halükarda çeşitli bölgelerin idari işleri için masum kendi temsilcilerinin emirlerine tabi olunmasını belirliyor ve ...
  • Cemaat namazında mezhebi Sünni olan bir imama iktida etmek caiz midir?
    5199 Varie 2014/01/21
    Ehlisünnetin cemaat namazına katılmak ve onlara uymak sakıncasızdır. Bazı nakledilen muteber hadislerde onların namazlarının ilk safında durup onlara katılanlar Allah Resulü’nün (s.a.a) arkasındaki ilk safta durup namaz kılan kimseye benzetilmiştir.[1] Ama imkân dâhilinde Şialar gibi namaz kılınmalıdır. Eğer bir takiye durumu bulunmuyorsa ve Ehlisünnet ...
  • Kendimden nasıl şehvani düşünce ve hayalleri uzaklaştırmalıyım?
    24984 Pratik İrfan 2011/10/29
    Şeytansal fikirler ve düşünceler herkesin zihnine hutur ediyor. Ama insan bu fikir ve düşüncelerin yerini dolduracak ve insanı iyiliklere sevk eden başka düşünce ve fikirler bulmalıdır. Böylece insanı pislik ve kötülüklere duçar etmeden bu şeytansal fikirlerin önünü kesip onlardan fasıla almalıdır. ...
  • Evde kedi beslemenin hükmü nedir?
    57 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/10/02
    Fakihlerin evde kedi barındırmanın caiz olduğu noktasında hiçbir kuşkuları yoktur. Bilakis Masum İmamlar rivayelerde bizleri bu amele teşvik etmişlerdir. ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    293432 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    184619 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112258 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    107344 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    101360 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99386 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    87913 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82047 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    81330 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73579 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...