Gelişmiş Arama
Ziyaret
6970
Güncellenme Tarihi: 2011/11/21
Soru Özeti
Âlimlerin kendini Ayetullah ve Hüccetü’l-İslam unvanlarıyla tanıtması tekebbür değil midir?
Soru
Bilgin ve âlim olduğu varsayılan bir ferdin kendini bu unvanlar (bilgin ve âlim olarak) tanıtması ve örneğin bir Ayetullah’ın kendini tanıtırken ben Ayetullah’ım veya bir ruhaninin ben Hüccetü’l-İslam’ım demesi gayri ahlakî değil midir? İmamlar kendilerini tanıtırken kendilerini imam olarak adlandırmakta mıydılar? Bu şekilde kendini tanıtmak, zihne hodbinlik ve tekebbürü yansıtmaz mı?
Kısa Cevap

Tevazu, insanın gelişmesine neden olan çok beğenilen sıfatlardan biridir. Bunun mukabilinde tekebbür ve kendini büyük görme ise çok çirkin ve kötüdür. Tekebbür, insanın kendisini başkaları karşısında olduğundan daha çok ve büyük göstermesidir. Bu nedenle, eğer insan kendini gerçekte olduğu gibi tanıtırsa, tekebbür etmemiş ve sadece tevazuu terk etmiş olur. Halkın yeteneklerini bilmesi ve yardımlarıyla sorunlarını çözebilmesi için birçok yerde âlim, bilgin ve uzmanların kendilerini halka tanıtması gerekir. Peygamberlerin meselesi çok önemli ve hayati olduğundan, onlar Allah tarafından kendilerini topluma tanıtmakla ve peygamberliklerini ispat etmek için mucize getirmekle memur kılınmışlardı. Aynı şekilde masum imamlar (a.s) Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve önceki imam tarafından halka tanıtılmalarına rağmen, birçok yerde bazı zorunluluklar gereği, şahsen geçmişlerini ve yeteneklerini dile getirmekte ve kendilerini toplumun imam ve önderi olarak tanıtmaktaydılar.

Ayrıntılı Cevap

Tevazu ve alçakgönüllülük insanın gelişmesine ve yükselmesine neden olan çok beğenilen sıfatlardan biridir. İmam Cafer sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah için tevazu ederse, Allah onun makamını yükseltir.”[1] Büyük insanlar genellikle tanınmazlar, yeteneklerini gizlerler ve hatta bazen öldükten sonra bile az bir grup dışında kimse onları tanımaz. Bunun mukabilinde, tekebbür ve hodbinlik ise çok çirkin ve kötüdür. İmam Ali (a.s) bu hususta şöyle buyuruyor: “Her kim halka karşı tekebbür ederse, Allah onu zelil eder.”[2] Tekebbür, insanın kendini olduğundan çok ve büyük tanıtması ve kendi makamından daha üstün olarak başkalarının kendisine saygı göstermesini beklemesidir. Bu nedenle, insan kendini gerçekliği ölçüsünde tanıtırsa, tekebbür etmemiş, sadece tevazuu terk etmiş olur. Elbette halkın yeteneklerini bilmesi ve yardımlarıyla sorunlarını çözebilmesi için birçok yerde âlim, bilgin ve uzmanların kendilerini halka tanıtması gerekir. Örneğin, bir uzman ve profesyonel doktor kendi muayenehanesinin önüne bir tablo koymaz, tahsil ve uzmanlığını oraya yazmazsa, yardıma ihtiyaç duyan hastalar onu nasıl tanıyabilir ve kendisinden ne şekilde yardım isteyebilir? Bu durumlarda âlim, bilgin ve uzmanlar tevazuu kenara bırakmalı ve kendilerini tanıtmalıdır. Eğer gerçek bir uzman kendini halka tanıtmazsa, halkın sahte uzmanların tuzağına düşmesi bile muhtemeldir. İslam âlimleri hakkında da bu husus aynen geçerlidir. Eğer halk gerçek âlimleri tanımaz ve dinî meselelerde onlara müracaat etmezse, iddia sahibi sahte âlimlerin tuzaklarına düşüp sapmaları muhtemeldir. Bu nedenle, kendilerini halka tanıtmaları ve bu sayede halkın onları tanımayla sahtekârların tuzağına düşmemesi için gerçek bilgin, âlim ve uzmanları ödüllendirmek ve teşvik etmek gerekir. Elbette gerçek bilgin, âlim ve uzmanların bizzat kendilerini tanıtmaması ve diğer kurumların bu işi üstlenmesi durumunda, birçok ithamın bertaraf olacağı inkâr edilemez. Hâliyle peygamberlerin meselesi çok önemli ve hayati olduğundan, onlar Allah tarafından kendilerini topluma tanıtmakla ve peygamberliklerini ispat etmek için mucize getirmekle memur kılınmışlardı. Böylece halkın mucize vasıtasıyla gerçek peygamberleri nübüvvet iddiasında bulunanlardan ayırması hedeflenmiştir. Aynı şekilde masum imamlar, (a.s) Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve önceki imam tarafından halka tanıtılmalarına rağmen, bazı bireylerin iddiada bulundukları yerlerde, halka gerçeği duyurmak ve onların kendi imamlarını desteklemede ve ona itaat etmede görevlerini yerine getirmeleri için, şahsen kendilerini tanıtmakta ve geçmişlerini ve yeteneklerini beyan etmekteydiler. İmam Ali (a.s) kendini tanıtırken şöyle buyurmaktadır: “Ben sizin peygamberinizin vâsii, halifesi, muttaki ve müminlerin imamı ve onların emir ve velisiyim…”[3]



[1] Kuleyni, el-Kâfi, c. 2, s. 122, h. 3, Daru’l-Kütübi’l-İslamiye, Tahran, 1365, "قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ (ع): مَنْ تَوَاضَعَ لِلَّهِ رَفَعَهُ اللَّهُ وَ مَنْ تَکَبَّرَ وَضَعَهُ اللَّهُ"

[2] el-Kafi, c. 8, s. 18, h. 4: "قَالَ علی (ع): َ مَنْ تَکَبَّرَ عَلَى النَّاسِ ذَلَّ"

[3] İbn. Şazan-ı Kumi, Mietün Mankabe, s. 59, çap-ı Medrese-i İmam Mehdi, Kum, 1407:

  المنقبة الثانیة و الثلاثون: "أمیر المؤمنین ع قال و الله لقد خلفنی رسول الله ص فی أمته فأنا حجة الله علیهم بعد نبیه و إن ولایتی لتلزم أهل السماء کما تلزم أهل الأرض و إن الملائکة لتتذاکر فضلی و ذلک تسبیحها عند الله أیها الناس اتبعونی أهدکم سبیل الرشاد لا تأخذوا یمینا و شمالا فتضلوا أنا وصی نبیکم و خلیفته و إمام المتقین و المؤمنین و أمیرهم و مولاهم و أنا قائد شیعتی إلى الجنة".

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar