Gelişmiş Arama
Ziyaret
7926
Güncellenme Tarihi: 2009/09/22
Soru Özeti
Münafıklar ruhları çağırarak Müslümanlara sorun çıkarabilirler mi?
Soru
Münafıklar ruhları çağırarak Müslüman ülkelere sorun çıkarabilirler mi?
Kısa Cevap

Ruh çağırmak ve ruhlarla irtibata geçmek mümkün bir şeydir; yani akli yönden imkansız değildir ve ruhla irtibat kuranlar olabilir. Evliyalar ve nefislerine çok riyazet çektiren kimseler dışında galiba kimse bu işi yapamaz. Münafıklar kibirli, kendilerini beğenmiş ve nefislerinin esiri insanlar olduklarından riyazet çekmeye de güçleri yoktur. Bu yüzden asla böyle bir güce ulaşamazlar.

Onların Şeytani bir güçleri olduğunu farz etsek bile bu, başkalarına zarar vermede özgür oldukları ve hiçbir gücün onlara engel olamayacağı veya onlara karşı savunma imkanının olamayacağı anlamına gelmez.

Ayrıntılı Cevap

Ruh çağırmak ve ruhlarla irtibata geçmek mümkün olan bir şeydir; yani akli yönden imkansız değildir ve ruhla irtibat kuran kimseler olabilir.[1] Bu iş nasıl olur ve şu anda bu işi yapabilen kimse var mı konusunda elimizde bir bilgi yoktur.

 

Bu işi kimler yapabilir? Bu işi evliyalardan ve riyazet çeken kimselerden başka kimse yapamaz. Bilimsel yollarla da olacak iş değildir.

 

Daha geniş bir açıklama için bir kaç konuya işaret ediyoruz:

 

1- İnsan beden ve ruh olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Beden ölümden sonra toprak olmakta ama ruh öteki aleme gitmekte ve orada baki kalmaktadır, kıyamete kadar da berzah aleminde kalacaktır. Ruh maddi olmadığı için maddi herhangi bir sınırlaması yoktur. Cam ve bulutun arkasından odaya sızan bir güneş ışını gibi her tarafta olabilir.

 

2- Bir çok ayet ve hadiste[2], ruhlarla irtibata geçmek, onlarla konuşmak ve onların konuşmaları duydukları vb. gibi gerçekler ispatlanmıştır. Allah Resulu (s.a.a) Kureyş’in (Bedir kuyusuna atılan) ölülerine şöyle buyurdu: ‘Sizler Allah Resulü için ne de kötü komşular idiniz…’ Bu işin faydasız olduğunu söyleyen Ömer’e şöyle buyurdu: ‘Sus ey Hattab’ın oğlu! Andolsun Allah’a sen onlarda daha çok duyan değilsin’[3]

 

Emir-ul Mü’minin Ali (a.s)’da Cemel savaşından sonra ölülere hitap ederek konuştu.[4]

 

Demek ki ruhlarla irtibat kurmak inkar edilemez bir gerçektir. Bundan daha ötesi her birimiz rüyalarımızda defalarca tanıdığımız ruhlarla (akrabalarımız gibi) sohbet etmiş ve belki de gelecekten haber almışızdır. Bunların hepsi ruhlarla irtibatın ve onları çağırmanın delilleridir.

 

Bu alanda asrımızın büyük Kur’an müfessiri Allame Tabatabi (k.s) ve onun kardeşi Allame Seyyid Muhammed Hüseyin İlahi Tabatabai’nin tecrübesi en güzel teyittir. Onlar anne ve babalarının ruhlarını çağırmış ve bazı haberleri almışlardır.[5]

 

3- Bazı zamanlar cin ve şeytanlar belli bir şahsın ruhunun yerine geçip ruhu çağırmak isteyen kişileri kandırmaları da ( ki ruhları çağırma toplantılarından nakledilen bilgiler de bunu teyit etmektedir) inkar edilmeyecek bir gerçektir. Öyleyse ruhla irtibat her zaman doğru olmayıp bazen yalandır. Ayrıca yine kimi sahtekar insanlar var ki, cinle irtibat kurar ve onu esir ederek, hatta hayal gücünden faydalanarak bazı işler yapar ve ruh çağırıyoruz diye yutturmaya çalışırlar. Bu yüzden insan uyanık olmalı ve onların tuzağına düşmemelidir.

 

4- Ruh çağırmak gerçek olsa da, sadece nefsiyle mücadele edip, onu kötülüklerden temizleyerek bu makama ulaşmış insanların yaptığı ruh çağırmadan elde edilen bilgilere güvenilebilir. Yoksa şer’i olmayan riyazetler çekerek böyle bir kudrete ulaşanların gittikleri yollara ve onların söylediklerine güvenilmez.[6]

 

Münafıkların böyle bir güce sahip olması konusuna gelince söylemek gerekir ki, onlar düşünce ve ahlaki yapıları yönünden mütekebbir ve nefislerinin köleleri kimseler olduğundan (özellikle kafirlere uşaklık edenler) asla böyle bir güce sahip olamayacaklardır. Ancak bunların kişiliklerinde bir dönüşüm söz konusu olursa böyle bir güce sahip olabilirler, o zamanda münafık olmaz ve Müslüman ülkeler örneğin İslam Cumhuriyetine karşı bir zarar vermek istemezler.

Her halükarda batıl yoldan böyle bir güce ulaştıklarını farz etsek bile böyle şeytani bir hileyi defetmek mümkündür. Nitekim bazıları Peygamber (s.a.a)’e de nazar etmek istemiş ama Allah onların büyü ve nazarlarını defetmiştir ve bunun için bazı emirler peygamber’e vermiştir.

 

Daha fazla bilgi için bkz:

1-Diğer Alemlerdeki Varlıklarla İrtibat, 293. Soru (Site:1747)

2-Şeytan ve Cin’in Gücü, 138. Soru (Site:883)

3-İnsanla Cin’in İrtibatı, 556. Soru (Site:606)

4-İnsan ve Cinle İrtibatı, 438. Soru (Site:468)



[1] -Nasır Mekarim Şirazi, Avd-u Ervah, s.63, 130

[2] -Örneğin Hz. Salih (a.s) kendi kavminin ruhlarıyla konuşmuştur: A’raf/77-79; veya Şuayb (a.s) geçmişlerin ruhlarıyla konuşmuştur: A’raf/85-93; yine Hz. Pegamber (s.a.a) Peygamberlerin (a.s) ruhlarıyla sohbet etmiştir: Zuhruf/45; veya Baki’de ölülerin ruhlarıyla konuşmuştur: Tabakat-ı İbn-i Saad, c.2, s.204; Sire-i İbn-i Hişam, c.1, s.453.

Emir-ul Mü’minin (a.s) Sıffin’den dönerken Kufe mezarlığının başında durup şöyle hitap etti: ‘Ey vahşet evlerinin, fakir yurtlarının ve karanlık kabirlerin sakinleri! Ey toprakla kucaklaşan ve vatanlarından uzak kalanlar! Ey vahşet ve korkunun mazharları! Siz bizden öne geçtiniz ve biz size varacağız. Ben size haber vereyim: Evlerinizi başkaları sahiplendi, eşlerinizi başkaları aldı, servetleriniz bölündü! Sizin yanınız da ne haberler var?’ Sonra ashabına dönüp şöyle buyurdu: ‘Eğer onlara konuşma izni verilseydi diyeceklerdi ki: En güzel azık takvadır.’ (Nehc-ul Belağa/ 179.Hutbe)

Bkz: Cafer Subhani, Asalet-i Ruh

[3] -Bihar-ul Envar, c.6, s.254, Ahundi baskısı

[4] -Hüseyni Tahrani, Mead Şinasi, c.2, s.242

[5] -Bu olayı Muhammed Hüseyin Hüseyni-i Tahrani’nin Allame Tabatabai’nin yaşamını anlatan ‘Mehr-i Taban’ adlı kitaptan okuyabilirsiniz.

[6] -Bkz: Diğer Alemlerdeki Varlıklarla İrtibat, 293. Soru (Site:1747)

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar