Gelişmiş Arama
Ziyaret
10536
Güncellenme Tarihi: 2012/01/29
Soru Özeti
Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
Soru
Bir genç Kur’an’a yönelmek, Kur’an’la iç içe olmak ve ona bağlanmak isterse ona tavsiyeniz ne olur?
Kısa Cevap

Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar.

Ayrıntılı Cevap

İmam Sadık’tan (a.s) rivayet edilen bir hadis, ebedi kurtuluşun gençlikte Kur’an’la iç içe olmanın neticesinde gerçekleşeceğini bildirir: ‘İmanlı genç Kur’an tilavet ederse, Kur’an onun etine ve kanına karışır, Allah onu meleklerin safına çıkarır ve Kur’an onun kıyamette koruyucusu olur... Kim bu işte daha fazla zorluğa düşse mükafatıda daha fazla olur.’[1]

Ancak Kur’an’ın maneviyatından pay almak için bazı şartlara riayet etmek gerekir. Onlarında en önemlisi takvalı olmaktır. İnsan her zaman Kur’an’la iki yönlü irtibatta olmalı ve Kur’an’dan aldığı her tavsiyeye amel ederek maneviyatta ilerlemenin ve Kur’an’ın diğer nüktelerinden faydalanmanın zeminini hazırlamalıdır. Yoksa Kur’an’ın tavsiyelerini bilmek ve onu okumak yalnız başına yeterli değildir.

Kur’an’ın bu konudaki şu ayetlerine dikkat edin:

1-‘Biz, Kur'an'dan, müminlere şifa ve rahmet olan ayetleri indiriyoruz ve bunlar, zalimlerin ziyanlarından başka bir şeyi artırmaz.’[2]

2-‘De ki: O, inananlara doğru yolu gösterir ve şifadır; inanmayanlarınsa kulaklarında ağırlık var ve Kur'an, onları kör etmede; sanki onlara pek uzak bir yerden nida edilmede.[3]

3- Şüphesiz bu Kur'an, en doğru yola yöneltir.’[4]      

4- ‘Artık, azaptan korkana Kur'an'la öğüt ver.’[5]

Buna göre insan Kur’an tilavet etmeden önce şeytan’dan Allah’a sığınmalı[6] ve Kur’an, Allah’ın özelliklerinden birini hatırlattığı zaman kendisini kör ve sağırlığa vurmamalı,[7] aksine ağlayarak huşu ile Allah’ın karşısında secdeye kapanmalıdır.[8] Kur’an’ın öğretileri neticesinde beden titrediğinde bedenler ve kalpler Allah’ın yadıyla yumuşamalı, kendilerini bir sonra ki merhaleye yükselmeye hazırlamalıdırlar.[9]

Kur’an aşkı bu şekilde insana yerleşir ve yaşamının bütün merhalelerinde onun yar ve yardımcısı olur. Ne güzel söylüyor Hafız-ı Şirazi:

Aşkın feryat etmelidir, Hafızın ki gibi

Kur’an’ı ezberden oku on dört kıraatla.

İşte o zaman Kur’an’a aşıkça bakarak manevi ilerlemeye ve yükselmeye doğru gidilebilir:

Hafız gibi sabah erken kalk ve selamet talep et

Ne yaptıysam hepsi Kur’an’ın devletindendi.

Ama Kur’an’ı öğrenmek ve tilavet etmek onunla öğretileriyle çelişir ve önemsenmezse[10] veya Kur’an’la irtibat kurmaktan hedef maddi olursa, bu insana manevi ilerlemesini sağlayamacağı gibi Allah katındaki itibarı, Kur’an’la irtibatı olmayanlardan daha aşağı olacaktır. Kur’an’la irtibatta olmanın çeşitlerine işaret edilen bir çok rivayetten birkaçını aşağıda getiriyoruz:

1- Allah Resulü şöyle buyuruyor: ‘Açıkta ve gizlide tevazu, namaz ve oruc tutmaya en layık kimse Kur’an’ı yüklenendir.’ Sonra yüksek sesle şöyle buyurdu: ‘Ey Kur’an’ı yüklenen kimse! Kendini Kur’an’la mütevazi kıl ki Rabbinde senin makamını yüceltsin. Kur’an’la iftihar peşinde olma ki Allah seni yere vurur. Kur’an’la Allah karşısında kendini ziynetlendir ki Allah ziynetini artırtsın. Ve kendini Kur’an’la halk için ziynetlendirme ki Allah seni utandırır. Kur’an’ı tümüyle güzel bir şekilde tilavet eden sanki vahiysiz risalet mesajı sinesinde yer bulan kimse gibidir. Kur’an’la olan, cahillere cahilce davranmaz, başkalarının gazabı karşışında gazaplanmaz ve saldırganlara karşı saldırgan olmaz. Kur’an’la olan Kur’an’ı yüceltmek için sabrı, bağışlamayı ve göz yummayı ilke edinir...’[11]

2- İmam Bakır (a.s) buyuruyor: ‘Kur’an okuyanlar üç kısımdır: Bir kısmı Kur’an’ı kazanç vesilesi haline getirerek makam sahiplerinin yanında onu okuyup, halka karşı gururlananlardır. Bir kısmı Kur’an’ın dış kurallarına gerekli dikkati gösteripte öğretilerinden gafil olan kimselerdir!.. Allah böyle Kur’an okuyucularının sayısını artırmasın. Bir kısmı da Kur’an’ı okuyup hükümlerini kalbinin dertelerine derman eden, gecesini gündüzünü onunla geçiren, namazına onunla başlayan ve yatağından onunla kalkan kimselerdir. Allah bu Kur’an okuyucularının varlıklarının bereketiyle belaları geri çevirir, düşmanları uzaklaştırır ve rahmet yağmurlarını gökten nazil eder...’[12]

3- Cabir, İmam Bakır’a (a.s) şöyle arzetti: ‘Kur’an okuduklarında veya duyduklarında (dikkat çekmek için) kendilerinden geçenler var; öyle ki onları görenler, ellerini ayaklarını kessen farkına varmayacaklarını sanırlar.’ İmam (a.s) şöyle buyurdu: ‘Subhanallah! Bu şeytani bir yöntemdir ve Allah onlardan böyle bir şey istememiştir. Tilavet, peşinden kalp yumuşaklığını, yükün azalmasını, göz yaşı ve Allah’tan korkmayı getirmelidir.’[13]



[1] -Kuleyni, Muhammed b. Yakup, Kafi, c.2, s.603, H.4, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, H.Ş.1365

[2] -İsra/82

[3] -Fussilet/44

[4] -İsra/9

[5] -Kaf/45

[6] -Nahl/98

[7] -Furkan/73

[8] -Meryem/58, İsra/107-109

[9] -Zümer/23

[10] -Casiye/45

[11] -Kafi, c.2, s.604, H.5

[12] -a.g.e, s.627, H.1

[13] -a.g.e, s.616, H.1

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahmet ismi İncil’in neresinde gelmiştir?
    24943 Eski Kelam İlmi 2011/11/12
    Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Kur’an, İncil’de İslam Peygamber’inin (s.a.a) müjdeleyici olduğunu söylüyorsa, tahrif edilmiş İncil’i değil, Hz. İsa’nın (a.s) getirdiği incili kastetmektedir. Elbette tahrif edilmiş hali hazırdaki İncil’de de, bu meseleye işaret edilmesi dikkate değer bir konudur.Hz. Mesih (a.s), “Farkilit”ın geleceği müjdesini vermişti. Bu kelime ...
  • Eğer Yüce Allah Peygamber ve kullarına iyyake nabudu ve iyyake nestain demelerini buyurmuşsa, neden “kul” (söyle) kelimesi zikredilmemiştir?
    9276 Tefsir 2011/12/18
    Kuşkusuz Yüce Allah ibadet ve namazlarında istifade etmeleri için bu ayeti kullarına nazil etmiştir. Elbette benzer durumlarda genel olarak “kul” (söyle) ve “kulu” (söyleyiniz) gibi kelimler de cümle başında yer almaktadır. Ama Arap edebiyatını ve tüm dillerdeki mevcut diyalogları incelemeyle, kesin karine ve delillerin bulunması ve onların ...
  • Hadis külliyatında ‘israiliyat’ denilen bir kavram geçmektedir. Ehlibeyt mektebi kaynaklarında İsrailiyat’ın konumu ve itibarını açıklar mısınız?
    3396 2020/09/05
    İslam uleması ‘israiliyat’ kavramını İslami olmayan, özelliklede hicri ilk yüzyıl içerisinde Yahudi ve Hristiyanların İslam dinine sokmaya çalıştıkları inançlar, efsaneler ve hurafelerin tamamı için kullanmaktadır.Bu kelime ilk başta Yahudilerin İslam dinine sokmaya çalıştıkları hadisler için telaffuz edilmekteydi. Ama gerçekte bu kavram biraz daha geniş ...
  • basiret gözüyle Allah-ı görmek, kalp ile Allah-ı müşahede etmekle aynı mıdır?
    13449 Pratik İrfan 2010/12/18
    Hazreti Ali'nin (a.s.) kelamında söz konusu olan basiret gözü ile Allah-ı müşahede etme meselsi kelam ilmince Allah-ı görme meselesiyle ilgili bir konudur. Bu konuyla ilgili hak ve doğru olan görüşe göre kalbi rüyet ve tecelliden farklı olan gözsel rüyet hak Teâlâ hakkında imkânsızdır. Ama Allah ile buluşmak ...
  • Muhammed b. Osman Ömri’nin İmam-ı Zaman’ı (a.c) hac mevsiminde gördüğü iddiası doğru mudur?
    6183 Eski Kelam İlmi 2011/07/21
    Her ne kadar böyle bir iddiada bulunan kimseden kabul edilmesi mümkün olmasa da İmam-ı Zaman’ı (a.s) gıyap döneminde görmek esasen kesin ve makbul bir husustur. Hz. Hüccet’in (a.s) ikinci naibi halk ile İmam arasında irtibatı sağlayan vasıta olması nedeniyle, kuşkusuz küçük gıyap döneminde bu görüşme ...
  • Ayakların üstünü mesetme konusunu hadisler ile ispatlayınız?
    7591 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    “Vesailu’ş - Ş,a” gibi Şia’nın Muteber Kitaplarında İmamlardan (a.s.) nakledilmiş olan hadislere baktığımızda abdest alınırken başın ön kısmının ve ayakların üstünün Mes edilmesinin vacip olduğunu görürüz. Keza hadislerden istifade ediliyor ki ayaklar Mes edilirken sağ ve sol sırasını dikkate alarak ayakların parmaklarından başlayarak ayaklarda var olan çıkıntıya ...
  • Acaba fakihler Cuma namazının seçmeli farz olduğu konusunda görüş birliğine ulaşmışlar mıdır?
    3294 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2018/11/11
    Cuma namazı, masum imamın fiziki huzurunun olduğu, diğer şartların imkânı ve takiye gerektirecek bir durum olmadığı taktirde hükmü aşikardır. (Yani farzdır) Gaybet döneminde çeşitli hükümler Cuma namazı hakkında beyan edilmiştir. Bu görüşlerden en meşhur olanının “Cuma namazı seçmeli farz” olduğu söylenebilir. Hatta bazı fakihler Cuma namazının seçmeli ...
  • Mersiye okuyucuların her yıl mersiyelerine ekledikleri yeni şeylerin sakıncası yok mudur?
    8088 تاريخ بزرگان 2009/01/29
    Aşura kıyamı ve Kerbela tarihinin iki sayfası vardır: Biri yiğitlik ve iftiharla dolu nurlu ve beyaz bir sayfa, diğeri benzersiz veya eşine az rastlanır bir cinayetin işlendiği bir facia oluşu. Bu yüzden Kerbela’da meydana gelen musibetleri imkansız ve akla aykırı olarak algılamamak gerekir. ...
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6913 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Kimler İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halindedirler?
    12383 Eski Kelam İlmi 2012/10/24
    İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halinde olmanın teorik temelleri ve bunun değişik türleri kendi yerinde incelenmelidir. Bununla birlikte Şia ulemasının bazı muteber kitaplarında Mukaddes-i Erdebili, Seyit Bahru’l-Ulum, Seyit b. Tavus ve başka birçok büyük şahsiyetin görüşmeleri belirtilmiştir. Aynı şekilde birçok birey de İmam-ı Zaman (a.c.f) ile özel ...

En Çok Okunanlar