Gelişmiş Arama
Ziyaret
17268
Güncellenme Tarihi: 2012/02/04
Soru Özeti
Şimdiye kadar şeytana karşı kimler direnmiştir ve mücadele şekilleri nasıl olmuştur?
Soru
Şeytanlar ve cinden olan orduları, çoğu zaman Allah’a iman etmiş kimselere saldırırak onları küfüre ve şirke götürmeye çalışırlar. Şimdiye kadar kim onlara karşı direnmiştir ve mücadele şekilleri nasıl olmuştur? Şimdiden teşekkür ederim.
Kısa Cevap

Kur’an’a göre şeytanın yalnızca Allah’ın muhles (ihlasa eren) kullarına etkisi yoktur. Muhlesler, şeytanın kendilerine nüfuz edemediği kimselerdir. Şeytanla mücadele etmenin yolları vardır, bu yollardan giderek onunla mücadele edip başarıya ulaşılabilir. O yollardan birkaçı şunlardır:

1- İman: Kur’an-ı Kerim, şeytanın hakimiyetine engel olmanın temel etkenin iman olduğunu buyuruyor.

2- Tevekkül: Şeytana ve ordusuna galip gelmenin yollarından bir diğeri Allah’a tevekkül etmektir.

3- İstiaze: Allah’tan sığınma talebinde bulunmak demektir.

4- Allah’ı anmak: Allah’ı anmak insana basiret verir, onu vesveselerden korur ve şeytanın nüfuz etme yolunu kapatır.

5- Takva: Takva melekesini kazanmak ve onu sağlamlaştırmak, kalp gözünü İblisin vesveselerine karşı açar ve insanı onun tuzağından korur.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an’a göre şeytanın yalnızca Allah’ın muhles kullarına etkisi yoktur.

Şeytan, Allah’ın bütün kullarını yoldan çıkarmak için yemin ettiğinde muhles (ihlasa eren) kullarını bundan istisna etmiştir: Dedi ki: 'Andolsun senin izzetine, ben, onların tümünü azdıracağım. Ancak içlerinden, ihlasa eren kulların müstesna.’ [1]

Yine Allah’a Teala ona şöyle buyuruyor: Şüphesiz, sana uyan azgınların dışında kullarıma hiçbir suretle gücün yetmez.’ [2]

Bu ayetlere göre muhlesler [3] şeytanın hakimiyet diaresinin dışında olan kimselerdir. Ve bu, hem şeytanın itirafıdır, hem de Allah’ın bildirdiği bir gerçektir: ‘Kullarıma hiçbir suretle gücün yetmez.’

Şeytanla Mücadelenin Yolları

Muhlesler, şeytanın kendilerine nüfuz edemediği kimselerdir. Şeytanla mücadele etmenin yolları vardır, bu yollardan giderek onunla mücadele edip başarıya ulaşılabilir. O yollardan birkaçı şunlardır:

1- İman: Kur’an-ı Kerim, şeytanın nüfuzuna engel olmanın temel etkenin iman olduğunu buyuruyor: Şüphe yok ki (şeytanın) inananlara... karşı gücü kuvveti yoktur, hükmü yürümez onun.’ [4]

2- Tevekkül: Şeytana ve ordusuna galip gelmenin yollarından bir diğeri Allah’a tevekkül etmektir: Şüphe yok ki (şeytanın)... Rablerine güvenen kimselere karşı gücü kuvveti yoktur.’ [5]

Dolayısıyla Allah’a ve ayetlerine iman etmek, şeytanın insanlar üzerindeki velayet ve hakimiyetine engel olur. Şeytanın, iman kalesinde siper alanlara ve Allah’a tevekkül edenlere asla hakimiyeti olmaz. Onun ancak kendisine uyanlara ve Allah’a şirk koşanlara velayeti vardır: Onun gücü, ancak ona dost olup itaat edenlere yeter ve onlar da Allah’a şirk koşanlardır.’ [6]

3- İstiaze: Allah’tan sığınma talebinde bulunmak demektir. Bu sığınma talebi bazen tekvini olurken, bazen de teşriidir. Doğal şerlerden korunmak için Allah’ın tekvini sığınağından faydalanmak gerekir. Tekvini sığınak yaratılış düzeninde Allah’ın nedenler şeklinde koyduğu kanunlar ve ilahi sünnetlerdir. Nefsani şerlerden uzak kalabilmek içinde Nas suresinde buyurulduğu gibi Allah’ın teşrii sığınağından istifade edilmelidir. Teşrii sığınak mukaddes şeriatte belirlenen itikadi temeller ve eğitici programların olduğu ilahi öğretilerdir: Şeytandan sana aykırı bir kışkırtma gelirse Allah'a sığın, şüphesiz O, her şeyi işiten ve bilendir.’ [7]

Gerçekte tevhid, insanın hayır ve menfaati kazanmasını, işlerine Bismillah’la başlamasını, yine zararı ve şerri uzaklaştırmakta ona yardımcı olmasını, işlerine Euzubillah’la başlamasını gerektirir. Zira tevhidi bakış açısına göre alemde Allah’tan başka müessir yoktur.  

4- Allah’ı anmak: Allah’ı anmak insana basiret verir, onu vesveselerden korur ve şeytanın nüfuz etme yolunu kapatır: İyice düşünürler (Allah'ı anarlar), sonra bakarsın ki (doğruyu) görüp bilirler.’ [8]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘İnsan Allah’ı anmaktan yüz çevirmediği sürece şeytanın ona vesvese vermeye gücü yoktur.’ [9]

Emirü’l-Müminin (a.s) ise, Allah’ı anmanın şeytanı uzaklaştırmaya neden olduğunu buyurmaktadır: ‘Allah’ı anmak şeytanı uzaklaştırılır.’ [10]  

5- Takva: Takva melekesini kazanmak ve onu sağlamlaştırmak, kalp gözünü İblisin vesveselerine karşı açar ve insanı onun tuzağından korur: (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde iyice düşünürler (Allah'ı anarlar), sonra bakarsın ki (doğruyu) görüp bilirler.’ [11]

Ayetin özgün metninde geçen ‘Taif’ ( طائف ) kelimesi tavaf eden manasına gelip, sanki şeytanın vesveseleri tavaf edenler gibi insanın ruhunda ve düşüncesinde nüfuz etmek için dönüp dururlar.

Şeytan, iman ve takvayla ruhu güçlenen kimselere etki edemez. Ama hep bir fırsat peşinde olur. Şehvet, gazap, haset ve intikam alma gibi bazı nefsani heva ve hevesleri uyandırarak ona nüfuz etmeye ve saptırmaya çalışır.

Ehl-i Beyt’i anmak, Ehl-i Beyt’in dostlarına ihsanda bulunmak, şeytanın nüfuz edemediği kimselerin sınıfına girmek için uğraşı vermek vb. şeytanla mücadele etmenin yolları arasındadır.

Sonuç

Allah inancına sahip olmak insanın günahlardan ve kötülüklerden uzak kalması için etkilidir. Allah’ın izzeti, hikmeti ve zatının işleri üzerinde tefekkür etmek, şeytana karşı mücadelede kulun ruhunu güçlendirir. Ayrıca iman, tevekkül ve takvayı güçlendirmek, devamlı Allah’ı anmak, şeytanı üzecek ve kendisinden uzaklaştıracak işler yapmak ve sonunda şeytandan taraf gelecek şer ve fesatlardan istiaze etmek onun nüfuzuna engel olmak için önemli şeylerdir. Unutmayalım ki bütün bunlar Ehl-i Beyt’e tevessül ve Onların inayeti olmadan mümkün değildir.

İlgili dizinler

Şeytanın İnsana Nüfuz Etme Yolları: 11111 (Site: 10971)

Şeytanın Hedef ve Planları: 2392 (Site: 2545)



[1] -Sad/82-83

[2] -Hicr/42

[3] -Muhles, ruhunu maddiyatın zincirlerinden koparmış ve kalbini Allah’tan başkasına vermeyen, onu Allah’ın sevgisiyle dolduran kimsedir.  

[4] -Nahl/99

[5] -Nahl/99

[6] -Nahl/100

[7] -A’raf/200, Fussilet/36.

[8] -A’raf/201

[9] -Muhaddis Nuri, Müstedreku’l Vesail, c.1, s.178, Müessese-i Alu’l-Beyt, Kum, HK.1408; Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, c.72, s.124, Müessesetu’l-Vefa, Beyrut, HK.1404

[10] -Amedi Temimi, Abdulvahid, Gureru’l-Hikem ve Düreru’l-Kelim, s.188, Mektebu’l-A’lami’l-İslamiyye, Kum, HŞ.1366

[11] -A’raf/201

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 1
Perşembe, 24 Mayıs 2012
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar