Gelişmiş Arama
Ziyaret
13262
Güncellenme Tarihi: 2012/02/15
Soru Özeti
Aşağıdaki rivayet doğru mudur? “İmam Muhammed (a.s.) Bakır’ın Oğlu İmam Cafer’den (a.s.a.) şöyle nakledilmiştir: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) yatmadan önce yüzünü kızı Fatıma’nın (s.a) sinesinin arasına koyardı.” (“Bihar-ul Envar” c.43, s.78)
Soru
Aşağıdaki rivayet doğru mudur? “İmam Muhammed (a.s.) Bakır’ın Oğlu İmam Cafer’den (a.s.a.) şöyle nakledilmiştir: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) yatmadan önce yüzünü kızı Fatıma’nın (s.a) sinesinin arasına koyardı.” (“Bihar-ul Envar” c.43, s.78)
Kısa Cevap

Bu bağlamda var olan rivayetlerimiz iki kısımdır: onlardan bir kısmı güvenilir, senetleri sahih ve güçlüdür… Bir diğer kısım ise zayıf ve güvenilir durumda olmayıp zayıf ve meçhuldür…

Soruda sorulan rivayet “Menakıbı Şehr-i Aşub” adlı kaynak kitabında zikredilmiştir. “Bihar-ul Envar”’ adlı kitabın sahibi allame Meclisi de ondan nakletmiştir. Burada nakledilen rivayet senet ve kaynaksız olduğundan dolayı zahiren güvenilir değildir.

Doğru ve sahih olduğu farz edilse bile bu bağlamda birkaç noktaya dikkat edildiği zaman bu bağlamdaki şüphe ve sorun çözülür:

1-   Peygamber (s.a.a) ve Ehli Beyt’in (a.s) makamına teveccüh etmek, Kur'anı kerimin onların taharet ve temizliklerine şahitlik ettiğine ve onların ismetlerinden bahis eder ve haber veren tahthir ayetine dikkat etmek.

2-   Hz Fatıma (s.a) Peygamberimiz (s.a.a) ve Ehli Beyt’in kızları arasında has özelliklere sahipti. Onun yaratılışının başlangıcından beri Peygamber (s.a.a) için özel durumlar vücuda gelmiştir. Allah -u Teâlâ bu kızı özel olarak Peygambere inayet / lütuf etmiştir.

3-   Aileler arasında sevgi ve muhabbet içerikli davranışların var olması doğal bir durumdur.  İnsanın, annesini, kız kardeşini ve kızını yolculuktan veya ziyaretten döndükleri zaman veya manevi sevap almak için öpmesi bunun birer örneğidir. Bu tür sevginin ibraz edilmesi şehvetten dolayı değildir. Bilakis bu tür davranışlar insanın insanlık ve duygusal boyutunun göstergesidir.  

4-   Zahiren söz konusu ibareden yola çıkarak, bu sorunun sorulmasına neden olan asıl neden şöyle bir sanı ve hayal olabilir: Hz Muhammed (s.a.a) Hz Fatıma’nın (s.a) göğsünü üzerinde her hangi bir libas olmaksızın öpmüştür. Oysaki böyle bir hayal ve sanı batıl ve doğru değildir. Normal insanlar arasında bile bu tür harim ve örtünmesi gereken yerlerin korunması çok tabii ve doğaldır. Bunun tersi ise; yani örtünmesi ve korunması gereken yerlerin dışarıda kalması toplum nezdinde toplumsal ve ailevi adaplara ters olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Hal böyle iken neden pak ve masum Ehli Beyt (a.s) hakkında bu tür batıl tasavvur ve hayalleri zihnimizde canlandırıyoruz?

Netice itibarıyla şuna varıyoruz ki, eğer normal aile ve camianın fertleri arasında sevgi içerikli davranışlarda bulunmanın bir sakıncası yok ise masumlar arasında ve özellikle peygamberin (s.a.a.9) kendi kızı Fatma (s.a.) ile sevgi içerikli davranışlarla davranmasında her hangi bir sorunun olmaması da çok tabii olmalıdır. Hele hele peygamberi masum ve hiçbir günah işlemeyeceği bir niteliğe sahip olduğunu dikkate aldığımızda böyle bir davranışın hiçbir sakıncasının söz konusu olmayacağı çok daha kolaylıkla anlaşılır.

Ayrıntılı Cevap

Genel bir bakışla bizim rivayetlerimiz iki kısımdır: Onlardan bir kısmı, isnada sahip olup güvenilirdir. Hadis literatüründe bunlara sahih ve güçlü rivayetler denilmektedir. Bir diğer kısım ise güvenilir olmayan rivayetlerdir. Hadis ilminde bunlar zayıf, meçhul ve … şeklinde adlandırılmaktadır.

Fakihler ve İslami ilimler hususunda uzman olan kimseler, rivayetlere amel edilebilinmesi için rivayetleri nakleden ravilerin hal ve durumlarından haberdar olmasını gerekli görürler. Zira bu böylelikle hadisleri nakleden vasıtalar gerekli nitelik ve şartlara hayız olup olmadığını keşif ederler. İşte bu doğrultuda rivayetlerin senetlerini incelemeye tabi tutuyorlar. Bu bağlamda yapılan araştırma ve inceleme neticesinde nakledilen hadis ve rivayetin senedinde her hangi sorunu olmaz ve muteber olursa onu dikkate alarak ve ona emel ederler. Ondan şer’i hüküm çıkarır ve ona dayandırırlar. Ama araştırma ve incelenmeye tabi tutulan rivayetin senedi olmaz veya onda bir sorun, mursel[1] olur veya senedi zayıf olursa ona teveccüh etmez ve muteber bilmezler. Dolayısıyla ilahi hükümlerde ona istinat etmezler.

Soruda sorulan rivayet “Menakıbı Şehr-i Aşub” adlı kaynak kitabında zikredilmiştir. “Bihar-ul Envar”’ adlı kitabın sahibi allame Meclisi de ondan nakletmiştir. Burada nakledilen rivayet senet ve kaynaksız olduğundan dolayı zahiren güvenilir değildir.

Menakıbı Şehr-i Aşub” kitabında hadisin metni şöyledir:

İmam Bakır ve imam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmişti: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) Fatıma’nın (s.a) çehresinin ortasından öpmeden ve yüzünü onun sinesine koyup dua etmeden uyumazdı.”[2]

Bir rivayette de şöyle gelmiştir: “veya Fatma’nın (s.a) yüzünden ve yanaklarından veya onun göğsünü öpmeden (uyumazdı)”.

Menagıb kitabının yazarı merhum İbni Şehri Aşub (588 d/h.k) kitabının önsözünde şöyle demektedir: “Ben bu rivayetleri kendi ashabımdan veya Ehlisünnetten aldım ve aynı zamanda rivayet naklettiği kitaplardan (hem şia ve hem Ehlisünnet kaynağından) bir senet ve genel bir yol getirmiştir.

Ama sorulan rivayet hakkında senet ve kaynak getirmemekle birlikte mursel olarak zikredildiğinden dolayı yüzde yüz güvenilir olmadığı kesin ve dolayısıyla mustenet değildir.

Bu tür rivayetler sahih olsa bile kaynaklık ettiği şüphe ve sorunun çözülmesi için birkaç noktaya dikkat etmek kâfi gelir. Zira bu noktalar aydınlatıcıdır:

Peygamber efendimiz (s.a.a) ve Ehli Beyt’i (a.s) özel makam ve menzilete sahip olmakla beraber başkalarıyla kıyaslanmayacak, ruhi ve manevi özelliklere sahiptirler. Örnek olarak vahiy kitabı Kur’an-ı Kerim, Tathir ayeti ile bilinen ayette onların üstün pak ve temizliklerine şahitlik etmektedir ki şöyle buyurmaktadır:

Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”[3]

“İnnema” kelimesi Arap edebiyatında hasır adatı olarak kollanılan bir kelimedir ki hangi cümle üzerinde getirilirse o cümlenin içermiş olduğu anlamın muhakkaklığını ve o cümlede zikir edilmiş kişilere munhasır kıldığını ifade ve bu ilahi lütfün sadece Peygamberin (s.a.a.) ailesine verildiğine delalet etmektedir. Bu nedenle masum olan kimseler Allahın tekvini iradesi ve kendi pak ve temiz amelleriyle günah işleyebilir olmalarına rağmen hiçbir zaman günah işlemezler.

“Rics” sözcüğü temiz olmama ve kir manasındadır; bu temizsizlik insanın tabiatına ters gelen, akıl açısından uygun olmayan şeyler ve şer’i hükümler bağlamında haram kılınmış ve tek kelimeyle bunların tümünü kapsayan şeyler anlamındadır. Masum olan peygamberimizin ehlibeyti tüm bu gibi aksaklık ve uygunsuzluklardan paktır.

“Tathir” kelimesi temiz yapmak manasındadır ve hakiki manada “kiri” yok etme ve pisliklerden uzak durmayı vurgulamaktadır.

“Ehlibeyt” tabiri, bütün İslam âlimleri ve müfessirlerin nazarı esasınca Peygamberimizin (s.a.a) Ehlibeyt’ine işaret etmektedir. Şia ve Ehlisünnetin birçok kaynak kitaplarında nakillere göre Ehlibeyt’ten maksat yalanız beş kişidir. Kaynaklarda zikredilen bu beş kişi şunlardan ibarettir: Hz. Peygamber, (s.a.a) Hz. Ali, (a.s.), Hz. Fatma, (s.a.), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (a.s.). Ki kitaplardan bazen bu beş şahsiyet için “hamse’i tayyibe” yani “beş temiz kişi” ya “eshabi kısa” denilmektedir.

Tathir ayeti Peygamberimiz ve Ehlibeyt’inin (a.s) ismetine açık bir delildir; zira bütün günahlar pislik ve kirliliktir.[4]

Çok değerli “Camiayı Kebire” ziyaret namesinde şöyle okuyoruz: “Allah u Teâlâ sizleri hatalardan korudu ve sapkınlık fitnesinden muhafaza etti ve pisliklerden temizledi ve kirlilikleri sizden arındırarak kâmil bir şekilde temizledi[5]    

1-   Hz Fatma (s.a) Peygamberimiz (s.a.a) ve Ehlibeyt’in (a.s.) kızları arasında önemli bir yere sahip olmakla birlikte istisnai bir bayandır. O yaratılış açısından fevkalade yüce ve seçkindir.

İbni Şehri Aşub’un birkaç senetle getirdiği rivayete dikkat edelim:

“Ebu ubeyde-i huda’i ve onun dışında başkalar da İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet etmişlerdir: Allah’ın Resulü hz. Muhammed (s.a.a) Fatma’yı (s.a) çok öperdi, Peygamberimizin hanımlarından bazıları Peygamberin bu fiilini beğenmeyip itirazda bulundular. Peygamberimiz hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurdular: “Miraca götürüldüğüm gecede, Cebrail elimden tutarak beni cennete götürdü ve orada bana bir hurma verdi; ben onu yedim. – başka bir rivayette bir elma verdiği rivayet edilmektedir-. Ben onu yedim. Bu meyve benim sulbümde nutfeye dönüştü ve yeryüzüne döndüğümde Hatice'yle birlikte olduk ve bu birlikte olduğumuzdan sonra Hatice Fatma'ya hamile kaldı. (işte Fatma cennette yenilen meyveden şekillenmiş nütfeden doğmuştur). Fatma, insanlar topluluğu arasında kalmış bir cennet hurisidir, ne zaman cennet kokusunu arzuluyorsam kızımı kokluyorum.[6]

Evet, Peygamberimizin (s.a.a) kızı Zehra (s.a) ile olan irtibatı manalı ve çok derindir ve O’nun bu bayana şiddetli ilgisi açık ve aşikârdır.

2-   Doğal olarak sağlıklı insanların hayatında, bir ailenin fertleri arasında şehvet ve şüpheden arınmış samimi bir ilişki bulunmaktadır. Birbirlerine bakmaları veya mahremlerle tokalaşmak ve onları öpmek bu samimi ilişkilerin bir tecellicisidir.

Örneğin insan; annesini, kız kardeşini veya kızını yolculuklara gittikleri zaman veya gittikleri ziyaretlerden döndükleri vakit onları öperler. Zira onlar Allah’ın evini veya Peygamberimizin (s.a.a) veya Masum kimseleri (s.a) ziyarete gitmiş ve onların ziyaretinden dönmüş olmaları onlar için bir değerdir. İşte bu tür öpmeler sadece teberrük ve manevi sevap kazanmak için yapılmaktadır.

Bazen Allah-u Teâlâ tarafından anne babaya güzel yüzlü edepli ve seçkin bir çocuk inayet edilmesi mümkündür. Bu anne ve baba cezp edici çocuklarını tekrar tekrar öperler ve ona özel bir ilgi duyar ve onunla özel bir ünsiyet kurarlar. Bu durum aile efratları arasında çok açık ve net görülmektedir. Anne ile çocukları veya baba ile çocukları arasında böyleli ilişkilerin var olması çok tabiidir. Hiç kimse anne ve babayı çocuklarına duydukları bu ilgiden dolayı serzeniş ve azarlamaz.

3-   Zahiren söz konusu ibareden yola çıkarak, bu sorunun sorulmasına neden olan asıl neden şöyle bir sanı ve hayal olabilir: Hz Muhammed (s.a.a) Hz Fatma’nın (s.a) göğsü üzerinde her hangi bir libas olmaksızın öpmüştür. Oysaki böyle bir hayal ve sanı batıl ve doğru değildir. Normal insanlar arasında bile bu tür harim ve örtünmesi gereken yerlerin korunması çok tabii ve doğaldır. Bunun tersi ise; yani örtünmesi ve korunması gereken yerlerin dışarıda kalması toplum nezdinde toplumsal ve ailevi adaplara ters olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Hal böyle iken neden pak ve masum Ehlibeyt (a.s) hakkında bu tür batıl tasavvur ve hayalleri zihnimizde canlandırıyoruz?

Normal insanlar arasında bile bu muhabbet ve alaka görülüyor ve her hangi bir soruna neden olmuyor ama ter temiz ve masum olan peygamber (s.a.a) ve onun Ehli beyt’i (s.a) gibi seçkin insanlar için böyle bir durum düşünebiliniyor. Evet, onlar her türlü kirlilik ve günahtan pak ve münezzehtirler. Onların hayatında bu tür işler, bu gibi işlerde bulunan maslahat ve hikmet üzerinedir ve içeriği sorulan rivayetlerin bir sorunu olmayacaktır.



[1] Tabi’inlerden olan bir kimsenin peygamberi görmediği halde kendisiyle peygamber arasında vasıta olan sahabeyi zikretmeden direkt peygamberden naklettiği rivayete “mursel” denilmektedir.

[2] İbni şehri aşub, El-Menakıb, c. 3, s. 334, Bihar-ul Envar, c. 43, s. 42

[3] Ahzab 33

[4] Numune Tefsiri, c.17, s.292

[5] Mefatih-ul Cinan, s.903

[6] El-Menagıb, c.3, s. 334

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar