Gelişmiş Arama
Ziyaret
10394
Güncellenme Tarihi: 2011/11/12
Soru Özeti
Dünya Siyonizm’i nedir?
Soru
Dünya Siyonizm’i nedir?
Kısa Cevap

Dünya Siyonizm’i, 1897 tarihinde yaklaşık yüz elli yıl önce çeşitli ülkelerin Yahudilerden iki yüz kırk ileri gelen Yahudi aracılığıyla İsviçre’de kurulan bir teşkilatın adıdır.

Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre “Dünya Siyonizm”inin kuruyucusu Theoder Hortzel adında bir şahıstır. Dünya Siyonizm’i 1897 tarihinde İsviçre’de düzenlenen ilk toplantıda teşkilatlandırıldı. Ama daha doğru olan bir görüş ise şöyledir: Theodor Herzl’den yaklaşık otuz kırk sene önce Benesker isminde Rusyalı bir Yahudi “Siyonizm’i Sevenler Cemiyeti”ni kurdu. Benesker bu cemiyette, Yahudilerin dünyada hor ve hakir olduklarını, yabancı ve zelil, sürgün halinde ve baskı altında yaşadıklarını ortaya atarak, Yahudileri teşkilatlandırmalıyız anlayışını ortaya koydu. Bu bağlamda ortaya atılan ilk öneriye göre bunlar, Rusya camiasıyla birleşip tek bir camia oluşturmak ve tüm Yahudileri davet edip oraya yerleşmelerini sağlamaktı. Elbette başka bir görüşe göre Benesker, bu cemiyetin adını “Siyonist” koymuştur. Sion ise Kudüs’e ve beytül –mukaddes’e işrafı (ihatası) olan bir dağın adıdır. Muhtemelen Benesker, Yahudileri Rus toplumuyla birleştirip sonra onları Rusya’dan Filistin’e götürmeyi planlamıştı. Her halükarda tarihi verilerde sıkça bahsedilen görüşe göre Benesker, Yahudileri bir milliyet çatısı altında toplayıp onları dağınıklıktan kurtararak tek bir bölgede birleştirmek inancını taşıyordu. Fakat o öldü ve onun ömrü bu doktrini gerçekleştirmeye kâfi gelmedi.

Ayrıntılı Cevap

Dünya Siyonizm’i, 1897 tarihinde yaklaşık yüz elli yıl önce çeşitli ülkelerin Yahudilerden iki yüz kırk ileri gelen Yahudi aracılığıyla İsviçre’de kurulan bir teşkilatın adıdır.

Dünya Siyonizm’inin Şekillenmesi

Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre “Dünya Siyonizm”inin kuruyucusu Theoder Hertzel adında bir şahıstır. Dünya Siyonizm’i 1897 tarihinde İsviçre’de düzenlenen ilk toplantıda teşkilatlandırıldılar. Ama daha doğru bir görüş is şöyledir: Theodor Hertzel’den yaklaşık otuz kırk sene önce Benesker isminde Rusyalı bir Yahudi “Siyonizm’i Sevenler Cemiyeti”ni kurdu. Benesker bu cemiyette, Yahudilerin dünyada hor ve hakir olduklarını, yabancı ve zelil, sürgün halinde ve baskı altında yaşadıklarını ortaya atarak, Yahudileri teşkilatlandırmalıyız anlayışını ortaya koydu. Bu bağlamda ortaya atılan ilk öneriye göre bunlar, Rusya camiasıyla birleşip tek bir camia oluşturmak, sonra tüm Yahudileri davet edip oraya yerleşmelerini sağlamaktır. Elbette başka bir görüşe göre Benesker, bu cemiyetin adını Siyonist koymuştur. Sion ise Kudüs’e ve beytül –mukaddes’e işrafı (ihatası) olan bir dağın adıdır. Muhtemelen Benesker, Yahudileri Rus toplumuyla birleştirip sonra onları Rusya’dan Filistin’e götürmeyi planlamıştı. Her halükarda tarihi verilerde sıkça bahsedilen görüşe göre Benesker, Yahudileri bir milliyet çatısı altında toplayıp onları dağınıklıktan kurtararak tek bir bölgeye yerleştirme inancını taşıyordu. Fakat o öldü ve onun ömrü bu doktrini gerçekleştirmeye kâfi gelmedi.  

Daha sonra Theodor Hortzel, Benesker’in düşüncelerine değinmeksizin ve onun takipçisi ve taraftarı olduğunu belirtmeksizin yaklaşık 1890 lı yıllarında “Yahudi Kitabı” isminde bir kitap yazdı. 1897 tarihinde yaklaşık yüz yirmi yıl önce İsviçre’de bir kongre düzenliyor. Bu kongreye Dünyanın çeşitli yerlerinden Yahudilerin önde gelenlerinden iki yüz kırk kişi katılıyor. Ama bunların büyük çoğunluğu Almanya, Rusya, Çekoslovakya ve Polunya’dan idiler. Kongrede yapılan bir haftalık konuşmalar ve görüş alış verişler neticesinde üç tane sorumluluk ve yükümlülük taşıyacak “Dünya Siyonizm Teşkilatı” adı altında bir teşkilatın kurulmasına karar verildi. Bu teşkilata yükletilmiş üç sorumluluk ve yükümlülük şunlardır:

1. Yahudilere milliyet kimliğini kazandırmak: Teşkilat üyelerinin görüşüne göre, Yahudi isminde bir millet yoktur, Yahudiler, dünya milletleri içinde dağınıktır ve milli bir hüviyet ve kimlikleri yoktur;

2. Yahudiler için bir vatanın bulunması;

3.Ve Onlar için bir Devletin oluşturulması.

1897 den 1948 yılına kadar (bu doğrultuda yapılan çalışmalar neticesinde) İsrail devleti resmi olarak varlığını ilan etti ve daha sonra yaklaşık senede bir kongre olmak üzere – bazen bu kongreler bir takım sebeplere binaen gecikmeli de olsa – şimdiye kadar otuz kongre (bu teşkilat tarafından) düzenlenmiştir. Bu kongrede alınan ilk karar, “Dünya Siyonizm Teaşkilatı”’nın kurulmasıydı. Daha sonraki kongrelerde, “Milli Yahudiler Yardımlaşma Sandığı” kurulması hususunda ortak karar alındı. Böylelikle teşkilatın mali kaynakları belirlenecek ve ileriki faaliyetlerin tamamının mali desteğini bu sandık oluşturacaktı. Üçüncü ve dördüncü kongrenin temel konusu “Vatan nerede olacak?” sorusuydu. Bundan öce teşkilat üyelerinin her biri, Yahudilerin hangi konum ve imkânlar içinde oluğunun belirlenmesi için, dünyadaki Yahudilerin tanınması ve her biri için bir dosya oluşturulması hedefi güdüldü.

Belirlenen bu işleri yaklaşık üç dört senede tamamladılar ve Yahudilerin sayımı ve tanınmasını gerçekleştirerek, üçüncü ve dördüncü kongrelerde yaklaşık bir çeşit Yahudi milliyeti belirlediler. Bu kongrelerde “Vatan neresidir?” sorusu üzerinde duruldu ve dördüncü kongrede de iki değişik görüş ortaya atıldı. Görüşlerden birisi, vatanın Uganda, ikincisi ise Filistin olması doğrultusundaydı. Tarihteki nakillere göre o zaman İngilizlilerin seçilecek vatanın neresi noktasındaki görüşü Uganda’ya yönelikti, ama Rusya, Amerika, Polonyalı Yahudilerin çoğunluktaki görüşü Filistin’e yönelikti. Güney Afrika ve Arjantin gibi yerlerde söz konusuydu ama Uganda ve Filistin’i ön gören görüş etrafında yoğunlaşıldı. Sonunda bu iki ülkede ne kadar Yahudi yaşadığını, hangi şartlar altında olduklarını ve Yahudi toplumunun yerleştirilmesi için ne kadar elverişli olduğunun araştırılması için bir heyet teşkil edilmesine karar verildi.

Araştırma ve raporların hazırlanmasından sonra bir sonraki kongrede, söz konusu vatanın Filistin olmasına karar verildi ve maalesef yirminci yüz yılın başlarında düzenlenen altıncı kongrede bu karar kesinleştirildi. Daha sonraki kongreler ve toplantılarda kendi çalışmalarını Filistin’e Yahudi cemiyetinin yerleştirilmesi ve dünyadaki Yahudilerle irtibatlı konularla ilgilenme bağlamında görev taksimatını yapıp bu çerçevede faaliyet yapmalarını sürdürmekti. Bu bağlamda oluşturulan guruplardan birisi, İşgal edilmiş Filistin’e gidecek ve orada faaliyet göstererek Yahudiler için gerekli alt yapı ve güvenceyi sağlayacaktı. Guruplardan bir diğeri de Filistin dışındaki Yahudilerle ilgili konular üzerinde çalışacaktı.

Sekizinci ve dokuzuncu Dünya Siyonizm kongrelerinin konusu “Acaba biz, slogan ve fikirlerimizi bağımsız olarak mı yürütmeliyiz? Veya büyük güçlerle mi? Sorusu etrafındaydı. Bu konuda ihtilaf vardı; bazıları “Bizim büyük güçlerle (Britanya başta olmak üzere Amerika ve Almanya o zamanın büyük güçleri sayılıyordu) işimiz olmamalı ve bunlardan bağımsız olarak işlerimizi yürütmeliyiz” diyordu. Kongrede sunulan etkin ve baskın diğer bir görüşü benimseyenler ise “Biz tek başımıza bir millet, bir vatan ve bir devlet oluşturamayız ve bu iş, büyük güçlerin yardımları olmaksızın mümkün olamaz” diyorlardı. Sonuçta İngiltere’nin nüfuzunda teşkilata katılan ve Britanya ile ilişki içinde olan azınlık, Britanya’nın işbirliği olmaksızın bu işlerin yapılamayacağını pekiştirdi. Sekizinci kongrede ya da yirminci yüz yılın ilk onlu yıllarının yarılarında yani yaklaşık olarak 1905 de Britanya ve diğer büyük ülkelerin yardımlarıyla bu fikirlerin takip edilmesi kararlaştırıldı.

Sonraki kongrede konu, 1948 de İsrail devletinin kurulmasından sonra acaba bu teşkilatın görevi bitmiş mi oldu, teşkilat çalışmalarına devam mı edecek yoksa durdurulacak mıdır? Soruları etrafında idi. Sonuçta Amerika’da olan “Dünya Siyonizm Teşkilatı” ve “Uluslar Arası Yahudi Ajansı”nın İsrail devletinin annesi ve destekçisi unvanında Amerika’da baki kalması ve kendi faaliyetlerine devam etmesi ve Siyonist rejimin de Filistin’de kendiişlerini yürütmesi kararlaştırıldı. Gerçekte böyle bir karar üzerinde birleşilmesi, belki de yirminci yüz yılın kırklı yıllarında yani, 1940 tarihinden sonra gerçekleşmiş olabilir. Ellinci yıla tekabül eden bir sonraki oturum ve kongrede “Dünya Siyonizm Teşkilatı” Uluslar Arası bağlamda çalışma ve İsrail devleti de bölgesel bağlamda çalışma görevini üstlenme kararı alınıyor. Aslında şöyle bir iş taksimatı yapılıyor: Siyonizm rejimi bölgede kendi menfaat ve görüşlerini takip etmek için pratik bir güç gibi, adata bir ordu tarafından bu bağlamda bölgeye sevk edilmiş bir taburdur. Bu ordunun asıl merkezi Amerika’da olan “Uluslar Arası Yahudi Ajansı” ve “Dünya Siyonizm Teşkilatı”dır.

Genel itibariyle şöyle bir sonuca varıyoruz: (Hali hazırda var olan) “İsrail devletinin” kendisi ve Siyonistlerin şuan dünyada yaptıkları diğer faaliyetlerin tümü, yaklaşık yüz yirmi yıl önce faaliyetine başlayan ve şuan Amerika’da bulunan “Dünya Siyonist Teşkilatının” ürünüdür.

İsrail, bölgedeki Yahudilerin menfaatini koruma görevinin yanı sıra Amerika’nın menfaatlerini de korumakla görevlidir. Gerçekte İsrail Devleti hem Amerika ve diğer güçlerin menfaatlerini Orta Doğu, İslam dünyası ve Fars Körfezi bölgelerinde temin etmeli hem Yahudilerin düşüncelerini ve ideallerini gerçekleştirme doğrultusunda çalışmalar yapmalıdır. Amerika’da bulunan “Dünya Siyonizm Teşkilatı” dünya çapında (global) bir rol oynamaktadır. Yani tüm dünyada Yahudi menfaatlerini ve ideallerini takip etmektedir. Eğer günümüzde Amerika’da nüfuzu varsa ve gerçekte kendi fikirlerini Amerika siyasetleri vesilesiyle takip ediyorsa, bunların tamamı söz konusu edilen görev paylaşımı esasıncadır.

“Uluslar Arası Yahudi Ajansının” ya “Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın” asıl şubeleri Almanya, İngiltere, Rusya, Polonya ve Çekoslovakya gibi ülkelerdir. Başka ülkelerde ise mevsimlik kurumları var olmaktadır. Diğer ülkelerdeki bu kuruluşları ikinci dereceli kuruluşlardır. Fransa, Romanya, Avusturya, Güney Afrika, Bulgaristan ve Hollanda gibi ülkelerde ise feri ofisleri olup bunların her birinin belirlenmiş görevleri vardır.[1]


[1] Bkz: 1. Dergahı merkezi mutalaat ve pejuheşhayi hewze’yi ilmiye; 2. “Çistiyi sihyonizm”.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar