Gelişmiş Arama
Ziyaret
15548
Güncellenme Tarihi: 2010/03/10
Soru Özeti
Yüce Allah Kur’an’da neden “zorlukla birlikte kolaylık vardır” diye buyurmuş ve zorluktan sonra kolaylık vardır diye buyurmamıştır?
Soru
Yüce Allah Kur’an’da neden “zorlukla birlikte kolaylık vardır” diye buyurmuş ve zorluktan sonra kolaylık vardır diye buyurmamıştır?
Kısa Cevap

Ayeti şerifede zorluklara tahammül etmek ile kolaylığa ulaşmak arasında bir tür birliktelik ve irtibat mevcuttur; yani insanın tesadüf eseri ile zorluktan sonra kolaylığa ulaşması diye bir şey söz konusu değildir. Bu yüzden zorluk ve kolaylık arasındaki bu ilişkiyi kavratmak için bu mananın yer aldığı bir kelimeye ihtiyaç duyarız ve bu kelime de “birlikte” kelimesidir. “Birlikte” kelimesinin kullanılışı hakkında müfessirler tarafından bir takım yorumlar yapılmıştır:

A. Ayet, “birlikte” sözcüğü ile kolaylığın zorluk ile birlikte olduğunu yansıtır; zorluğa tahammül etme anından kolaylığa tedrici bir şekilde ulaşılır.

B. “Birlikte” kelimesinden istifade edilmesinin nedeni, kolaylığın zorluğa yakın olmasını belirtmek içindir ve bu şekilde kalbin teselli ve takviye edilmesi gerçekleşir.

Her haliyle her problemin bir kolaylıkla iç içe olduğu ve her zorluğun bir kolaylıkla beraber olduğu hususu ve bu iki konunun her zaman birbiriyle birlikte olduğu ve olacağı göz önünde bulundurulduğunda, “sonra” sözcüğünden istifade etmek bu latif manayı açıklayamaz.

Ayrıntılı Cevap

Yüce Allah bu ayette peygamberine şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle birlikte bir kolaylık vardır.”[1] Hz. Peygamber (s.a.a) Mekke’de birçok zorluklar ile karşı karşıya kalmıştır. Dolayısıyla bu Allah tarafından Medine’de kendisinin kolaylık içinde olacağı veya dünyada bulunan zorluğun cennette kolaylığa dönüşeceğine dair Allah tarafından kendisine verilen bir söz idi. Elbette ayetlerin mefhumunun genişliği tüm problemleri içermektedir. Yani bu iki ayet Hz. Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) şahsı ve zamanına özgü olamayacak şekilde dile getirilmiştir. Genel bir kaide suretinde ve önceki konuların neden teşkil ettiğine atıfta bulunacak şekilde belirtilmiştir. Ayetler tüm mümin, ihlaslı ve çabalayan insanlara her zaman zorlukların yanında kolaylıklarında bulunduğunu müjdelemektedir.[2] “Birlikte” sözcüğünün kullanılması hakkında müfessirler tarafından bir takım yorumlar yapılmıştır. Onların çoğunluğu bir arada toplanır niteliktedir ve biz aşağıda onlara işaret ediyoruz:

A. Sonra sözcüğünün yerine birlikte sözcüğünün kullanılması kolaylığın zorluk ile birlikte olduğunu yansıtmak içindir.[3] Yani ayeti şerifede zorluklara tahammül etmek ile kolaylığa ulaşmak arasında bir tür birliktelik ve irtibat mevcuttur. İnsanın tesadüf eseri ile zorluktan sonra kolaylığa ulaşması diye bir şey söz konusu değildir; bu yüzden zorluk ve kolaylık arasında bulunan bu ilişkiyi yansıtmak için bu mananın içinde yer aldığı bir kelimeye ihtiyaç duyarız ve bu kelime “birlikte” kelimesidir. Başka bir ifadeyle ayet birlikte sözcüğü ile kolaylığın zorluk ile birlikte olduğunu anlatmaktadır. Zorluğa tahammül etme anından itibaren kolaylık tedrici bir şekilde elde edilir.[4]  Her haliyle birlikte sözcüğü beraberliğin göstergesidir[5] ve bu iki hususun birbirinden ayrılamayacağını beyan etmektedir.

B. “Birlikte” kelimesinden istifade edilmesi, kolaylığın zorluğa yakın olduğunu göstermek içindir. Böylece bu şekilde kalbin teselli bulması ve takviye edilmesinin vesilesi sağlanacaktır.[6]

Allame Tabatabai’nin bu konu hakkındaki görüşü şudur: Birlikte kelimesinden kastedilen şey, kolaylığın zorluktan sonra gelmesidir; birliktelikten maksat kolaylık ve zorluğun aynı anda tahakkuk etmesi değildir.[7]

Her haliyle birlikte sözcüğünün manası ne olursa olsun her sorunun bir kolaylık ile birlikte ve her zorluğun bir kolaylıkla beraber olduğu ve bu ikisinin her zaman birlikte bulunduğu ve birlikte olacakları göz önünde bulundurulduğunda[8] birlikte kelimesinden istifade etmek faydadan yoksun değildir.

 


[1] İnşirah Suresi, 5 ve 6. ayet.

[2]MekarimŞirazi, Nasır, Tefsiri Numune, c. 27, s. 127, Daru’lKutubu’l İslamiye, çapı Tahran, çapı evvel, 1374 h.ş.

[3]Taligani, SeyyidMahmud, Pertovi ez Kur’an, c. 4, s. 157, Şirketi sehamiyi intişar, Tahran, 1362 h.ş.

[4]Gurşi, Seyyid Ali Ekber, Tefsiri Ahsenu’l Hadis, c. 12, s. 274, BonyadıBi’set, Tahran, 1377 h.ş.

[5]Tefsiri Numune, c. 27, s. 127 ve 128.

[6]Tebersi, Fazl b. Hasan, Tefsiri Cevamiu’lCami’i, c. 4, s. 507, İntişaratıdanişgahı Tahran ve mudiriyyetiHowze-i ilmiyeyi Kum, Tahran, çapı evvel, 1377 h.ş; İbniCeziGarnati, Muhammed b. Ahmet, Kitabu’tTeshiylliUlumu’t Tenzil, c. 2, s. 493, Şirketi Daru’lErgam b. Ebi’lErgam, çapı evvel,1416 h.k.

[7]Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tefsiri el-Mizan, Musevi Hamedani, Seyyid Muhammed Bakır, c. 20, s. 534, Defteri intişaratı İslami, Kum, çapı pencum, 1374 h.ş.

[8]Tefsiri Numune, c. 27, s. 127 ve 128.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar