Gelişmiş Arama
Ziyaret
7731
Güncellenme Tarihi: 2010/11/09
Soru Özeti
Allahın sıfatları hakkında bilgi sahibi olduğumuz halde neden günah işliyoruz?
Soru
Allahın, ilmi, kudreti ve hikmeti hakkında bilgi sahibi olduğumuz halde, neden ilahi emirlerden yüz çeviriyoruz?
Kısa Cevap

Allah amellerinizden haberdar ve Onun kadir ve hekim olduğunu bilmek insanı itaat yapmaya sürüklemez. Şeytan Allahın sıfatlarını biliyordu, ama Onun emrine sırt çevirdi.

İlahi sıfatlar hakkındaki ilim, itikat ve iman ile birlikte olunca, insanı amele sevk eder. Ama heva ve heveslere teslim olan kalpte, iman ve itikat için yer kalmaz. Dolayısıyla böyleli bir kalpte ilahi kulluk da söz konusu olamaz.

Netice itibariyle Allah'a kulluğun yapılması için, ilmin yanı sıra Ona iman getirmek gerekir. Kalpte imanın vücuda gelmesi için de, imanı zayıflatacak ve imanı selb edecek amilleri; (hevay-i nefis, dünyaya bağlılık, şeytani vesveselerin kalpten çıkartılması ve… ) aradan götürmek ve imanın vücuda gelmesi için de, ortamı yaratacak amilleri; (Allah'a itaatin, dünya ve ahret hayatı için getireceği olumlu eserleri ve Allah'a yapılacak isyanın da dünya ve ahret hayatı için getireceği olumsuzluklar üzerinde ve… düşünmeyi ve taşınmayı) kalpte vücuda getirmek gerekiyor.

Ayrıntılı Cevap

Kuranı kerim ve masumların (a.s.) rivayetlerinde, Hak Teâlâ'nın zatı için bazı sıfatlar zikir edilmektedir ki bu sıfatların her birisi, (dolaysız) bir şekilde insanın kendisiyle irtibatlıdır. Onlardan bir tanesi yaratıcı (halikiyet) sıfatıdır ki, bu sıfat insanın vücut bulmasıyla irtibatlıdır. Bu sıfat insanın vücut bulması için bir maya ve temel konumundadır. Allahın bir diğer sıfatı da, eğitici ve terbiye edici anlamında olan Rububiyettir. Her şeyi gerçekleştirmeye gücü yeten anlamında olan kadir ve her şeyi bilen anlamında olan âlim Allahın diğer sıfatlarıdır. Allahın bir diğer sıfatı da, insana karşı, herkesten ve hata insanın kendisinden, insan için daha çok şefkatli ve merhametlidir anlamını ifade eden Rauf sıfatı Allahın bir diğer sıfatıdır. Bu sıfatlar hakkında insanın bilgisi ne kadar fazla ve köklü olursa, o oranda ilahi emirleri yerine getirmek noktasında insan için yardımcı oluyor.

Ancak ilim tek başına insanı ilmin gerekliliklerini yerine getirmeye sürüklemiyor.[1] Firavunlar ve takipçileri ilim sahibi idiler, buna rağmen inkârcı oldular. Allah u Teala onlar hakkında şöyle buyuruyor: "Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler".[2] Allahın zikir ettiği bir diğer örnek Balam-i Bahura'dır. Balam-i Bahura âlim olmasına rağmen saptı. Kuranı kerim şöyle buyuruyor: "Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.[3] Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu".[4]

Bundan dolayıdır ki, ilim sadece gerekliliklerine bağlı kalmasının ortamını hazırlıyor. Ama bu ortamın tesirli olabilmesi ise, ondan sonra iman gelirse olabiliyor. İlim ve iman ile eylemin ve amelin yolu kolaylaşır. Elbette yolun üstündeki engeller de, kaldırılmalıdır. Kuran-i kerim bu engelleri zikir etmişi. Bizde burada onları hatırlatıyoruz:

 

a)   Hava ve hevese tabi olmak:

 

Akli ve şer'i kuralları dikkate almaksızın heva ve hevesin arzularının arkasından gitmek, doğru yoldan uzaklaşmaya ve Allahın emirlerine oranla teveccühsüzlüğe neden oluyor. Kuran kerim bu grup için şöyle buyuruyor: "Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?".[5] Başka bir yerde şöyle buyuruyor: "Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır".[6]

 

b)   Dünyaya gönül vermek ve dünyada hatalı bir yaşam anlayışına sahip olmak:

Dünya hayatından sonra her hangi bir yaşam söz konusu değil, dünya yaşamını nihai hedef olarak kedisi için seçmiş ve sadece ve sadece dünyevi ihtiyaçlarını temin etmek güdüsünde olan bir kimse, sonuçta uhrevi yaşamından ve Allaha kul olmaktan gafil kalıyor.[7] Bu tür bakışlar ve yönelişler iman getirmeye ve Allaha kulluk yapmaya engeldirler. Allah u Teala bu tür insanları şöyle vasıflandırıyor: "Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir".[8] Başka bir ayette şöyle buyuruyor: "Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir".[9]

 

c)   Şeytansal vesveselere tabi olamak:

Şeytansal vesveseler kalp yoluyla,[10] kötü amelleri müzeyyen kılarak,[11] insana yalan vaatler vererek,[12] insanı geleceğinden korkutarak,[13] insanın iman getirmesini ve Allaha kulluk yapmasını engelliyor. Allah u Teala bu konuda insanları uyarıyor: " Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın".[14] Kulluğun gerçekleşmesi ve imanın meydana gelmesi için, (ilim yetmez belki ilmin yanı sıra) içten gelen bir itici güce ihtiyaç duyulmaktadır. İnsanın davranışlarının temel tahrikçisi (bir taraftan) lezzet ve kemale ulaşma umudu, (diğer taraftan) zararlardan ve hüsranlardan kaçmak duygusu olduğu için kuran-i kerim hem imanın ve kulluğun dünyevi mükâfatlarına hem küfrün dünyevi ve uhrevi cezalarına işaret etmektedir. Peygamberlerde kendilerini müjdeleyici ve korkutucu[15] olarak tanıtmışlardır. (örnek mahiyetinde birkaç tanesini hatırlatıyoruz).

1-   Amellerin dünyevi mükafatı

"Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik"[16]

 

2-   İman ve kulluğun dünyevi mükâfatı:

 

"Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar".[17]

 

3-   Allaha karşı gelme ve küfrün cezası:

 

"Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder".[18]

4-   Allaha karşı gelme ve küfrün uhrevi cezası ise, bunlar için dünyada rezillik, ahrette de büyük bir azap vardır"[19]

 

Netice itibariyle şöyle diyoruz: Allah u Teâlâ için kulluğun yapılması için ilahi ve tevhidi ilmin yanı sıra, iman ve yakine sahip olmak gerekir ve Salih amelin yapılması için de engellerin ortadan kaldırılması lazım.



[1] İman ile ilim arasında var olan fark hakkında daha fazla bilgi edinmek için bkz. "Çıhıl hadis", İmam Humeyni, s. 37; Misbah Yezdi, "ahlak der kuran", s. 140.

[2] Neml, 14.

[3] Araf, 175.

[4] Araf,176.

[5] Casiye, 23.

[6] Kasas, 50; ayanı konu hakkında bkz. Araf 176, Kehf, 28, Taha, 16, Furkan, 43; Sad, 26; Muhammed, 16; Necm, 23.

[7] Elbette dünya yaşamı olmazsa uhrevi yaşamın da olamayacağı, Dünya olmazsa, cennettin olamayacağı açıktır. Dünya Allahın yaratığı bir yaratık olma itibarıyla kötülenecek bir şey değildir. Asıl itibariyle kötülenen şey dünya değil, dünyanın nimetlerinden yararlanma şeklidir.

[8] Yunus, 7-8.

[9] Enfal, 67.

[10] Şeytanın temel işlerinden birisi, insanları vesveselendirmektir. Taha, 120.

[11] Nahl, 63; Neml, 24.

[12] Nisa, 120.

[13] Bakare, 268.

[14] Araf, 27.

[15] Nisa, 165.

[16] Araf, 96.

[17] Nisa, 124.

[18] Şura, 30.

[19] Bakare, 114. Cennet ve cehennemin vasıfları için bkz. Misbah Yezdi, "amuzeşi akaid", s. 90-91.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İmam Hasan Askeri (a.s)’ın biyografisini anlatır mısınız?
    927 Sire
  • İnsanın günaha tekrar yönelmemesi için terkettiği günahtan ne kadar uzak kalması gerekiyor?
    5382 Pratik Ahlak
    Bu konuda herhangi bir ayete ve  rivayete rastlamadık, ancak insan kırk gün amellerini ihlasla yerine getirir ve onları Allah rızası için yaparsa Allah hikmetini onun kalbine yerleştirir, diline akıtır, şeklinde rivayetler vardır.Bu bağlamda şu ...
  • Dünya kadınlarının efendisi tabiri, Hz Meryem (a.s) için kullanılmıştır. Bunun Hz Zehra (a.s) için kullanılmasının sakıncası yok mudur?
    7178 Eski Kelam İlmi
    Dünya kadınlarının efendisi tabiri direkt olarak Kur’an’da zikredilmemiştir. Bu tabir Âli İmran suresinin 43. ayetinden alınmıştır. Yüce Allah bu ayette Hz Meryem’e hitap ederek şöyle buyurmaktadır: Allah seni dünya kadınları arasından seçti. Bu ayetin anlamı, Yüce Allah’ın Hz Meryem’i kendi asrında yaşayan kadınlar arasından seçmesidir. Ama din ...
  • Şia düşüncesine göre imam nasıl her yerde hazırda bulunuyor?
    4161 Eski Kelam İlmi
    İmam peygamberin (s.a.a.) yerine geçen halifedir. Peygamberin uhdesinde bulunan (vahiy almak hariç) bütün vazifeler imamın da uhdesindedir. Peygamber (s.a.a.) kendi uhdesinde bulunan vazifeleri yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde bulunmasına gerek olmadığı gibi, imam da kendi uhdesinde bulunan teklifleri yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde bulunmasına gerek yoktur. ...
  • Bidat ve onun İslam’daki ölçüsü nedir?
    6512 Eski Kelam İlmi
    “Bidat” sözlükte yeni ve geçmişi olmayan iş manasındadır. Istılahta ise “dinde olmayan bir şeyi dine sokmak” anlamındadır; yani din ve şeraitin bir cüzü olmayan ve de hiçbir İslam kanun ve buyruklarıyla uyuşmayan bir şeyi dine isnat etmektir. Bu yüzden İslam’ın tümel buyruklarını yeni ve modern hususlara ...
  • Toprağa secde etmenin felsefesi nedir?
    13325 بیشتر بدانیم
    Secdenin hakikati alçakgönüllülük, baş eğmek ve meyildir. Secde farzlardan biridir; çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler rükû ve secde edin…” Burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir ve bu nokta Şia’nın toprağa toprak için secde etmemesidir; zira yüce Allah’tan başkasına secde etmek tüm Şia âlimlerinin görüş ...
  • Niçin Kabil Habil’i Öldürdü?
    32937 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü)
    Kur’an ayetlerinden anlaşıldığı kadarıyla Habil’in kardeşi Kabil tarafından öldürülmesinin sebebi Kabil’in ruhuna kök salmış ve onun varlığına egemen olmuş haset (kıskançlık) vasfıdır. İşte bu kötü sıfata sahip oluşu onu kardeşini haksız yere öldürmeye sevk etmiştir. ...
  • İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
    4184 Eski Kelam İlmi
    İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır. ...
  • Zekât düşen bir mala humus da taalluk eder mi? Nelere zekât düşer? Zekât ve humus arasındaki fark nedir?
    10054 Zekât Ve Sadaka
    Zekât düşen şeylerin, zekâtı verildikten sonra yıllık harcamalardan geriye fazlası kalmışsa bunların humusu verilmelidir.[1] Dokuz şeye zekât düşer: 1. Buğday, 2. Arpa, 3. Hurma, 4. Kuru üzüm, 5. Altın, 6. Gümüş,[2] 7. Deve, 8. İnek, 9. Koyun. Bu dokuz ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    1826 صفات واجب
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar