Gelişmiş Arama
Ziyaret
35541
Güncellenme Tarihi: 2010/08/22
Soru Özeti
Hırsızlık günahı nasıl telafi edilebilir?
Soru
Ben bir şahıstan gizlice ve kendisinin anlamadığı bir şekilde bir miktar para aldım. Yani bu parayı onun parasını koyduğu yerden azar azar bir şekilde aldım. Ama şimdi pişmanım, onun parasını geri vermek ve tövbe etmek istiyorum. Bununla birlikte bu şahıstan ne kadar para aldığımı bilmiyorum ama rakamını tahmin ediyorum. Sizden bana kılavuzluk etmenizi istiyorum. Bu parayı aldığım yere tekrar koyabilir miyim? Sadece bu yol benim için mümkündür. Zira kendisine söylersem haysiyetim lekelenecektir ve bunu yapamam. Bundan ötürü lütfen bana kılavuzluk edin.
Kısa Cevap
Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.
Ayrıntılı Cevap

Yüce Allah’ın lütfüne mazhar olup yanlışınızı anlamanız ve tövbe ve günahınızı telafi etme girişiminde bulunmanız nedeniyle sizi kutluyoruz. Bu günahın bağışlanması ve telafide bulunmanız için o şahsın kendisine söylemenizin ve onu yaptığınız işten haberdar etmenizin lazım olmadığını size müjdeliyoruz. Sadece yaptığınız işten dolayı kendiniz ve Yüce Allah arasında kalacak şekilde tövbe etmeniz ve kesin bilgiyle bildiğiniz ondan aldığınız para ve eşya miktarını kendisine geri vermeniz[1] (veya eline ulaşacağını bilmeniz şartıyla aldığınız yere koymanız) hatta kendisi anlamasa bile yeterlidir. İnşallah şefkatli Allah’ın inayet ve bağışlamasına mazhar olacaksınızdır.      


[1] Bu hüküm benzer konulardaki (malî borçlar) büyük merci taklitlerinin fetvalarından istifade edilerek verilmiştir. Numune sıfatıyla aşağıdaki örneklere dikkat ediniz:

Müctemeü’l-Mesail (Gülpeyganî), c. 1, s. 401, s. 374: “İşi insanların evleri içinde kuyu kazmak olan bir şahıs bir ev sahibiyle on metre bir kuyu kazması şartıyla bir anlaşma yapar. Bu şahıs on metre yerine anlaşmasına ihanet ederek dokuz metre kazıp işi telsim eder. Bu şahıs bu işten bir miktar para toplamıştır. Ama şimdi önceki yaptıklarından dolayı pişman olmuştur ve kendilerini razı kılması için de işlerini yaptığı insanlara ulaşamamaktadır. Bu durumda eğer o miktarın humusunu verirse uhdesinden kalkar mı yoksa kalkmaz mı?

C- Eğer aynı o miktar kalmamışsa, harcanmışsa ve sahiplerini de tanımıyorsa, kesin bilgiyle bildiği uhdesinde olan miktarı hak sahipleri adına seyit olmayan fakire sadaka olarak vermelidir. Eğer onları tanıyorsa, onlardan rızayet almalıdır. Eğer o miktar kalmışsa ve başka mallara karışmışsa ve onun miktarı ve sahibini de bilmiyorsa, o malların humusunu haram ile karışmış olarak ödemelidir.”

Camiu’l-Mesail (Behçet), c. 2, s. 108: “Eğer maliki tanıyorsa ve mal miktarını hiç bilmiyorsa, muhtemel miktara yönelik önceki bilgisi yoksa yani en düşük ihtimalden ibaret olan kesin bir bilgiyle borçlu olmadığı miktarı biliyorsa, kesin bildiği kadarıyla yetinir. Aksi takdirde genellikle böyle cereyan eden bu durumda müstehap olarak ihtiyat edilerek malik ile anlaşılmalı veya en büyük ihtimal ödenmeli veyahut malikin razı olduğu miktar ödenmelidir. Belirtilen konuda mal ve borç arasında bir fark yoktur.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahd duası gibi bazı duaları belirlenen ölçüden az veya çok okumanın özel bir etkisi var mıdır?
    11097 Pratik Ahlak
    Her güzel amel, fiili ve öznel olmak üzere iki tür güzellikten oluşmaktadır. Yani hem doğru olan ve hem de ilahi niyet ve Allah rızası için yapılan bir iş Allah katında kabul olur. Rivayetlerde niyetin, üzerinde durularak amellerin ruhu diye tabir edilmiştir. Birçok ...
  • Neden Allah Teala bütün kemallere sahip olmalıdır?
    554 İslam Felsefesi
    Alemde var olan vahdet bizleri böyle bir tasavvura sahip olmaktan alıkoymaktadır. Zira kendine has kemallere sahip ve diğer, çeşitli kemallere ihtiyacı olmayan bir varlık sadece zihni kurguda ve hayali itibarda mümkündür ve tasavvur edilebilinir. Oysaki varlığın mertebeleri birbirinden ayırt edilemez ve varlıksal olarak böyle bir durum mümkün ...
  • Bir annenin çocuğuna süt verme süresi ne kadardır?
    4860 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Bu konuda fakihlerin bazı görüşlerine yer veriyoruz: Fakihlerin çoğuna göre çocuğa süt vermenin en az süresi yirmi bir aydır.[1] Bazılarına göre ise iki yıla kadar süt vermek caiz ve müstehaptır. Bu açıdan baktığımızda fakihlerin çoğunun bu konudaki görüşlerinin arasında fazla bir fark ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    38807 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Haram aylarda ne zamandan başlayarak diyet artar?
    2796 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Değerli taklid mercilerin'in konuyla ilgili fetvaları şöyledir: "Eğer bir kimse haram aylarda (Recep, zilkade, zilhicce ve muharrem) aylarında bir kimseyi öldürürse diyetin asıl miktarına ek olarak diyetin üçte birini de vermelidir… Ancak bu artış birinin azaları konusunda yapılan cinayet ve kesmelerde geçerli değildir. Yine katil kendi akrabasından birini öldürmüş olsa ...
  • Hz. Adem (a.s)’ın çocukları kimlerle evlendiler?
    24323 Kur’anî İlimler
    Hz. Adem (a.s)’ın çocuklarının evlenmesi konusunda İslam alimleri arasında iki görüş vardır: 1-     O zamanlar Allah tarafından kız ve oğlan ...
  • 1- Bir Sünni erkeği nasıl şia mektebiyle tanıştırabiliriz? 2- Şia bir kız Sünni bir gençle evlenebilir mi?
    10711 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Hem şia hem sünni müslümandırlar. İnanç, şer’i hükümler ve diğer konularda ortak yönleri çok fazladır. Elbette inkâr edilmeyecek bir takım faklı inanç ve görüşlere de sahiptirler. Ancak bu farklı görüşler, aralarında ihtilaf ve düşmanlığa yol açmamalı ve İslami kardeşlik temeline halel getirmemelidir.Bunun yanı ...
  • Zifaf gecesinin adabı nasıldır?
    16812 Pratik Ahlak
    Zifaf gecesi gelinle güveyin (damat) şer’i yolla karı koca olama akdini yaptıktan sonra birlikte kalacakları ilk gecedir. Bu gece her fert için kendi hayatında çok önemli ve çok mübarek bir gecedir. Bu nedenle İslami kaynaklarda bu gece için birçok adap zikredilmiştir. Mübarek oluşuna kaynaklık yapan evlilik hakkında ...
  • Kur’an’ın nazil olan son ayeti hangisidir ve vahyin çoğalmasının imkanı var mıydı?
    21790 Tefsir
    Peygamberimize (s.a.a) nazil olan son ayetler hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bütün rivayetleri göz önüne aldığımızda diyebiliriz ki, Peygamber’e (s.a.a) Mekke’nin fethinde ya da o yıl içinde nazil olan son tam sure ‘Nasr’ suresidir. Başlangıç ayetleri yönünden nazil olan son sure, hicretin 9. ...
  • Allah-u Teala, insanı hangi hedef için yaratmıştır?
    7180 Eski Kelam İlmi
    Allah’ın yaratıcılık sıfatı, O’nun yaratmasını gerektirmektedir.Yaratılış düzeni, hikmet ve hedef üzere olan bir düzendir.Kâinatın ve varlıkların yaratılış hedefi insandır ve bütün her şey onun için yaratılmıştır. Yaratıcısının en üstün olduğu gibi o da mahlûkatın en üstünüdür.İnsanın yaratılış hedefi ne için olursa olsun, sonucu hiçbir şeye muhtaç olmayan ...

En Çok Okunanlar