Gelişmiş Arama
Ziyaret
8810
Güncellenme Tarihi: 2010/07/17
Soru Özeti
Yeni (işlenmiş) altını, eski altının biraz fazlasına değiştirmek neden caiz değildir?
Soru
Faiz mevzusunda, sayılmayan bir malın karşılığında, aynı cinsten başka bir mal fazla miktarda talep edilmeyeceğine dair hüküm olmasına rağmen altın konusunda genellikle kuyumcular işlenmiş yeni altının karşılığında eski altından daha fazla miktarda almaktalar. Böyle bir şey aklada yatkındır. Ancak ilmihallerin çoğunda bunun caiz olmadığı yazılmaktadır. Sizden ricam, böyle bir muamelenin neden caiz olmadığını açıklamanızdır
Kısa Cevap

Faiz, ayet ve rivayetlerde şiddetle kınanarak haram edilmiş ve bu haramlığın bazı hikmetlerinede işaret edilmiştir. Örneğin: İnsanların birbirlerine borç vermeye yanaşmayacağı, fazin zulüm olması, insanların toplumun ihtiyaç duyduğu ticari faaliyetlerden soğuması vs. gibi şeyler faizin haram edilmesinin hikmetlerinden bazılarıdır.

 

Ancak belirtmek gerekir ki, faizin haram olması hakkında söylenen hikmetlerin tümü borç faizi hakkında olup, alışveriş faizi için şu anda bizim için bilinmeyen nedenlerden dolayı herhangi bir hikmet zikredilmemiştir. Bu yüzden Peygamberimize (s.a.a) ve Masum İmamlara (a.s) tam bir teslimiyet ve itaatin gereği olarak ona amel etmek gerekir. Fakat bu, böyle bir hükmün arkasında başka hikmetin olmadığı ve bu hükmün her hangi bir faydası olmadığı anlamına gelmez.

 

Bazı alimler alışveriş faizinin haram oluşunun hikmeti hakkında tahminde bulunarak şöyle demişlerdir: Alışveriş faizinden suistifade edilebileceği ve borç faizinden kaçmak için kullanılabileceğinden haram edilmiş olabilir. Başka bir ifadeyle alışveriş faizi borç faizinin adeta bir kalkanıdır.

Ayrıntılı Cevap

Faiz mevzusu fıkhın geniş konularından biri olup ayet ve rivayetlerde haramlığına önemle vurgu yapılmıştır. Faiz (riba) terimi iki farklı yerde kullanılmaktadır:

1-     Borç faizinde

2-     Alışveriş faizinde

Borç faizi, şartlı olan borçtur. Borcun şartları ve harama neden olan şeyler nelerdir konusunda fakihlerin arasında görüş ayrılığı vardır. Sizin sorunuzdaki alışveriş faizinden maksat şudur: 1) Muamele aynı iki cins arasında yapılmalıdır.  2) Alışveriş ölçülme ve tartılma şeklinde olmalıdır. 3) İki cins aynı miktarda olmamalıdır.[1]

Alışveriş faizinin haram oluşu, hatta muamele edilen iki cins çeşitli yönlerden -asıl cinslerinin dışında- birbirleriyle farklı olsalar dahi geçerlidir. Örneğin, bir kilo kaliteli pirinç, bir buçuk kilo kalitesiz pirinçle değiştirilirsebu faizdir ve haramdır. İki cinsten birinin eski olması vb. gibi diğer özelliklerde de faiz hükmü uygulanır. Altın ve gümüşte de aynı şartlar geçerlidir. Yani iki altın, hangi özellikte olursa olsun (ister eski olsun, ister yeni, işlenmiş veya külçe, kırık ya da sağlam farketmez) muame1le edilirse fiyatları farklı olsa da ikisinin ağırlığının eşit olması gerekir. Altın ve gümüşün bu konudaki özelliği şudur: Altın ve gümüş nakit olarak muamele edilmelidir, borç olarak muamale edilirse caiz değildir.[2]

 

Mantıklı bir ihtiyaç olan eski altınla yeni altını muamalesi konusunda basit ve şer’i bir yol önerilmiştir ki onunla hem bu mantık ve şer’i hedef gerçekleşmekte, hem de çeşitli faydaları olan İlahi hüküme muhalefet edilmemektedir.

 

Rivayetlere ve Şer’i delillere dayanarak bu yolu benimseyenlere hatırlatmak gerekir ki, onu uygulamak ilahi hükümden kaçmak ve Allah-u Teala’ya karşı hile yapmak değildir. Aksine muameleyi

haramdan helale çevirmektir. Nitekim bir rivayette şöyle buyurulmaktadır: ‘Haramdan helale kaçmak ne kadar güzeldir.’[3] Yani yaşam tarzı Allah’ın yasakladığı şekil üzerine olmamalıdır.

 

Günümüzde Müslümanlarının çoğunun piyasasında uygulanan yol şudur: Muamele, iki cinsi değiştirme halinden çıkarılıp başka bir muamele haline getirilmiştir. Şöyle ki, önce eski altın belli bir fiyata satılır, sonra yeni altın satın alınır. Örneğin önce 10 gr. eski altın 200 bin Tümen’e satılır, sonra 8 gr. yeni altın aynı fiyata satın alınır.[4]

 

Faiz neden haramdır?

 

Konuya girmeden önce belirtmek gerekir ki, hükümlerin felsefesini bilmek insanı onlara amel etmeye daha çok teşvik etse de, genel anlamda insanların Allah’a ihlasla kulluk ve itaat isteklerinide yokedebilir; yani Allah’ın kanunlarının felsefesini ve bunların kendisine faydası olduğunu bilen kimse Allah’ın yüceliği ve Ona olan iman ve inancından dolayı değilde yalnızca kendi menfaatinden dolayı onu yerine getirir ve netice itibarıyla ihlaslı bir şekilde kulluk yapmaktan mahrum olur.[5] Belkide bu nedenden dolayı hükümlerin felsefeleri dini metinlerde tam olarak zikredilmemiş, insanları ahkâma yönlendirmek için onların yalnızca bir kısmına değinilmiştir. Ahkamın tümünün, fayda ve zararlar göz önüne alınarak konulduğunu bilmemize rağmen genede ayrıntıları hakkında her zaman kafamızda sorular vardır. Mesela, namazın bir çok faydasının olduğunu biliyoruz, ama sabah namazı neden iki rekattır, manevi bir halde ona bir rekat daha ekleyerek kılsak namaz neden batıl olur, gibi konularda bilgimiz yoktur. İnsan aklı genel olarak ahkamın hikmetlerini bir ölçüye kadar anlayabilir, ama ayrıntılarının çoğunu bilemez. Kullar, Allah’a ve Peygamber’e olan iman ve güvenlerinden dolayı, nedenini bilmedikleri şeyleri yerine getiriyor veya onları terkediyorlar. Bu mümince bağlılık çok güzel bir duygu olup, nefsi ıslah açısındanda yapıcıdır.

 

Bununla birlikte aşağıda borç faizinin haram oluşunun hikmetlerini açıklayan bazı ayet ve rivayetlere değiniyoruz:

 

1-     Faiz, akla ve mantığa aykırı olan bir kazanç yoludur; başka bir ifadeyle şer’i bir yönü yoktur.[6]

2-     Bir rivayette İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Faiz helal olsaydı, insanlar ticareti ve ihtiyaç duyulan işleri yapmazlardı. Allah faizi haram kıldı ki insanlar haramdan helale, ticarete ve alışverişe yönelsinler. Böylece geriye kalanda borç haline gelsin.’[7] Yani toplumda ekonomik faaliyetler durmasın diye haram edilmiştir.

3-     Kur’an’da faizin hükmü açıklandıktan[8] sonra şöyle buyuruluyor: ‘Ne zulmedersiniz, ne zulüm görürsünüz.’ Bu cümle faizin zulüm olduğunu göstermektedir. Faizin zulüm olması onun haram oluşunun hikmetlerinden biridir.

4-     Rivayetlerden istifade edilen faizin haram oluşunun delillerinden bir diğeri faizin, insanın hayır işler yapmaya sevkeden duygularını öldürmesidir. Bir rivayette şöyle buyuruluyor: ‘Allah faizi haram etti ki insanlar hayır işten (borç vermekten) kaçınmasınlar.’[9]

Görüldüğü gibi ayet ve rivayetlerde faizin haram oluşunu açıklayan delillerin tümü borç faizine aittir; alışveriş faizinin haram oluşunun delili ya zikredilmemiş ya da bize ulaşmamıştır. Başka birçok hüküm gibi bu hükümde taabbüdi ve Masum İmamlara (a.s) olan teslimiyetimizden dolayı kabul etmemiz gereken hükümlerdendir. Buna rağmen Şehid Mutahhari,[10] Ayetullah Mekarim[11] gibi alimler bu konuda şöyle bir tahminde bulunmuşlardır: Alışveriş faizinin haram olmasının hikmeti borç faizini önlemek içindir. Başka bir ifadeyle alışveriş faizi borç faizi için bir kalkan ve sınır görevini yapmaktadır. Bu, borç faizinin öneminden dolayıdır; borç faizinden kurtulmak için alışveriş faizden suistifade edilebilirdi. Böyle bir suistifadenin önüne geçmek için alışveriş faizi haram edilmiştir.  


[1] - Bu konu için Tam İlmihaller’in ‘Alışveriş Hükümleri’ bölümüne bakınız.

[2] - Bu konu için Tam İlmihaller’in ‘Altın ve Gümüşün Alım Satımı Hükümleri’ bölümüne bakınız.

[3] - el-Kafi, c.5, s.246

[4] - Bu amelin şartlarının neler olduğu konusunda fakihlerin arasında da görüş ayrılığı vardır. Daha fazla bilgi için geniş izahlı kitaplara başvurunuz.

[5] - Bu arada unutmamak gerekir ki, Allah’ın ihlaslı kulları bunun dışındadırlar.

[6] - Vesail-uş Şia’daki bir rivayete dayanılmıştır (c.12, Ebvab-ur Riba, bab:1, h.11).

[7] - a.g.e, h.8

[8] - Bakara/279

[9] - Vesail-uş Şia, c.12, Ebvab-ur Riba, bab:1, h.4

[10] - Murteza Mutahhari, Mesele-i Riba ve Bank, s.46

[11] - Nasir Mekarim Şirazi, er-Riba ve’l Benk-ul İslami, s.60

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hz. Mehdi ile irtibat ve ilişki mümkün mü?
    12089 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/20
    Birbirini tanımayan iki kişi arasında ilişkinin kurulması mümkün değildir İlişkinin meydana gelmesi için en azından iki taraftan birinin diğerini tanıması ve sonuçta ona bağlılık duyması onun mehabetini kalbinde oluşturması ile başlayabilir ve sonra karşılıklı bağ ve dostluk oluşmasına yol açabilir.
  • Cemaat namazı niyetinde namaz rekâtlarının sayısı belirtilmeli midir?
    5494 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/12
    Asıl yanıta değinmeden önce niyette iki önemli konunun dile getirildiği noktasını hatırlamak gerekir:1. Niyette söz gerekli midir?2. Niyette muteber olan şeyleri dile getirmenin lazım olmadığı açıklığa kavuştuktan sonra[1] hangi şeylerin niyette gerekli ve muteber olduğu konusu ortaya çıkmaktadır. ...
  • İslam devletinde medeni kurumların yeri nedir?
    7213 Düzenler 2010/12/04
    Toplumda halk kitleleriyle devlet arasındaki kuruluşlara medeni kurumlar denir. Köy ve şehirlerdeki kooperatifler, dernekler, spor kulüpleri ve birlikler (okul-aile birliği gibi) vb. medeni kurumlara örnek teşkil etmektedirler. Medeni kurumların varlığı halkçı düzenlerin temel özelliklerinden biridir. Bir işi ve mesleği olan herkes bu kurumlara üye olabilirler. Medeni kurumlar, toplumsal ...
  • Şefaatin kıyametteki yeri ve önemi nedir?
    9004 Eski Kelam İlmi 2009/06/17
    Şefaat, zayıf birini güçlendirmek, takviye etmek demektir. Şefi' (şefaat edici) ise ihtiyacı olana yardım eden ve onu mutedil bir duruma getirip ihtiyacını gideren kimsedir. Kıyamette şefaat etmek Allah'a mahsustur. Elbette Yüce Allah bazılarına da başkalarına şefaat etmeleri için izin vermiştir. Bu konu hakkında gelen birçok rivayetten kıyamette şefi'lerin çok olacağı ...
  • Çocukken bir defa kız kardeşimin sütünü içmiş olan amcakızım ile evlenebilir miyim?
    7506 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Niçin Abdulmuttalib oğlunun adını Abduluzza koymuştur?
    22730 تاريخ بزرگان 2008/07/22
    Abdulmuttalibin oğlu Ebu leheb (Haşim oğlu Abdulmuttalib oğlu Abduluzza) künyesi Ebu utbe’dir, Peygamber (s.a.a) efendimizin amcası ve aynı zamanda onun en katı düşmanlarından biridir. Annesi Beni Huzae kabilesinden Lubna ve eşi Harb ibn-i Umeyye’nin kızı ve Ebu süfyanın kız kardeşi, Ümm-i cemil adıyla tanınan Arvi veya Avra’dır. ...
  • İmamları (a.s) ziyaret etme felsefesi nedir?
    8535 İslam Felsefesi 2011/05/21
    Saygı ve tazim etme eşliğinde herhangi bir şahıs veya şeye yönelik duyulan içsel bir temayül ve eğilime ziyaret denir. İnsanın hakikati ruhu olduğundan ve o da hiçbir zaman fani olmadığından, bir büyük şahsı öldükten sonra ziyaret eden bir insan gerçekte diri bir varlığı ziyaret etmiş, ona eğilim ve temayül ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    7490 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    12160 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Salâvat getirirken Al-i Muhammed’i demezsek niçin savat eksik sayılır?
    15109 Tefsir 2009/07/23
    Al-i Muhammed’e salâvat getirmek bidat olmadığı gibi Kur’an ve hadis ve akıl ve irfanla da uyumludur, çünkü:Bidatin manası dinde olmayan bir şeyi dine dahil etmektir. Biz Al-i Muhammede salâvat getirmenin bidat olmadığını söylüyoruz çünkü bu konu Peygamber ve Ehl-i Beyt’ten gelen hadislerde yer ...

En Çok Okunanlar