Gelişmiş Arama
Ziyaret
8133
Güncellenme Tarihi: 2012/01/23
Soru Özeti
Kutsal kitapta teslis mevcut mudur?
Soru
Hıristiyanlıktaki teslis kutsal kitapta ispat edilebilir mi yoksa edilemez mi? Eğer ispat edilemezse bu inanç nasıl meydana gelmiştir?
Kısa Cevap

Tarihçilerin geneli, kutsal kitabın hiçbir yerde açıkça teslisi beyan etmediği hususunda ortak görüş taşımaktadır. İlyade Ansiklopedisi teslis hakkında şöyle yazmaktadır: … Kutsal kitapta teslisi ispat eden bir ayet bulmak kilise için ciddi bir krize yol açmıştır. Bununla birlikte bazı Hıristiyanlar kutsal kitaptan kendi görüşlerince teslisi beyan eden bir takım deliller dile getirmektedirler. Ama belirtilen pasajları inceleme ve irdelemeyle onların yeterli derecede açık olmadığı ve teslisi ispat etmeyi başaramadığı gözlemlenmektedir. Teslisin varlığına dair açık bir ifadenin olmayışı ve İsa’nın ilahlığıyla ilgili tabirlerin sınırlı ve mücmel olması, Hıristiyanları onun hakkında “Tanrının Oğlu” ıstılahını genişletmeye ve bu ıstılahı mecazi manadan hakiki manaya dönüştürmeye itmiştir. Elbette onlar ilk üç asır boyunca İsa’nın ulûhiyeti hakkında görüş ayrılığına düşmüştür. Dördüncü asırda Aryus adındaki seçkin bir piskopos İsa’nın ulûhiyeti aleyhine ayaklanınca ve mücadele büyüyünce, ilk Hıristiyan kayser Kostantin’in çağrısıyla üç yüz piskopos küçük Asya’nın Nikye şehrinde M. 325 yılında bir konsey oluşturdu. Bu konseyde İsa’nın ulûhiyeti görüşü kahir ekseriyetle kabul edildi ve Aryus’un görüşü reddedildi. Belirtilen inanç manzumesi esasınca teslise inanmak Hıristiyanlığın doğru usullerinden biri sayılmasına rağmen, her zaman teslis inancına karşı çıkan kimseler var olagelmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Telis, Hıristiyanlığın temel inançlarından biridir ve bu inanç esasınca bir tanrı üç şahısta yani baba, oğul (İsa Mesih’te tecessüm etmiştir) ve kutsal ruhtur. Bu üçü bir zata sahiptir, ama birbirlerinden ayrıdırlar. Hıristiyanların eski ahit ve yeni ahdi içeren iki kutsal kitabı, Yüce Tanrının bir olduğuna delalet etmekte ve teslise hiçbir yer vermemektedir. Eski ahitte şöyle yazılmaktadır: “Yahova’nın Tanrı olduğunu ve O’ndan başka kimsenin olmadığını bilmen için bu sana zahir oldu” (Tesniye, 4: 35). Yeni ahitte de şöyle yazılıdır: “Tanrı birdir” (Timutaus’un başı, 2: 5). İlk Hıristiyanlar teslise hiç inanmamaktaydı ve onlar Mesih’i Tanrının peygamberi ve O’nun seçilmişi bilmekteydi. Ebyuniler, Hıristiyanlığın ilk çağlarında yaşamış olan Hıristiyanlar olup İsa’yı Meryem’in oğlu olan salt bir insan bilmekteydiler.[1] Aynı şekilde tarihçilerin geneli, kutsal kitabın hiçbir yerde açıkça teslisi beyan etmediği hususunda ortak görüş taşımaktadır.[2] İlyade Ansiklopedisi teslis hakkında şöyle yazmaktadır: … Kutsal kitapta teslisi ispat eden bir ayet bulmak kilise için ciddi bir krize yol açmıştır. Hıristiyan âlimler de tevhide vurguda bulunmuş ve onu beyan etmeye koyulmuşlardır. Şamlı Yuhanna şöyle demektedir: “Kutsal kitaba inananlar Tanrının birliğinde şüphe duymazlar.”[3]Yeni Britannica Ansiklopedisi şöyle yazmaktadır: Ne teslis kavramı ve ne de ona açıkça iman etmek yeni ahitte yer almamaktadır.[4] Tevrat’ın tanrısının tek tanrı olduğu hatırlatılmalıdır. Bu kitapta her şeyden çok Tanrının bir olduğuna vurguda bulunulmuştur. On emrin ikinci emri şudur: “Senin benden başka ilahların olmasın.” (Çıkış Kitabı, 3: 20). Aynı şekilde şöyle denilmiştir: Sadece Tanrı odur ve onun bir başka benzeri yoktur (İkinci Kitap, 4: 35 ve 39). O’ndan başka hiçbir Tanrı yoktur (İkinci Kitap, 4: 35 ve 39). Ey İsrailoğulları dinleyin: Var olan tek Tanrı, bizim Tanrımızdır; siz O’nu tüm kalp, can ve gücünüzle sevmelisiniz. (İkinci Kitap, 4: 6). Musa’nın tanrısı göğün ve yerin tanrısıdır. (Yaratılış Kitabı, 1: 1). O, istediği her şeyi yapmaya kadirdir. (Çıkış Kitabı, bap: 15).[5] Hıristiyanların ve din araştırmacılarının inancına göre, eşanlamlı İnciller (Matta, Markos, Luka), Yuhanna İncilinden birkaç on yıl önce yazılmıştır. Yuhanna İncili yaklaşık M. 100 yılında yazılmıştır; yani Povlos’un ölümünden otuz yıl sonra kaleme alınmıştır. Povlos’un inancı halka egemen olduğu dönemde yazılmıştır. Bir taraftan eşanlamlı üç İncil arasında ve diğer taraftan da Yuhanna İncilinde muhteva açısından kısa bir mukayesede bulunmayla, eşanlamlı İncillerin Hz. İsa (a.s) hakkında pek aşırılığa kaçmadığı görülecektir. Ama Yuhanna İncilinde baştan sona dek Hz. İsa’nın ulûhiyeti gibi konular mevcuttur. Örneğin Yahudilerin İsa’ya muhalefet etmelerinin sebebinin onun kendisini Tanrı addetmesiydi, diye belirtmektedir. (Yuhanna 10: 31-38). Bu İnciller aynı şekilde Hz. İsa’nın namaz, ibadet ve Tanrıya dua edişini nakletmiştir. Özellikle kendisi tutuklanmadan önce birkaç merhalede Tanrıya yakarmıştır. Matta (27: 46) ve Markos (15: 34) İncillerinde şöyle yer almaktadır: “Tanrım neden beni terk ettin?”[6] Bununla birlikte bazı Hıristiyanlar kutsal kitaptan kendi görüşlerince teslisi beyan eden bir takım deliller dile getirmektedirler. Ama belirtilen pasajları inceleme ve irdelemeyle onların yeterli derecede açık olmadığı ve teslisi ispat etmeyi başaramadığı gözlemlenmektedir. Konunun aydınlanması için özetle bu delillerin bazılarına işaret ediyoruz:

1. Bazı Hıristiyanlar teslis mefhumunun köklerinin yeni ahitte gözlemlendiğini ve Matta İncilinin sonundaki vaftiz hakkının verilmesi tabirinin (onları baba, oğul ve kutsal ruh adına vaftiz edin) bunu açıkça belirttiğine inanmaktadır.

Cevap: Yeni ahit yazarları, Tanrıyı baba olarak adlandırmayı adet edinmiştir ve bu ıstılah Yahudilikten gelmedir. İncillerin naklettiği üzere, İsa kendi öğrencilerine dualarında Tanrıya semavî baba olarak seslenmelerini öğretmiştir. (Matta 6: 9). Aynı şekilde İsa şöyle söylemiştir: “Babamın ve babanızın, Tanrımın ve Tanrımızın yanına gidiyorum.” (Yuhanna 20: 17).[7] 

2. Kutsal kitapta Tanrı bazı yerlerde çoğul olarak anılmıştır veya çoğul zamiriyle “uluhim” şeklinde zikredilmiştir. Hıristiyanlar bu ayetlerden Tanrının kesinlikle birden çok olduğu ve bu yüzden çoğul kipi kullanıldığını söylemektedir. Örnek: “Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun" (Yaratılış, 1: 26). Sonra, "Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu" dedi, "Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli." (Yaratılış 3: 22). "Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar." (Yaratılış 7: 11). Sonra Rab'bin sesini işittim: "Kimi göndereyim? Bizim için kim gidecek?" diyordu."Ben! Beni gönder" dedim.” (Yeşaya 6: 8).

Cevap: Hikaye yazarları ve dilbilimciler, bu tabirlerdeki çoğul ifadeleri saygı çoğulu olarak adlandırmaktadır. Nitekim biz de örfsel kullanışlarda bu dil tarzından yararlanmaktayız. Hatta kutsal kitabın bazı yerlerinde de bu saygı ve vurgu çoğuluna rastlamaktayız. Bu örneğin bir numunesini İbracice’deki Adonim kavramının beyler manasında Yaratılış 24: 9, 10 ve 51’de İbrahim’e hitaben, Yaratılış 39: 2, 3, 7 ve 8’de Futifar’a hitaben, Yaratılış 42: 30, 33; 44: 8), Yusuf’a hitaben, Yaratılış 40: 1’de (Firavun), 2. Samuel 11: 9; 1’de, 1. Krallar 1: 11, 33, 43, 47’de (Davud) ve diğer örneklerde gözlemlemek mümkündür. Odnim’in gerçek çoğul anlamıyla (beyler) kullanılışını örnek olarak Yaratılış 19: 2, Emsal 25: 13 ve Yeşaya 26: 13’te gözlemleyebilirisiniz. Bu örneklerde bu kavram çoğul için kullanılmıştır ve bu hususlar bir olan gerçek Tanrı için uluhim kavramının kullanılışının yaygın bir kullanış olduğunu açıkça göstermektedir. Buna verilecek diğer bir cevap da şudur: Uluhim kavramının çoğul olarak adlandırılmasının nedeni, ilahi gücün kemalini ve başka bir ifadeyle Tanrı tarafından ortaya konan güçlerin toplamını belirginleştirmek içindir.

3. Hıristiyanların teslisi ispat etmek için kutsal kitaptan alıntıladıkları ayetlerden birisi de şudur: Gökte tanık olanlar üç kişidir: Baba, kelime ve kutsal ruh. Bu üç kişi birdir. (Yuhanna 5: 7).

Cevap: Bu ayet sadece bazı Latin nüshalarında mevcuttur ve kutsal kitabın yazıldığı Yunanca nüshalarda mevcut değildir. Bugün bu ayet kutsal kitabın asıl metninden silinmiştir ve Katolik kilisesinin Latince tercümesinde bile bulunmamaktadır. Teslisin varlığına dair açık bir ifadenin olmayışı ve İsa’nın ilahlığıyla ilgili tabirlerin sınırlı ve mücmel olması, Hıristiyanları onun hakkında “Tanrının Oğlu” ıstılahını genişletmeye ve bu ıstılahı mecazi manadan hakiki manaya dönüştürmeye itmiştir. Elbette onlar üç asır boyunca İsa’nın ulûhiyeti hakkında görüş ayrılığına düşmüştür. Dördüncü asırda Aryus adındaki seçkin bir piskopos İsa’nın ulûhiyeti aleyhine ayaklanınca ve mücadele büyüyünce, ilk Hıristiyan kayser Kostantin’in çağrısıyla üç yüz piskopos küçük Asya’nın Nikye şehrinde M. 325 yılında bir konsey oluşturdu. Bu konseyde İsa’nın ulûhiyeti görüşü kahir ekseriyetle kabul edildi ve Aryus’un görüşü reddedildi. Nikye Kanunu olarak meşhur olan bu konseyin kararında İsa hakkında şöyle okumaktayız: İsa Mesih, Tanrının oğludur, babanın evladıdır ve babanın zatından olan yegane evlattır. Tanrı Tanrıdan, nur nurdan ve gerçek Tanrı gerçek Tanrıdandır ki doğmuştur, yaratılmamıştır… O, biz insanlar ve bizim kurtuluşumuz için gelmiş ve tecessüm etmiştir… Onun bir zamanda olmadığını veya mevcut olmadan önce olmadığını veyahut yokluktan meydana geldiğini söyleyen ve kendisinin başka bir zat veya cinsten olduğunu veya Tanrının oğlunun yaratıldığını ve değişim ve dönüşüme uğrayabileceğini ikrar edene lanet olsun.[8] Belirtilen inanç manzumesi esasınca teslise inanmak Hıristiyanlığın doğru usullerinden biri sayılmasına rağmen, her zaman teslis inancına karşı çıkan kimseler var olagelmiştir. 1600 yılında “Yunitaryanizm” adlı bir ekol ortaya çıktı ve bu ekol taraftarları teslise inanmayı reddetti; zira onlar teslise inanmanın Yunan filozoflarının eksik görüşlerinin inançları tedvin ederken etkili olmasının sonucu olarak değerlendirmekteydi.[9] Yunitaryanizm hareketinin önderi, Mikhail Cerritos adında İspanyalı bir şahıstı ve o yeni ahdi dikkatlice okuduktan sonra, Niğde inanç manzumesi esasınca tüm Hıristiyanlar için kesin bir usul olan teslis meselesinin bu sayfalarda olmadığı neticesine ulaştı ve bu inancın Katolik kilisesinin mahsulü ve de salt küfür ve geçersiz olduğuna inandı. O, 1531 yılında “Teslis Hataları Hakkında” adlı bir risale yayınladı. Neticede kendisi küfür ve ateizm ithamıyla yakıldı. He ne kadar o ortadan kaldırılsa da, teslise muhalif Hıristiyan cemaatler ortaya çıktı. Elbette bu cemaatler şiddetlice Protestan ve Katoliklerin saldırılarına maruz kaldı. Bu inanç takipçileri içinde bulunduğumuz asırda da henüz yaşamaktadırlar.[10]



[1] Alaster Maac Karas. Der Amedi Ber İlahiyat-ı Mesihi, Tercüme-i İsa Dibac, s. 362, s. İntişarat-ı Kitab-ı Ruşen.

[2] Michael D. Coogan, The İllustrated Guide to World Religions, p. 65, Oxford University Press.

[3] Süleymani Erdestani, Abdurrahman, Der Amedi Ber İlahiyat-ı Tatbiki İslam Ve Mesihiyet, s. 120, çap-ı evvel, Kitab-ı Ta Ha, Kum, 1382 ş, be nakl az Yuhanna-i Demeşki, el-Mie Makale-i Fi’l-İmani’l-Orsozuksi, tercüme-i Arabi, el-Erşimindrit Adryanus Şur, s. 61, Lübnan, Menşuratu’l-Mektebe el-Bulusiye, es-saniye, M. 1991.

[4] Encytclopaedia Britannica Online: article Trinity.

[5] Süleymani Erdestani, Abdurrahim, Yahudiyet, s. 82, çap-ı evvel, Ayat-ı Aşk, Kum, 1382 ş.

[6] Tevfiki, Hüseyin, Aşinayi Ba Edyan-ı Bozorg, s. 148, çap-ı pencom, İntişarat-ı Semt, Tahran, 1381 ş.

[7] Aşinayi Ba Edyan-ı Bozorg, s. 149.

[8] Miler, V.M, Tarih-i Kilise-i Kadim Der İmparatori Rum Ve İran, s. 244, tercüme-i Ali Nohostin, İntişarat-ı Hayat-ı Ebedi, Tahran, M. 1981.

[9] Hordrn, Welyaem, Rahnamey-ı İlahiyat-ı Protestan, s. 34, tercüme-i Tate Mikailyan, çap-ı evvel, Şirket-i İntişarat-ı İlmi Ve Ferhengi Tahran, 1368 ş.

[10] Bi. Nas Jan, Tarih-i Cami’ Edyan, s. 680 – 681, tercüme-i Ali Asgar Hikmet, çap-ı sizdehom, Şirket-i İntişarat-ı İlmi Ve Ferhengi Tahran, 1382 ş.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar