Gelişmiş Arama
Ziyaret
7026
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Dini mektep ve nizamlarla dini olmayanların arasında ne gibi ayrıcalıklar vardır?
Soru
Dini mektep ve nizamlarını dini olmayan mektep ve nizamlardan ayırt eden veya birisini bir diğerine üstün kılan veya alt mertebede yer almasını neden olan niteliklerin ve ölçülerin neler olduğunu öğrenmek istiyorum?
Kısa Cevap

İlk önce şunu hatırlatmamız gerekmektedir ki; İslam dini ve tahrif olmamış diğer semavi dinler arasındaki asli benzerlik, yeryüzünde tevhidin istikrarı ve Allah’a ibadet etme ve insanların kulluktan uzaklaştırma ve Allah’tan başkasına ibadet etmektir; Nitekim Kur’an’-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.” Eğer benzer olan tek bu benzerliği nazara alırsak, hatta tevhit ve sadece bir olana tapma nidasında olan İsa (a.s) ve Musa (a.s) gibi Peygamberlerin her türlü tahriften uzak usulü evvelîsi ile Hıristiyanlık ve Yahudilik dini bile dini olmayan mektep ve ayinlere göre imtiyaz sahibidirler. Her ne kadar her asırda bu ilahi dinlerin taraftarları usulü evveliye ye itina göstermeksizin Tevrat ve İncili tahrif etmeye el attılar ve sonuç itibariyle de bu dinleri dini olmayan mekteplerle aynı yaptılar.

Dini nizam ve mekteplerin dini olmayanlardan en önemli değer ve imtiyazı, insanın fıtratını uyandırma ve onda saklı olarak emanet bırakılan bil kuvve olan manevi kemallerin fiiliyata ulaşmasıdır.  Başka bir tabirle insanda, sahih dini temel ve değerler esasınca “idim”den “olma”ya yâda bil kuvve vaziyetinden fiiliyata intikal etmede tedrici değişimin oluşmasına zemin hazırlamaktır. 

Ayrıntılı Cevap

İlk önce şunu hatırlatmamız gerekmektedir ki; İslam dini ve tahrif olmamış diğer semavi dinler arasındaki asli benzerlik, yeryüzünde tevhidi ve Allah’a ibadet etmeyi yerleştirmek ve insanları başkalarının kulluğundan ve Allah’tan başkasına ibadet etmekten kurtarmaktır. Nitekim Kur’an’-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.”[1] Eğer Peygamberlerde bulunan özellikleri nazara alırsak, hatta tevhit ve sadece bir olana tapma nidasında olan İsa (a.s) ve Musa (a.s) gibi Peygamberlerin her türlü tahriften uzak usulü evvelîsi ile Hıristiyanlık ve Yahudilik dini bile dini olmayan mektep ve ayinlere göre imtiyaz sahibidirler. Her ne kadar her asırda bu ilahi dinlerin taraftarları usulü evvelîye ye itina göstermeksizin Tevrat ve İncili tahrif etmeye el attılar ve sonuç itibari ile de bu dinleri dini olmayan mekteplerle aynı hale getirdiler.

Ama ilahi dinler arasında, İslam dini bütün öğretileri saadete ulaşmada bütün ferdi ve toplumsal boyutları kapsayan bir genelliğe sahiptir. İslam dininin kapsamlı olması onun sınırlarının genişliğinin göstergesidir. İslam dininin camiiyeti, Allah tarafından nazil olma hedefiyle aynı yöndedir ve dinin nazil olma hedefi de insanın yaratılış hedefidir; zira Allah insanı bir hedef doğrultusunda yarattığı için kesinlikle hüküm, ameli düsturlar ve o hedefe ulaşmak için gerekli maarifleri ona iblağ etmelidir. Allah-u Teâlâ bu programları farklı dönemlerde insanların ihtiyacı ve kapasitesi oranında göndermiş ve bütün o programları İslam adıyla, Hz Muhammed Mustafa (s.a.a) ve onun varisleri vasıtasıyla insanlığa sunmuştur.[2]

Netice itibari ile İslam mektep ve dini diğer ilahi dinlere göre üstünlüğü ve cami’iyeti vardır. Ama genel anlamda İlahi din ve mekteplerin dini olmayan mektep ve ayinlerden (ki asil ve her türlü tahriften uzak semavi dinlerden hiçbirinin usul ve yöntemlerine tabi olmamaktadırlar; örneğin liberalizm gibi) esasi imtiyaz ve değerleri bulunmaktadır ki aşağıda imtiyaz ve farklılıkların bazılarına (külli surette) işaret edilecektir:

A. Hedeflerde Farklılık ve İmtiyaz

Yaşamları dini usul ve yöntemlere dayalı olmayan mektep ve nizamlar, bütün dikkatlerini sadece “dünya” ve “hümanizmle” sınırlandırmaktalar. Başka bir tabirle onların en esaslı hedefleri sadece insan ve toplumun dünyevi ihtiyaçlarının temin edilmesidir ve bu hedeften daha öte hedefleri de bulunmamaktadır.[3] Ama dini nizam iki hedef gözetmektedir; birincisi bu dünyada saadet ve ihtiyaçlarını temin etme ve diğeri ise ebedi uhrevi saadet ve hayrı temin etmektir.

İslam dini ve mektebinin en önemli hedefleri şunlardan ibarettir:

1. Yeryüzünde tevhit ve Allah’a tapmanın istikrarı ve daha önce de belirtildiği gibi halkı Allah’tan başkasına kulluk etmekten uzaklaştırmak.

2. İlahi adalet ve hâkimiyeti icra ederek örnek bir toplum ve Medineyi Fazileyi kurmak: “Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.[4]      

İnsani faziletlerin rüştü ve kemali ve ilahi kurba ulaşma zeminesini oluşturmak için toplumsal adaletin sağlanma meselesi, İslam dinin en özel işlerinden bilinmektedir. Oysaki dini olmayan hiçbir mektep, yüksek faziletlerin rüştü ve tealisini sağlamayı ve dünya ve ahiret saadetine uygun bir zemine oluşturmayı kendi programlarında yer vermemektedirler.

3. İnsan fıtratını uyandırma ve insanda bil kuvve olarak yerleştirilen manevi kemalatların fiiliyata ulaşması. Başka bir tabirle insanda, sahih dini temel ve değerler esasınca “bud” (idi) den “şuden” (olma) ya yâda bil kuvve vaziyetinden fiiliyata intikal etmede tedrici değişimin oluşmasına zemin hazırlamak. 

B. İyi ve Kötü Yöntem ve Değerlerinde Farklılık:

Dini olmayan mektep ve nizamlarda, onların program ve yöntemleri, iyiyi ve kötüyü, yapılmalı ve yapılmamalı şeklindeki konuların tesbiti genellikle dini ve vahyin temel usulleri ve değerleri göze alınmadan yapılıyor. Onların inancına göre vahye ihtiyaç duymaksızın akıl iyilik ve kötülüğü seçebilecek güce sahiptir. Bu bakış aşı “akılcılıkta ifratçı” akımı adıyla meşhurdur. Veya onlardan bazıları iyi ve kötü değerlerinin ölçüsünü sadece insanın ihsas ve duygularını ölçü olarak bilmekteler. İyi ve kötü değerlerinin ölçüleri hakkında başka görüşlerde bulunmaktadır.

Değerlere itinasız olmak “hedef, vesileyi tevcih eder” sanısını pratikte hakim olan esasa dönüşmesine neden olur ve ahlaki usul ve hedefleri görmemezlikten gelmek olur.

Ama İslam dininde ise, ahlaki ve ilahi insani kerametlerle uyuşmayan yöntem ve değerlerden yararlanılmamıştır ve yüce ahlaki değerler karşıtı ve beşerin kemal ve ebedi saadetini viran edecek şeylere izin verilmemiştir.[5]

C. İslam’ın, kendini yetiştirme meydanında insana iki eşit bakışı

İslam dini, kendini yetiştirme, insani kemal ve saadet mesirinde, insana bu yolda iki yönlü bakış şeklini sunmuş ve bu yolda başarılı olmayı bu bakış açısıyla sınırlı kılmıştır. Bu bakışta, insan cisim ve bedene sahip olmanın yanı sıra daha iyi olan can ve ruhunun da var olmasıdır. Dolayısıyla onun teveccühü kendi ruhundan gafil kalıp cisimle sınırlı kalmamalıdır. 

Kur’an-ı Kerim insanın yaratılış konusunda her iki özelliğe de değinmektedir: “O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.[6] Sonra “Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.”[7] Bu ayetler cismi boyut hakkındadır. Surenin devamında ruhi boyut ve hakikatine işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi.[8]

İlahi ruh, melekuti bir unsur olup şerif ve ebedidir. İslam dinin bakış açısına göre bu doğaüstü unsur insanın bedeninin yok olmasından sonra bile baki kalacak ve sonsuz yaşam ve ebedi saadet ya şekavetten (insanın işlediği amelleri doğrultusunda) yararlanacaktır. İlahi insan bilimi, insanın kemalinin ruhani tekâmülün ışığında ve en iyi insani değerlerin kazanılmasında olduğunu aşikâr etmektedir.[9]

 


[1] Nahl Suresi, 36. ayet.

[2] Daha fazla bilgi için aşağıdaki indeksleri mütalaa edebilirsiniz: “İslam’ın hakkaniyetinin delilleri”, soru: 3371 (Site: 3636);  “İslam dininin diğer dinlere üstünlük ve özellikleri”, soru: 18054 (Site: 17657).

[3] İndeks: “Halk ve Velayeti Fakih’e dayalı hükümet ve onun Liberalizme olan imtiyazı”, soru: 9981 (Site: 10127).

[4] Hadis Suresi, 25. ayet.

[5] İndeks: “Dini kaynakların ahlaktaki rolü”, soru: 8094 (Site: 8161); “Tekamüli Ahlak ve onun neticeleri”, soru: 563 (Site: 616); “Dine dayalı ahlak”, soru: 7078 (Site: 7327).

[6] Secde Suresi, 7. ayet, “ve bede’e halkel insani min tin

[7] Secde Suresi, 8. ayet, “ce’ale neslehu min sulaletin min maain mehin

[8] Secde Suresi, 9. ayet, “ve nefehe fihi min ruhihi

[9] İndeks: “İnsanın saadet ve kemalı”, soru: 1633 (Site: 7711); “İnsan ve din”, soru: 9 (Site: 1239); “İnsanın ebediyeti ve onun dünyadaki tecrübesi”, soru: 45 (Site: 281); “İnsan ve keramet”, soru: 1193 (Site: 1496); “İnsanın, din ve dünya ilişkisi”, soru: 11472 (Site: 11437).

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Göğe ne kadar çok çıkılsa oksijenin o oranda azaldığı bilimsel bir gerçektir. Kur’an’da bu gerçeğe işaret eden bir ayet var mı?
    13874 Tefsir 2010/12/28
    ‘Kur’an’ın kapsamlılığı’ hakkında görüş bildiren alim ve müfessirler, Kur’an’ın, pozitif bilimlerin bütün mesele ve ayrıntılarını ele alıp almadığı konusunda aralarında görüş birliği yoktur.Kimileri Kur’an’ın -bir ansiklopedi gibi- bilimsel konuların bütün detaylarını içerdiğini söylemekte, kimileri Kur’an, hiç bir bilimsel konuya değinmemiştir demekte, ...
  • Hazreti Muhammed’in (s.a.a) dokuz yaşında eşimi vardı?
    3807 پیامبر اکرم ص 2018/11/14
    İslam peygamberinin hayatını, eşlerinin özeliklerini ve peygamberin onlar ile olan ilişkilerini incelemek şu noktayı açığa çıkarır: Eğer Peygamber müteaddit eş edinmiş ise bu eylemin çeşitli hikmetleri bulunmaktadır. Burada onlardan bazılarına işaret edeceğiz. Öncelikle Peygamberin Ayşe ile olan evliliğinde şunu bilmemiz gerekir ki bu evlilik Ayşe’nin ...
  • Acaba din bir tane midir yoksa çeşitli midir?
    7115 Yeni Kelam İlmi 2010/01/02
    Dinden kasıt, Allah tarafından gönderilen ve Peygamberler (a.s.)'ın vasıtasıyla tebliğ edilen akaid, ahlak, kanunlar topluluğu ise bu durumda din tektir. Dinler arasında ki fark sadece hükümler arasında ki küçük ayrıntılardır ki, bireysel ...
  • Yüksek düzeyde kârla muzarebe yapmak doğru mudur?
    5646 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/29
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Peygamberin buyruğuna göre Kur’an’ın batın ve tefsirini açıklayan kimdir?
    9396 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Bu içerik değişik tabirlerle imamlar (a.s) hakkında zikredilmiştir. Oların imanın temsilcileri, Kur’an’ın gerçek müfessirleri, konuşan Kur’an ve Kur’an’ın emirlerini aşikâr kılanlar oldukları ve başlarında da İmam Ali’nin (a.s) yer aldığı belirtilmiştir. Elbette bu hususun İslam inançlarında kanıtsal bir desteği de mevcuttur. Buna örnek teşkil edecek rivayetler vardır. Bu cümleden ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    7999 Tefsir 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Berzah âleminde ilmî tekâmül gerçekleşebilmektedir, ama amelî tekâmül mümkün değildir. Bu konu felsefî açıdan ispat edilebilir mİ?
    11767 İslam Felsefesi 2012/01/23
    Kur’an ve rivayet açısından berzah eksenli tekâmül kabul edilmiş bir konudur. Felsefe de buna değinmiş ve onun hakkında değişik bahisler dile getirilmiştir. İnsanın berzah âleminde farzları yerine getirerek ve haramlardan sakınarak daha yüksek bir tekâmüle ulaşması anlamında olan ilmî tekâmülün mümkün olmadığını ilkönce hatırlatmak gerekir; çünkü berzah âlemi yükümlülük ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    10518 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Ölümden sonra ruhun, dünyanın işleri ve olaylarından haberi olabilir mi?
    39809 Eski Kelam İlmi 2010/06/12
    Kur’an-ı Kerim’den ve Masum İmamların (a.s) rivayetlerinden, öldükten sonra ruhların dünyaya gelebildikleri, yakınlarının, eş ve dostlarının vs. durumlarından haberdar oldukları anlaşılmaktadır. Meleklerinde bu işteki rolü reddedilmediği gibi buna açıkca değinilmiştirde.Rivayetlerde bu konuda şöyle buyurulmaktadır:1- ‘Şüphe yok ...
  • İkinci Halife, Hz. Ali (a.s)’ın damadı mıydı?
    12708 تاريخ بزرگان 2010/01/16
    İkinci halifenin Hz. Ali (a.s)’ın kızı Ümmü Kulsümle evlendiği konusu hem Şii, hem de Sünni rivayetlerde gelmiştir. Ama bu olayı anlatan rivayetler aynı olmayıp, birbirlerinden farklıdırlar. Sünni ve Şii rivayetlerde ortak olan nokta ikinci halifenin Ümmü Kulsüm’ü istediği, ama ...

En Çok Okunanlar