Gelişmiş Arama
Ziyaret
19129
Güncellenme Tarihi: 2008/04/11
Soru Özeti
Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
Soru
Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
Kısa Cevap
Continue
Ayrıntılı Cevap

Üç halifenin halife oluş şekili kısaca şöyledir:

1.Ebubekirin halife oluşu:

Peygamber efendimizin (s.a.a) vafatından sonra Hz Ali (as) henüz Peygamber efendimizin (saa)  mubarek bedeninin guslü ve kefenlenmesiyle meşkulken bir gurup müslüman Sakife-i Beni Saide’de toplanıp halife seçmeye koyuldular. Muhacir ve ensar arasında şiddetli tartışmadan sonra hilafet meselesi sonuçlandı ve Ebubekir halife olarak tayin edildi.

2.Ömerin hilafeti:

Ebubekir iki yıl kaç ay hilafetten sonra hastalandı ve Ömer’in, onun hilafetinin tesbitinde katlandığı zahmetlerin sonucu olarak kendinden sonra Ömer’i halife tayin etti ve onun halifeliği konusunda muhaliflerin hepsini ikna etti. O ashaptan bazılarını yanına çağırdı ve Ömer’i onların huzurunda halifeliğe tayin etti ve Ebubekir’in vefatından sonra Ömer hilafet makamına oturdu. Yani 13. hicri yılında Ebubekir defn edildikten sonra Ömer camiye gidip kendi hilafetini halka duyurarak onlardan biat aldı.

Ömer’in hilafeti on yıl altı ay devam etti ve bu müddet içerisinde devamlı iki büyük devlet olan İran ve Rum ile savaş halindeydi.

3.Osman’ın hilafeti:

Ömer yaralandıktan sonra ömrünün son anlarında, kendinden sonra hilafet seçimi için altı kişiyi yanına çağırdı ve kendi aralarında birini halife olarak seçmeleri üzere hilafet konusunu o şuraya bıraktı. O altı kişi şunlardan ibaretti:

1. Ali (aleyhisselam)

2. Talha 3. Zübeyr

4. Abdurrahman b. Avf

5. Osman

6. Saad bin Ebi Vakkas.

Daha sonra Ebu talha ensariyi ensardan elli kişiyle birlikte şuranın halife seçimi için bulundukları evin önunde kalmalarını ve onların alacakları kararları beklemelerini emretti, eğer üç gün sonra onlardan beş kişi birisi hakkında tevafuk ederlerse ve biri karşı çıkarsa karşı çıkanın boynunu vurun ve eğer bört kişi biri hakkında tevafuk ederlerse ve iki kişi karşı çıkarsa o iki kişinin boynunu vurun ve eğer bir kişinin seçiminde tevafuk edenler ve karşı çıkanlar eşit olursa (yani üçe üç olurlasa) Abdurrahman b. Avf’ın bulunduğu gurubun görüşü kabul edilsin ve eğer diğer üç kişi karşı çıkarlarsa boyunlarını vurun. Eğer üç gün sonra birinde ortak noktaya varamadılarsa ve herkes bir biriyle muhalefet ettiyse altısının da boyunlarını vurun ve müslümanlar kendi aralarında halife tayin etsinler.

Ömer şurayı oluşturan altı kişinin seçilme sebebini şöyle beyan ediyor:

Zira Resul-i Ekrem vefat ederken bu altı kişiden razı olarak vefat etti. Ben de kendi aralarında birini tayin etmeleri için hilafeti şura şeklinde onlara bırakıyorum.

Ömerin ölümünden üç gün sonra bu altı kişi Ayşe'nin evinde toplanıp konuşmaya başladılar. Önce Talha kendi hakkını Osman’a bıraktı ve Zübeyr hakkını Ali (aleyhisselam)’a bıraktı  ve Saad b. Ebi Vakkas hakkını Abdurrahman’a bıraktı.

Abdurrahman kendi görüşünü açıklamak üzere muhacir ve ensarı Peygamber’in mescidinde topladı. O önce Ali’ın (aleyhisselem) yanına gitti ve ona şu şartı koştu hükümet sisteminde Allah’ın kitabına ve Peygamber’in sünnetine ve şeyheynin (Ömer ve Ebubekirin) yontemine uyacaksın. Ama Hz Ali (aleyhisselam) Ebu bekir ve Ömer’in yöntemi üzere devleti yönetme şartının reddetti ve şöyle buyurdu. Ben Allah’ın emrine Peygamber’in sünnetine ve Allahı ve Resulünün razı olduğu kendi yöntemime uyarım başkalarının yöntemine değil. Daha sonra Abdurrahman aynı cümleyi Osmana söyledi ve o kabul etti ve yüksek sesle şöyle dedi: "Allaha yemin olsun ki şeyheynin (Ebu bekir ve Ömer’in) yolundan çıkmayacağım ve onların yönteminden sapmayacağım.”

Abdurrahman Osmana biat etti ve Onu hilafete tayin etti ve Beni Ümeyye gurup gurup biat etmeye başladılar.

Osman hilafete seçildikten sonra beytülmalı kendi akrabaları arasında adaletten uzak bir şekilde dağıtmaya başladı ve İslam topraklarına gönderdiği yönticileri ve komutanları da bu makamlara liyakatlerini göz önünde bulundurmadan kendi akrabalarından seçti.

Diğer bölgelerin müslümanları Osmanın tayin ettiği yönticilerin haksız tutum ve davranışlarını tahammül edemeyerek defalarca durumlarını Peygamber’in (s.a.a) ashabına ve hatta Osman’ın kendisine şikâyet ettilerse de bu şikâyetler etkili olmadı. Sonunda halk ve ashap Osmanı uyarmaya ve eğer etkili olmazsa onu makamından almaya karar verdiler. Ama Osman ve yakınları bu tavsiyeri dinlemeyince onun yönetimine karşı başkaldırı ve kıyam oluştu ve hicri 35. yılda bu başkaldırılar Osmanın oldürülmesine yol açtı. Bu olay sonrasında müslümanlar halife olarak Hz. Ali’a biat ettiler.[1]

İlk üç halifenin halifeliğinin meşru ve hak gösteren Kur’an ve hadise dayalı her hangi bir delil yoktur. Elbette Ehlisünnet’e göre hilafet; "Peygamberin yerini geçen kimse sadece toplumun siyasi ve dünyevi işleriyle sorumlu olduğu"[2] anlamına gelir. Bu nedenle üç halifenin hilafeti için Kur’an ve hadisden delil getirmezler.



[1].Bu kitaplardan istifade edilmiştir:Tarihi Yakubi,c.2,s.150 ve 151 ve 165, Necef,Mektebetul Heyderiyye ,1384 hk. Sire-i Pişvayan, Mehdi Pişvayi ,s.73 den 81 kadar,İmam Sadık(as) araştırma merkezi,Kum ,6.baskı,1376 hş. Şerh Nehcül Belağa ,İbn Ebil Hedid,c.1, şıkşıkiyye hutbesi.

[2].İbn Haldun şöyle söyle;Hilafet yani din ve dünya siyasetini korumak için Şeriat sahibinin yerine geçmektir. İşte bu yüzden hilafet ve imamet denmektedir ve o makama oturana imam ve ya halife denir.İbn Haldunun mukaddemesi s.365 ve 366,ilmi ve kültürel yayın şirketi,Tahran.  

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Zatı âlinizin Kur’an’ın tahrif edildiği hadisler konusundaki görüşünüz nedir?
    5565 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin bu bağlamdaki görüşü şöyledir: Kur’an’ın tahrif edildiğini söyleyen hadisler ya senet bakımından zayıftırlar ya da sadır olma cihetinden hüccet değildirler veya delaletleri kabul edilebilinir durumda değildir. Kur’an-ı Kerim hiçbir zaman tahrif olmamış ve olmayacaktır. Kur’anın tahrif ...
  • Allah maddi şeyleri mutlak yokluktan yaratmışsa bu, O’nun kudretinin maddi şekil, form ve kudrete yansıdığı anlamına gelir mi?
    6522 Teorik İrfan 2012/03/12
    Evet, yokluktan yaratmak bu manadadır; çünkü yokluk Allah’ın kendisi aracılığıyla yaratacağı bir şey değildir. Rivayetler de bu manaya değinmiştir; yani diğer ilahi sıfatlar ile birlik içinde olan ve bizim ilmimizin haddi dışında yer alan Allah’ın mutlak kudreti yaratıkları yokluktan yaratmıştır ve gerçekte bu yaratıklar Allah’ın mutlak kudretinin ...
  • Müstehcen filmlere bakmaktan nasıl tövbe edebiliriz?
    22167 Teorik Ahlak 2010/02/01
    Günah, kötü kokulu bir lağım kuyusu gibidir, insan ona ne kadar çok dalsa kokusunu o kadar az alır. Zira insanın koku alma duyusu iş yapamaz hale gelir ve daha fazla battığının farkında olmaz. Öte yandan, insanın bu ...
  • İslam dini zor ve çetin bir din midir?
    9032 دین اسلام 2015/06/29
    En kâmil ilahi din olan İslam’ın temeli kolaylık ve yumuşaklık üzerine kurulmuştur. Kolaylık ve yumuşaklık İslam’ın hüküm ve kanunlarında mevcuttur. İslam’ın temellerinin apaçık ve kavramlarının da basitliği her akıllı ve uygar insan için anlaşılır niteliktedir ve her temiz ve sağlıklı fıtrat onun basit, anlaşılır, mantıklı ve makul ...
  • (Windows ve Microsoft Office takımı gibi yabancı disklerin) telif hakkına riayet etmek farz mıdır?
    5615 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani (ömrü uzun olsun) belirtilen sorunun yanıtında şöyle buyurmuştur:Kitap telifi, bir araç icat etmek veya bir disk üretmek gibi manevî bir iş yapmak, bunu yapan şahıs için özel bir hak yaratır ve hak sahibinin izni olmaksızın onun manevî ürününden yararlanılamaz. Eğer üretici Müslüman değilse, ...
  • Acaba dövme yaptırmak haram mıdır?
    8753 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ayetullahe'l-uzma SİSTANİ’NİN (Allah yüce gölgesini devam ettirsin) defteri: Haddi zatında caizdir. Ayetullahe'l-uzma MEKARİMİ ŞİRAZİ'NİN (Allah yüce gölgesini devam ettirsin) defteri: Bedene özel zararı olmadığı müddetçe ve ahlaki fesada neden olan resimler olmazsa caizdir ve her halükarda abdest ve gusül için sorun ...
  • İnsan kendi çocuğuna Muhammed Mehdi ismini takabilir mi?
    12069 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/21
    Bu soruyu cevaplandırmak için iki noktaya dikkat etmek gerek:1-   Hadislerimiz bizi İmam-ı Zamanı (a.f.) Muhammed ismiyle zikir etmekten men ediyor; ama bu yasaklık hiçbir halette Muhammed ismini kollanamazsınız, hatta kendi ...
  • Cemaat namazı niyetinde namaz rekâtlarının sayısı belirtilmeli midir?
    5526 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/12
    Asıl yanıta değinmeden önce niyette iki önemli konunun dile getirildiği noktasını hatırlamak gerekir:1. Niyette söz gerekli midir?2. Niyette muteber olan şeyleri dile getirmenin lazım olmadığı açıklığa kavuştuktan sonra[1] hangi şeylerin niyette gerekli ve muteber olduğu konusu ortaya çıkmaktadır. ...
  • Acaba kadın yargıç olabilir mi?
    10894 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/06
    Fakihler ve din uzmanları kadının yargıç olması gibi bazı konular hakkında farklı görüşlere sahiptirler. Bu gibi konular, dinin zaruri ve zorunlu konularından sayılmamaktadır.Kadının yargıç olamayacağını söyleyenler, bu hususta nakledilen rivayetlere ve icma delililine dayanmışladır.
  • Erkek altın saat kullanabilir mi?
    28981 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Boyna altın zincir asmak, altın yüzük takmak ve ele altın kaplama saat takmak gibi altınla süslenmek[1] erkeğe haramdır ve bunlarla namaz kılmak da namazı bozar.[2] Elbette altın saat ve altın zincir sadece ...

En Çok Okunanlar