Gelişmiş Arama
Ziyaret
6917
Güncellenme Tarihi: 2011/09/13
Soru Özeti
Bir grup hata yapabilen insanın el yazımı olan tarih neden kabul edilmelidir?
Soru
Bir grup hata yapabilen insanın el yazımı olan tarih neden kabul edilmelidir?
Kısa Cevap

İnsan tarafından düzenlenip tedvin edildiğinden ve insan da hataya mürtekip olabileceğinden tarih kabul edilmemelidir diye ifade edilen istidlali kabul etmiyoruz; zira bu istidlal doğru olursa, tüm beşerî bilimler itibarını kaybedecek ve günümüz dünyasında da hiçbir habere güven duyulamayacaktır. Çünkü onların hepsi insanın mahsulüdür. Biz insanların doğruyu yanlıştan ve iyiyi kötüden ayırabilecek kabiliyette olduğuna ve bu kabiliyetle her ne kadar tarih insanın el yazımı olsa da geniş çaplı bir araştırma ve incelemeyle ve bu branşta uzmanlaşma suretiyle tarihsel muteber gerçekleri muteber olmayan olaylardan ayıklayabileceğine inanıyoruz.

Ayrıntılı Cevap

Sorunuzda bulunan eleştiri sadece tarih bilimine yöneltilmemektedir, bilakis tüm insanî bilimleri kapsamaktadır. Bu istidlal ile hiçbir bilim ve bilgiyi kabul etmemek gerekir ve bunun ardından üniversite ve eğitim kurumlarının kapanması ve de bilim öğrenme ve bilgi toplamanın durdurulması icap etmektedir. Kesinlikle siz böyle bir şey kastetmemektesiniz, ama muğlâklıkların bertaraf edilmesi için bu düzlemde karşı bir soru yöneltiyoruz: Şimdi kitlesel iletişim araçları tarafından günlük olaylar hakkında bize bildirilen haberlere güvenmeli miyiz yoksa güvenmemeli miyiz?! Eğer yanıtınız menfiyse, o halde toplumsal hayatımızı nasıl düzenleyecek ve bir örnek sıfatıyla kesin olarak belirlenmiş bir tarihte üniversite eleme sınavına nasıl katılacağız veya özel bir üniversiteye kabul edildiğimizden haberdar olduktan sonra oraya nasıl müracaat edecek ve kayıt yapacağız?! Yüzlerce başka örnek de buna dâhildir. Eğer böyle haberlere güvenmek gerektiğine inanıyorsanız, sorumuz şudur: Bütün bu haberlerin insanlar tarafından toplanıp yayıldığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, bunlara güvenmek sizin sorunuzdaki istidlal ile bağdaşacak mıdır?! Belki de “biz muteber medya organlarından yayınlanan veya değişik kaynaklardan yayınlanması itibarı ile bizim için hiçbir şek ve şüphe bırakmayan haberlere güvenmekte ve aldığımız kararları sadece bu tür haber ve bilgilere dayandırmaktayız” diye söyleyeceksiniz. Eğer bu yöntemi seçerseniz tamamıyla mantıklı bir davranış sergilemiş olursunuz. Biz tarihsel konular hakkında da bu yöntemi kullanmak gerektiğine inanıyoruz. Biz ne tarihe ifrat eksenli bir bakışla bakmayı ve tarih kitaplarında nakledilen her şeyi hiçbir araştırma ve inceleme yapmaksızın kesin ve şüphe götürmez addederek kabullenmeyi ve ne de tefrit yoluna baş koymayı ve tüm tarihi hata yapabilen insanın ürünü olması hasebiyle kenara itmeyi ve mütevatir olarak nakledilen hadiseler de dâhil olmak üzere esasen tarihsel hiçbir vakıayı kabul etmemeyi benimsemiyoruz. Bilakis doğru yol, her tarihsel konuyu eleştirel bakışla incelemek, delillerin yeterli olması durumunda onu kabul etmek ve aksi takdirde söz konusu mevzua şüpheyle bakmak veya kâmilen ret etmektir. Yanı sıra, Müslüman hiçbir bilginin tarihi mutlak olarak ve yüzde yüz bir şekilde kabul etmek gerektiğine inanmadığını hatırlatmak da zaruret addetmektedir. Böyle olsaydı rical, biyografi, diraye ve kitap tanıma gibi ilimlerin onlar tarafından tedvin edilmesine gerek kalmaz, tarihsel meseleler ile ilgili bunca dikkatli tahlil ve incelemeler yapılmaz ve sadece tarih okunmayla yetinilir ve onda bulunan her şey hiçbir şek ve şüphe olmadan kabul edilirdi. Yüce Allah muhtelif yerlerde bizi geçmiş insanların eserlerini incelemeye davet etmekte, onları ibret dersi olarak bize tanıtmakta[1] ve deyim yerindeyse geçmişi geleceğin meşalesi olarak değerlendirmektedir. Günümüz insanı da bu gerçeği idrak etmiştir ve kesinlikle siz de dünya ülkelerinin çoğunda bulunan bilimsel departman ve üniversitelerde tarih okutulan yerlere rastlayacaksınız. Onların tümünün efsane ve hurafelerin peşinde olduklarına ve gerçekte yanlış yola saptıklarına inanmak mümkün değildir. Evet, aslı ve esası olmayan her konuyu tarihsel bir vakıa olarak kabul etmemeye dikkat göstermeliyiz. Ama tarihi eleştirmede ifrata kaçmak, ne dinsel öğretilerle bağdaşır ve ne de bugünkü akademik çevrelerce kabul edilir.                     



[1] Rum, 9; Fatır, 44; Ğagır, 21 ve 82; Muhammed, 10; Yusuf, 109 ve 111 ve … .

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar