Gelişmiş Arama
Ziyaret
13121
Güncellenme Tarihi: 2010/12/18
Soru Özeti
Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
Soru
Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl işlenmiş? (Ve) ilgili ayet ve sure zikir edilsin.
Kısa Cevap

Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.

Kalpsel itminan ile imanın farkı:

Bazen insan ilmi ve mantıksal delil ve burhan ile bir şey hakkında yakine varması olanaklı ve bu delille aklını razı edebiliyor, ama kalbi itminan, huzur ve rahatlık kendisi için gerçekleşmeyebiliyor. Ama eğer ilmi ve mantıksal delille ispatlanmış şey hakkında kapsal itminan gerçekleşirse bu itminan, kalpsel ve zihinsel huzur ve rahatlık meydana getiriyor. Bir rivayette bu sorunun aynısı imam Rızadan (a.s.) soruldu: acaba Hz. İbrahim'in kalbinde şek ve şüphe mi var idi? İmam Rıza (a.s.) şöyle buyurdu: "hayır! İbrahim (a.s.) yakin sahibi idi. (Ancak) O Allahtan onun yakinini daha da fazlalaştırmasını istedi".

Ayrıntılı Cevap

Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir[1]. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpsel bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.[2]

Kalpsel itminan ile imanın farkı:

Bazen insan, ilmi ve mantıksal delil ve burhan ile bir şey hakkında yakine varıyor ve bu delille aklını razı edebiliyor, ama kalbi için itminan, huzur ve rahatlık gerçekleşmeyebiliyor. Ama eğer ilmi ve mantıksal delille ispatlanmış olan şey hakkında kapsal itminan gerçekleşirse bu itminan doğrultusunda kalpsel ve zihinsel huzur ve rahatlık meydana geliyor. Böylece çeşitli vesvese ve vahimlerin kalbine ve zihnine girmeleri engelleniliyor. Zira gerçekleşen bu itminan ile vesvese ve vahimleri kalbe ve zihne götüren tüm yollar kapanıyor. Örneğin: hepimiz ölmüş bir kimseden hiçbir faaliyet gerçekleşemeyeceğini yakinle biliyoruz. Bunu delil ve burhanla kabul etmişiz. Ama bu yakin canımızın derinliğine inmediği için meyyit olan bir kimseden, özellikle gece vakitlerinde korkuyoruz. Ama işleri gereğince sürekli meyyitle uğraşan kimseler ise hiçbir zaman ölü kimseden korkmuyorlar.[3] Buna binen şuhut derecesine ulaşmış bir kimsenin kalbi ancak huzur ve sükûnet bulabiliyor. İbrahim, (a.s) da yeniden diriliş anlamında olan bisete (yeniden dirilme) ve yeniden dirilmeye kâmil ve halis bir şekilde iman etmişti ve kalbinde hiçbir şekilde şek ve şüphe yoktu, ama kendisi kalpsel itminana yetişmek istedi.

Bir rivayette bu sorunun kendisi imam Rızadan (a.s.) soruldu: "acaba Hz. İbrahim'in kalbinde şek ve şüphe mi vardı? İmam Rıza (a.s.) şöyle buyurdu: hayır! İbrahim (a.s.) yakin sahibi idi. O Allahtan onun yakinini daha da fazlalaştırmasını istedi".[4] Has zihniyetlere sahip olan bazı kimseler kendi kendine şöyle bir düşünceye kapılıyorlar: Hz. İbrahim şek ve şüphe içinde idi, dolayısıyla biz de şek ve şüphe edebiliriz ve edersek de mazuruz. İman veya yakine ulaşamadığımız zaman zararı yoktur. Ama bu tür zihniyetler rivayetlerde kınanmış ve batıl zihniyetler olarak tanımlanmışlardır. Bir rivayette şöyle nakil edilmiştir: "şahsın birisi imam Musa Kazıma (a.s.) bir mektupta şunu yazmıştı: Hz. İbrahim (a.s.) Allah u Teâlâ'dan şöyle bir talepte bulunmuştu: "Allah'ım nasıl ölüleri dirilteceğini bana göster. Ben de şek ve şüphe içindeyim, dolayısıyla ben de (şek ve şüphelerimi giderecek) bir şeyleri bana göstermenizi istiyorum". İmam Musa (a.s.) bu şahsın cevabında şöyle buyuruyor: "İbrahim (a.s.) mümin idi ancak o sadece imanının artmasını istemişti. Ama sen ise şüphedesin. Şüphede olan kimselerde hayır yoktur".[5]

Dolayısıyla insan "usul-i din", itikat-i ve iman etmesi gerekir türden olan meseleler hakkında yakin sahibi olması gerekir. İman getirmek ve yakine ulaşmak için burhansal ve delile dayalı yollar söz konusudur. Bu yollara insan başvurması gerekir ki, artık kendisi için bu konular noktasında şüphe ve tereddüt kalmasın. Ortaya atılan şüpheleri kendinden uzaklaştırmak için de âlimlere müracaat edebilinir.

Her halükarda kuranı kerimin ayetlerinde birazda olsa tefekkür eder ve derine inersek şu hakikate varabiliyoruz ki; hekim ve adil olan Allaha, hakeza ahirete, cennete, cehenneme olan imanı güçlendirir onun gölgesinde ruhsal ve psikolojik türünden olan tedirginlikleri gidermek zor değildir. Günlük olarak beş vakit namaz kılma gibi ibadet türünden olan ameller de insanın bu merhaleye kavuşması için planlanmış ve programa alınmıştır. Mümin Allahın lütuf ve yardım elinin peyderpey üzerinde his ettiğini gördüğü zaman artık kalbine korkunun, ıstırabın ve hüznün girmesine izin vermez. Allah u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz"[6] Allah u Teâlâ bu ayeti kerime de şunu buyurmaktadır: ey insan eğer Allah ile birlikte olursan yeryüzünün ve gökyüzünün tüm güçleri senin güdümündedir ve Allah u Teâlâ senin tüm sorunlarından, ihtiyaçlarından ve musibetlerinden haberdardır. Senin itaatlerinden, çabalarından ve kulluk görevini yerine getirdiğinden haberdardır. Bu ilahi vaatlere iman getirmekle insanın kalbindeki huzur, vücudunun her tarafını sarmaması mümkün müdür? Böyleli bir yöntem ve marifet insanda oluştuğunda kesinlikle, insanın psikolojik huzursuzluğuna ve ıstırabına neden olan bütün nedenler insanın kalbinden ve ruhundan güç edip giderler.



[1] "el-imanu et-tesdiku. zıdduhu et-tekzibu", (İBNİ MANZUR, Muhammed b. Mukrem, "lisanu'l-arap", Beyrut: naşır daru sadır, baskı: 3, 1414 hk., c. 13, s. 21).

[2] KULEYNİ, "Kafi" tahran; daru'l-kutubul-islamiye, 1365, hş., c. 2, s. 27, hadis no: 1, imam sahdık şöyle buyurmuş: el-iman hıve hghrvhv bil-lisan ve akdun fil-kalb ve amelun bil-erkan", iman ve iman ile islamın ve ilim arasında var olan fark ile alakalı daha fazla bilgi edinmek için bkz. Nemaye: "İslam ila imanın şarları, no: 1311, (sayt: 1343).". ve "farki iman ve ilm no: 5382 (sayt: 5651)".

[3] ŞİRAZİ, Nasır Mekarım, "tefsir-i Nümüne", Tahran: darul-kutubul-ilamiye, bas. 1, 1374 ş. c. 2, s. 304.

[4] ARUSİ HAVBEZİ, Abdu Ali b. Cuma, "nuru's-sakaleyn" Beyrut: naşır müesesei't-tarihi'l-arabi, baskı 1, 1412 h., c. 1, s. 330.

[5] Age. c. 1, s 336.

[6] Vela tehinu vela tahzenu ve entumul-aalevne in kontum müminin, (ali İmran, 139).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an surelerinin kaç tanesi hayvan ismiyledir?
    34499 Kur’anî İlimler 2010/08/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Yanlışlıkla işlenmiş bir cinayetin diyeti ne kadardır? Bugün dinar ve dirhemin dolar olarak karşılığı nedir?
    14792 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Dinar ve dirhem Hz. Peygamber (s.a.a) ve imamlar (a.s) zamanında yaygın olan dövizlerdendi ve şerî ve hukukî hususlarda da kullanılmaktaydı. Bugün de bazı hususlarda kullanılmaktadır. Dinar altın türünden ve dirhem ise gümüşten bir sikkeydi. Bundan dolayı dinar ve dirhemde kullanılan altın ve gümüşün ağırlığını bilmeyle bu iki ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    20018 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Cinleri, ruhları ve şeytanları çağırıp teshir etmenin (emri altına almanın) hükmü nedir?
    16205 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/16
    Ruhlar, cinler ve şeytanlardan ilmi ve ameli istifade etmeye ve irtibata geçmeye lugatte ve fıkhi ıstılahta sihir denmektedir.[i] Kur'an, hadis ve fıkhi delillere göre sihirbazlık dünya ve ahiret yaşantıları açısında insanın faydasına değildir.
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6987 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Fatıma Zehra (a.s) nerede toprağa verildi?
    49013 تاريخ بزرگان 2011/10/23
    Fatıma Zehra (a.s), İslam Peygamberinin (s.a.a) elçiliğe seçilmesinden sonra[1] ve hicretten sekiz yıl önce (peygamberliğin beşinci yılında) Mekke’de doğmuş[2] ve dokuz yaşındayken İmam Ali (a.s) ile evlenmiştir.[3] Peygamberden (s.a.a) sonra Hz. Fatıma’ya (a.s) zulüm ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    6071 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Acaba İslam Peygamberi şehit mı oldu?
    19193 تاريخ بزرگان 2011/09/28
    Şia ve Ehlisünnet’in Rivayi ve tarihsel kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a.), zehirlendiğinden dolayı şehit olduğunu teyit eden birçok delil var olmakta. Ama şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki eğer şehitliği kuranın tarif ettiği; yani Allah ve Allah resulü yolunda öldürülmek şekilinde tarif edersek açıktır ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    10983 Eski Kelam İlmi 2008/05/14
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...
  • Neden zamanın imamının (a.c) esenliği için dua ediyoruz?
    6195 Eski Kelam İlmi 2011/03/02
    Zamanın imamının (a.c) esenliği için dua etmek şerî buyruklardandır ve her ne kadar nedenini bilmesek de hikmet taşımaktadır. Aşağıdaki hususlar bu hikmetlerin bazı örnekleri olarak zikredilebilir: 1. O değerli şahsın varlığı için yapılan dua, onun esenliği için bir etkendir. Netice itibariyle her ...

En Çok Okunanlar