Ziyaret
5990
Güncellenme Tarihi: 2007/10/27
Soru Özeti
İnsan kendi işlerinde ihtiyar sahibimidir? Yani seçme özgürlüğüne sahip midir? Eğer bu sorunun yanıtı olumlu ise bu seçme özgürlüğünün sınırları ve kapsama alanı nereye kadardır?
Soru
İnsan kendi işlerinde ihtiyar sahibimidir? Yani seçme özgürlüğüne sahip midir? Eğer bu sorunun yanıtı olumlu ise bu seçme özgürlüğünün sınırları ve kapsama alanı nereye kadardır?
Kısa Cevap

Kendimizi defalarca bir caddede yapayalnız ve kimsesiz bulduğumuz olmuştur. Gidiş yönü belirlidir ve bizim bu belirlenen yönde ilerlemekten başka çaremiz yoktur. İşte bu cadde bizim için önceden belirlenmiş sabit şeylerdir. Irk, soy, aile, boy, dil ve benzeri olgular. Ama bazen de kendimizi çeşitli yolların kavşağında kararsız ve hayrette buluruz. Bu durumda zihnimize ilk gelen soru ne yapalım ve hangi yolu seçelim olmuştur.

Birçok zaman karşılaştığımız niye, neden, nedir gibi sorular bizim seçme özgürlüğümüzün olduğunun göstergesidir.

Ama insanın seçme özgürlüğünün alanı hakkında şunu söylemek gerekir ki: Bir eylemin gerçekleşmesinde bizim irademizin tam neden[i] olmadığı gibi işlerin meydana gelmesinde çaresiz ve mecbur değiliz. Bizim bir eylemi gerçekleştirmemiz için birçok gereklilik etken ve ileler sebep oluşturmakta ama yinede bu eylemin gerçekleşmesi bizim irade ve ihtiyarımıza bağlıdır. Bizim irademiz olmadan eylem sonuçlanmaz. Biz bütün şartlar ve etkenler arasında eksik neden sayılırız ama yine de bu eksik neden olmasa yine de sonucu ulaşmaz.



[i]. Tam neden, bir sonucun var olması için yeterli olan nedene denir, bu durumda sonucun varlığı ondan başka bir şeye bağlı değildir. Başka bir ifade ile böyle bir neden var olunca sonucun varlığı kesin ve zorunlu olur. Eksik neden ise sonucun var olması onun var olmasına bağlı olmasının yanı sıra tek başına onun var olmasıyla sonuç var olmaz, onun var olmasıyla diğer şartların var olamsı da gerekir.

Ayrıntılı Cevap

İnsanın gerçekleştirdiği her eylem yaratılış âleminde meydana gelen bir oluşumdur. Bu oluşumun, âlemde vuku bulan diğer oluşumlar gibi tamamen bir sebebin varlığına bağlıdır. İnsanın yaratılış âleminin bir parçası olması dolayısıyla âlemdeki diğer varlıklarla bir irtibat içindedir. İşte bu yüzden insanın gerçekleştirdiği eylemlerde âlemdeki diğer varlıkların etkisi vardır. Örneğin insanın yediği bir parça ekmeği dikkate aldığımızda bu eylemin gerçekleşmesi için el, ayak, ağız, ilim, kudret ve iradenin varlığı gerekir. Ekmeğin var oluşu ulaşılabilirliği, belirli bir engelin olmayışı gibi daha birçok zaman ve mekânla ilgili şartların oluşması bu eylemin gerçekleşebilmesi için gereklidir bu etkenlerden birinin olmayışı eylemin gerçekleşmesini imkânsız kılacağı gibi tam sebebin (tam nedenin) bir orada olması eylemin gerçekleşmesini zorunlu kılar.[1]

Bu temel gereğince hepimizin sahip ve maliki olan Allah, insanın ihtiyari işlerinde kendi iradesinin temel faktör konumunda olmasının istediğini söyleyebiliriz. Örneğin bir olayın ve hadisenin vuku bulması için beş şart ve amil gerekli ise bu amillerden biri de insanın iradesi ve seçme özgürlüğüdür.

Örneğin: bir lambanın yanması için gerekli bütün eşyaların sağlam ve hazır olması durumunda (örneğin lamba, anahtar, kablo kablonun elektrik üreten fabrikaya bağlantısının kurulmuş olması vb. etkenlerin var olduğu durumunda) bu etkenlerden biri de elektrik anahtarına basılmasıdır

Bizim irademizle gerçekleşen olaylarda da bütün etkenlerin hazır olması durumunda insanın iradesini kullanması kilide basma rolünü oynar. Allah Teala’nın isteği şudur: bir olayın gerçekleşmesi ancak insanın irade edip anahtara basması ile gerçekleşsin. Bütün etkenlerin var olduğu takdirde eylemin gerçekleşmesinin zorunlu oluşu etkenlerden biri olan insan iradesi göre mümkün olmasıyla çelişmez. Yukarıdaki örnekte lambanın yanması olayı bütün sebep ve etmenlerin vuku bulmasıyla gerçekleşir; bu doğrudur ama insanın anahtara basması zorunlu bir eylem değil kişinin iradesi ile gerçekleşen bir olgudur.

İşte bu, fertte bulunan istek ve irade sebebin gerçekleşmesini ve yahut gerçekleşmemesini sağlamaktadır. Buna göre bir işin onun meydan getiren tam nedene göre zorunlu oluşu onun nedenin bir parçası olan insanın iradesine göre de zorunlu olmasını gerektirmez.

İnsanın katıksız duygusu da bu gerçeği desteklemektedir. İnsan Allah’ın vermiş olduğu fıtratıyla yemek, içmek ve gezmek gibi eylemlerle sağlık, hastalık, büyüklük, küçüklük, boy gibi olgular arasında fark görmektedir. İlk kısım olguları insanın iradesiyle direkte bir bağlantısı olduğu ve insanın bu işleri yüzünden yerince övgü, eleştiri ve onama getirmekte aksine ikinci kısımda ise insan insanın bir sorumlu bilmemektedir.

İslam’ın ilk dönemlerinde Ehl-i Sünnet içerisinde insanın gerçekleştirdiği eylemler konusunda iki meşhur eğilim vücuda gelmiş bu eğilimlerden biri insanın gerçekleştiği eylemleri tamamen Allah Teala’nın iradesine bağlı görmüş ve insanı bu eylemleri gerçekleştirmeğe mecbur olduklarını savunmuş ve insanın sahip olduğu iradeye hiçbir değer vermemiştir.

Diğer eğilim ise insanı gerçekleştirdiği eylemlerde bağımsız bilip bu eylemi Allah Teala’nın iradesine bağlı bilmeyip kaderden ayrı görmekteydi. Ama Kur’ani temel ve öğretilerle uyum içinde olan Ehl-i Beyt’in öğretilerine göre, insan kendi gerçekleştirdiği eylemlerde muhayyerdir, ama bağımsız değildir. Yani Allah Teala bir işin gerçekleşmesini insanın iradesi dâhilinde gerçekleşmesini istiyor. Başka bir ifadeyle Allah Teala insanın iradesinin de bir parçası olduğu tam nedenin oluşması ile bir işin var olmasını irade ediyor ve o işin gerçekleşmesini zorunlu kılıyor. Sonuç olarak eylemin gerçekleşmesi zorunlu olmakta birlikte insan o işi yapıp yapmamakta muhtardır.

Eylem, sebep ve etkenler bütününe göre zorunlu ve bu bütünün bir parçası olan insan iradesine göre mümkündür.[2]

Bu konuda faydalı kitaplar:

1-İnsanşinasi, Mahmud Recebi, 4. ve 5. bölümler. İmam Humeyni Eğitim ve Araştırma Merkezi.

2- Felsefe Öğretimi, Ustad Misbah Yezdi, c. 2. Ders: 69. Sazman-i Tabliğat İslami

3- Adl-i İlahi, Ustad Şehid Mutahhari, İslami yayınlar.



[1]. Tabatabi, Seyyid Muhammed Hüseyin, İslam’da Şia s. 78.

[2]. Tabatabi, Seyyid Muhammed Hüseyin, İslam’da Şia s. 78.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Eğer Ehlibeyt (a.s) «خُزّان العلم» ilmin madeni iseler neden kumeyl duasını Hz. Hızır İmam Ali (a.s)’a öğretmiştir?
    387 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2019/04/07
    Kumeyl duası Şeyh Tusi’nin “Misbah’ul-Muteheccid”[1] ve Seyit ibn. Tavus’un “İkbal’ul-Emal” adlı eserlerinde nakledilmiştir. Seyit ibn. Tavus bu duayı eserinde naklederken şöyle açıklama yapmaktadır: Şeyh Tusi’nin naklettiği rivayetten başka bir rivayette gördüm ki Kumeyl ibn. Ziyad Neğei diyor ki: Basra mescidinde İmam Ali (a.s)’ın yanında ...
  • Kur’an’da geçen ölüm ve cehennem azapları nasıl ilahi nimetler olarak sayılabilirler?
    3979 Tefsir 2012/03/08
    Rahman suresinde ilahi nimetler sayılmaktadır. Her nimetten sonra ‘Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?’ ayeti ile muhataplardan bu nimetler için ikrar almayı amaçlamaktadır. Bu surede çeşitli maddi ve manevi nimetler sayılmıştır. Bunların Allah’ın nimetleri olarak sayılmasının manası tümünün hayıra ve saadete neden olacağını göstermez. Onların nimet olup olmadığı ...
  • Mecusiler Kimlerdir?
    17504 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Arap dilinde Zerdüşt dinine mensup olanlar için kullanılan “Mecusi” kavramı, Yunancaya girdikten sonra “magus” şeklini alın kadim Farsçadaki “meguş” veya “megu” kavramından alıntılanmıştır. (İngilizcedeki magic kavramı bu kavramdan alıntılanmıştır). Bu kavram Arap diline girdikten sonra “Mecusi” şekline bürünmüştür. Mecusilerin dini olan Zerdüşt dini, kutsal kitaplar (Tevrat ve İncil) ile ...
  • İmam-ı Zamanın (a.c) anne tarafından büyük babasının adı nedir?
    3614 Eski Kelam İlmi 2011/12/18
    İmam-ı Zamanın (a.c) anne tarafından büyük babasının adı Yaşua’dır. O, Rum kayserinin evladı olup havarilerin ve belirgin olarak Şamun’un (Hz. Mesih’in vâsii) neslindendir.[1]  
  • Kabirde soru ve sual nasıldır ve gayri Müslimler için hangi şekildedir?
    6867 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Berzah sözlükte iki şey arasında yer alan perde ve engel anlamındadır. Istılahta ise Yüce Allah’ın dünya ve ahiret arasında karar kıldığı ve ölümden sonra insanın ilk menzili olan âleme denmektedir. Berzah âleminden kastedilen, kabir âlemidir; bu âlemde insan kıyamete dek özel bir tür yaşam sürecektir. Burada kabirden kastedilen şey ...
  • Kimler masum kavramının örnekleridir?
    5160 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    Masumluk nefsanî bir sıfat ve derunî bir güç olup taşıyanı günaha bulaşmanın ötesinde günah işleme düşüncesi ve tasavvurundan alıkoyar. Istılahta ise hata, unutma, sürçme ve günahtan korunma ve mahfuz olma anlamındadır. Genel bir sınıflandırmayla masumiyet iki çeşittir: 1- Tümel korunma ve masumiyet; 2- Güçlü ve zayıf ...
  • Selamun Aleyküm. “Emmen Yucibu’l-Muztar” duası nerede zikredilmiştir?
    15458 Pratik Ahlak 2012/08/12
    “Emmen yucibu el-muztarre iza duahu ve yekşifu’s-su” cümlesi Kur’an’da Neml suresinin 62. ayetinde zikredilmiştir: Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Her ne kadar yüce ...
  • Hamd, medh ve şükür’ün farkı nedir?
    7835 Eski Kelam İlmi 2012/02/14
    Lügatte ve Istılahta Hamd, Medh ve Şükür1- Hamd lügatte sena ve övgü manasına gelmektedir.[1] Istılahta ise iradeyle yapılan güzel iş ve sıfata denir.[2] 2- Medh ...
  • Necis elbise kuru temizleme ile yıkandığında pak olur mu?
    4319 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/09/04
    Fikhi esaslara göre necis elbisenin üzerinden necisu'l-ayn giderildikten sonra sadece mutlak su ile yıkandığında pak olur. Tevzihu'l-Mesail kitabında yer alan hükme göre su dört şart olduğunda necis bir şeyi pak eder. 1- Suyun mutlak oluşu. Buna göre mutlak olmayan sular örneğin gülsuyu, ve çay gibi sıvılar ...
  • Yolculuktayım ve yolculuğumun müddeti belli değil. Lütfen seferî kılma ve tam kılma açısından namazımın durumunu belirtiniz.
    3470 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/22
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    293434 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    184686 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112287 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    107393 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    101397 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99389 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    87994 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82067 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    81359 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73584 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...