Gelişmiş Arama
Ziyaret
11516
Güncellenme Tarihi: 2010/12/05
Soru Özeti
Cevheri hareketten maksat nedir?
Soru
Cevheri hareketi sade bir şekilde açıklamanın imkanı var mı?
Kısa Cevap

Hareketten maksat, bir şeyin kuvve (durgunluk) halinden fiil haline geçmesidir. Cevher (öz)’den maksat ise dış alemde varolabilmesi için mevzuya (yapıntı) ihtiyacı olmayan mahiyettir. Oysa arazın (ilinti) dış alemde varolması için mevzuya ihtiyacı vardır. Örneğin beyaz renk, arazdır ve varolabilmesi için dış alemde mutlaka bir mevzuya ihtiyacı vardır. Ama cevher, bağımsız bir varlık olduğundan dış alemde bir mevzuya ihtiyacı yoktur.

Bu açıklamadan yola çıkarak diyebiliriz ki, cevheri hareketten maksat şudur: Arazların değişim ve harketleri olduğu gibi her şeyin cevherininde hareketi vardır. Yani cevherler her an hareket halindedirler. Cevheri hareket, cevherin aynısıdır. Bu görüşü ilk ortaya atan Molla Sadra’dır. O, bu görüşün ispatında sağlam deliller getirmiştir. Örneğin diyor ki: Arazın hareketini herkes kabul eder. Ve biliyoruz ki arazlar, cevherlerinin varlığına bağlıdırlar. Arazın hareketide cevherin hareketinin sonucu olduğu için cevherin kendisinde de hareketi vardır.

Bazı müfessirler, Kur’an’ın ‘Ve görürüsün dağlarıda yerlerinde durur sanırsın, halbuki onlar bulut gibi geçip gider’[i] gibi ayetlerini cevheri harekete yorumlamışlardır.


[i] -Neml/88

Ayrıntılı Cevap

Cevheri hareketi açıklamadan önce hareket ve cevher’in manalarının bilinmesi gerekir.

Hareket, felsefede aşamalı değişim veya bir şeyin aşamalı olarak kuvveden (durağanlıktan) fiile geçmesine denmektedir. Yani hareket, bir şeyin onun vasıtasıyla aşamalı olarak kuvveden çıkıp fiiliyata geçme halidir. Aşamalı olmak demek, onun varlığı için varsayılan cüzlerin aynı anda bir arada olmamaları, zaman içinde yavaş yavaş varolmalarıdır.[1]

Cevher (öz), varolması için mevzuya ihtiyacı olmayan mahiyettir ve 5 kısıma ayrılır: 1) Madde, 2) Suret, 3) Akıl, 4) Nefs, 5) Cisim.[2] Oysa arazın dış alemde varolabilmesi için mevzuya ihtiyacı vardır. Örneğin, araz çeşitlerinden biri olan renk, dış alemde varolabilmesi için bir mevzu üzerinde varolması gerekir. Ama cisim gibi bir cevherin varlığı bağımsız olduğundan, dış alemde varolabilmesi için mevzuya ihtiyacı yoktur.

Cevheri hareketin (sade bir beyanla) manası şudur: Alemin aslı cevherlerden meydana gelmiştir ve bütün cevherler daima ve her an hareket halindedirler. Hatta bir cevherin renk, hacim vs. gibi arazlarının değişimi, daima hareket halinde olan bu cevherin zatındaki hareketten kaynaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle cevheri hareket, cevherin kendisidir ve yalnızca ilahi faile ve varlık bahşedene muhtaçtır. Cevherin varolması, cevheri hareketin varlığının aynısıdır. Arazların hareketi ise cevherin hareketine bağlıdır.[3] Arazlardaki değişimler, onların cevherlerinin yapısının sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yani bir cevherin arazlarının hareket halinde olduğunu kabul ediyoruz. Örneğin elmanın renginin değiştiğini görüyoruz. Bu değişim onun cevherindeki hareketten kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu değişimlerin tabiî failide onlar gibi değişmelidir. Buna göre, arazi hareketlerin tabii fail olan cevherin kendiside hareket halinde olmalıdır.

Molla Sadra’dan önce cevherin hareketi diye bir şey söz konusu değildi. Sadece bazı Yunanlı filozoflardan aktarılan bir takım sözler cevheri harekete tatbik edilebilirdi. Ama Müslüman filozofların içinde ilk olarak Molla Sadra (Sadr-ul Müteellihin Şirazi) cevheri hareketten bahsetmiş ve onu delillerle ispatlamıştır. Onun delillerinden biri şudur: Arazların, mevzularından ayrı olarak bir varlıkları yoktur. Onlar cevherlerinin varlığına bağlıdırlar. Öte yandan arazların değişim ve hareketleri bize göstermektedir ki cevherinde hareketi var. Zira bir varlıkta meydana gelen her türlü değişim, onun iç ve zatındaki değişimide göstermektedir. Netice itibariyle arazi hareketler cevherde de hareket olduğunu göstermektedir. Cevheri hareketten maksat  işte budur.

Molla Sadra’nın cevheri haraketi ispat eden delillerinden bir diğeri şudur: Her maddi varlığın zaman boyutu vardır. Zamanı olan her varlık aşamalıdır. Sonuç olarak maddi cevherinde hareketi vardır.[4] Ayrıca bazı müfessirler ‘Ve görürüsün dağlarıda yerlerinde durur sanırsın, halbuki onlar bulut gibi geçip gider.’[5] gibi bazı ayetlerin cevheri hareket hakkında olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre bütün varlıklar cevheriyle birlikte yaratılış hedefine doğru hareket etmekteler. Bu da, cevheri hareketin olduğunu ortaya koymaktadır.[6] Başka bir ifadeyle sen dağları durur sanırsın, halbuki cevheri hareketle hep hareket halindeler.

Felesefe kitaplarında cevheri hareket için genişçe başka dellilerde getirilmiştir.[7] Daha fazla bilgi için bkz:

1-Şerh-i Manzume /Hacı Molla Hadi Sebzivari (Üstad Şehid Mutahhari’nin yazısı).

2-Bidayet-ul Hikme ve Nihayet-ul Hikme/ Allame Tabatabai.

3-Esfar-u Erbaa/Molla Sadra       


[1] -Muhammed Taki Misbah Yezdi, Amuzeş-i Felsefe, c.2, s.285 ila293, Neşr-i Beynelmilel, 7. Baskı, Kum, h.ş.1386

[2] -Muhammed Hüseyin Tabatabai, Nihayet-ul Hikme, s.207; 785. Soru, Dizin: Cevher ve Araz.

[3] -Muhammed Taki Misbah Yezdi, a.g.e, c.2, s.334; Murteza Mutahhari, Makalat-ı Felsefe, c.1, s.286, İntişarat-ı Sadra.

[4] -Muhammed Taki Misbah Yezdi, a.g.e, c.2, s.335;

[5] -Neml/88

[6] -Seyyid Muhammed Bakır Masumi Hemedani, el-Mizan (Farsça çevirisi), c.15, s.578, Camia-yı Müderrisin baskısı.

[7] - a.g.e.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahmet ismi İncil’in neresinde gelmiştir?
    24943 Eski Kelam İlmi 2011/11/12
    Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Kur’an, İncil’de İslam Peygamber’inin (s.a.a) müjdeleyici olduğunu söylüyorsa, tahrif edilmiş İncil’i değil, Hz. İsa’nın (a.s) getirdiği incili kastetmektedir. Elbette tahrif edilmiş hali hazırdaki İncil’de de, bu meseleye işaret edilmesi dikkate değer bir konudur.Hz. Mesih (a.s), “Farkilit”ın geleceği müjdesini vermişti. Bu kelime ...
  • Eğer Yüce Allah Peygamber ve kullarına iyyake nabudu ve iyyake nestain demelerini buyurmuşsa, neden “kul” (söyle) kelimesi zikredilmemiştir?
    9276 Tefsir 2011/12/18
    Kuşkusuz Yüce Allah ibadet ve namazlarında istifade etmeleri için bu ayeti kullarına nazil etmiştir. Elbette benzer durumlarda genel olarak “kul” (söyle) ve “kulu” (söyleyiniz) gibi kelimler de cümle başında yer almaktadır. Ama Arap edebiyatını ve tüm dillerdeki mevcut diyalogları incelemeyle, kesin karine ve delillerin bulunması ve onların ...
  • Hadis külliyatında ‘israiliyat’ denilen bir kavram geçmektedir. Ehlibeyt mektebi kaynaklarında İsrailiyat’ın konumu ve itibarını açıklar mısınız?
    3396 2020/09/05
    İslam uleması ‘israiliyat’ kavramını İslami olmayan, özelliklede hicri ilk yüzyıl içerisinde Yahudi ve Hristiyanların İslam dinine sokmaya çalıştıkları inançlar, efsaneler ve hurafelerin tamamı için kullanmaktadır.Bu kelime ilk başta Yahudilerin İslam dinine sokmaya çalıştıkları hadisler için telaffuz edilmekteydi. Ama gerçekte bu kavram biraz daha geniş ...
  • basiret gözüyle Allah-ı görmek, kalp ile Allah-ı müşahede etmekle aynı mıdır?
    13449 Pratik İrfan 2010/12/18
    Hazreti Ali'nin (a.s.) kelamında söz konusu olan basiret gözü ile Allah-ı müşahede etme meselsi kelam ilmince Allah-ı görme meselesiyle ilgili bir konudur. Bu konuyla ilgili hak ve doğru olan görüşe göre kalbi rüyet ve tecelliden farklı olan gözsel rüyet hak Teâlâ hakkında imkânsızdır. Ama Allah ile buluşmak ...
  • Muhammed b. Osman Ömri’nin İmam-ı Zaman’ı (a.c) hac mevsiminde gördüğü iddiası doğru mudur?
    6183 Eski Kelam İlmi 2011/07/21
    Her ne kadar böyle bir iddiada bulunan kimseden kabul edilmesi mümkün olmasa da İmam-ı Zaman’ı (a.s) gıyap döneminde görmek esasen kesin ve makbul bir husustur. Hz. Hüccet’in (a.s) ikinci naibi halk ile İmam arasında irtibatı sağlayan vasıta olması nedeniyle, kuşkusuz küçük gıyap döneminde bu görüşme ...
  • Ayakların üstünü mesetme konusunu hadisler ile ispatlayınız?
    7591 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    “Vesailu’ş - Ş,a” gibi Şia’nın Muteber Kitaplarında İmamlardan (a.s.) nakledilmiş olan hadislere baktığımızda abdest alınırken başın ön kısmının ve ayakların üstünün Mes edilmesinin vacip olduğunu görürüz. Keza hadislerden istifade ediliyor ki ayaklar Mes edilirken sağ ve sol sırasını dikkate alarak ayakların parmaklarından başlayarak ayaklarda var olan çıkıntıya ...
  • Acaba fakihler Cuma namazının seçmeli farz olduğu konusunda görüş birliğine ulaşmışlar mıdır?
    3294 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2018/11/11
    Cuma namazı, masum imamın fiziki huzurunun olduğu, diğer şartların imkânı ve takiye gerektirecek bir durum olmadığı taktirde hükmü aşikardır. (Yani farzdır) Gaybet döneminde çeşitli hükümler Cuma namazı hakkında beyan edilmiştir. Bu görüşlerden en meşhur olanının “Cuma namazı seçmeli farz” olduğu söylenebilir. Hatta bazı fakihler Cuma namazının seçmeli ...
  • Mersiye okuyucuların her yıl mersiyelerine ekledikleri yeni şeylerin sakıncası yok mudur?
    8088 تاريخ بزرگان 2009/01/29
    Aşura kıyamı ve Kerbela tarihinin iki sayfası vardır: Biri yiğitlik ve iftiharla dolu nurlu ve beyaz bir sayfa, diğeri benzersiz veya eşine az rastlanır bir cinayetin işlendiği bir facia oluşu. Bu yüzden Kerbela’da meydana gelen musibetleri imkansız ve akla aykırı olarak algılamamak gerekir. ...
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6913 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Kimler İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halindedirler?
    12383 Eski Kelam İlmi 2012/10/24
    İmam-ı Zaman (a.c.f) ile irtibat halinde olmanın teorik temelleri ve bunun değişik türleri kendi yerinde incelenmelidir. Bununla birlikte Şia ulemasının bazı muteber kitaplarında Mukaddes-i Erdebili, Seyit Bahru’l-Ulum, Seyit b. Tavus ve başka birçok büyük şahsiyetin görüşmeleri belirtilmiştir. Aynı şekilde birçok birey de İmam-ı Zaman (a.c.f) ile özel ...

En Çok Okunanlar